YENİDEN
Bölüm 4
Ertesi sabah Gamzeli Kafe'de masalardan birine oturmuş sohbet eden iki kadınında yüzü gülüyordu. Gamze hamile olan arkadaşına kendi yaptığı pastalardan birini ikram ederken aynı zamanda ona eşlik de ediyordu.
"Bayılıyorum senin şu çikolatalı pastalarına. Bu hayatta yapabildiğin en iyi şeyin pasta olması gerçekten çok acı." Betül ağzındaki pastanın tadını çıkara çıkara yerken bir yandanda Gamze'ye takılıyordu. Cidden Gamze'nin pastalarını kimseninkine değişmezdi.
"Benimle iyi geçin yoksa o pastaları bir daha rüyanda görürsün."
"Başka pastaneden alırım." diyerek omuz silkti Betül. Onun bu rahat ve doğal tavrı karşısında Gamze'nin dudakları aralandı. Zaten bunu yaptığını duymuştu. Betül evlilik yıldönümlerinde ona değil bir başkasına pasta yaptırmıştı. Şimdi böyle açık açık kendi ağzıyla söylemesi hayret vericiydi gerçekten.
"Seni gidi pis şişko!" dedi çirkinleşerek. "Bu kaçıncı ihanetin, sayamadım doğrusu! İnsan söylemeye utanır be!"
"Ama hayatım işim çok acildi. Ben pastayı sipariş ederken muhtemelen sen güzellik uykunu uyuyordun." dedi Betül masumca. Bu tatlı halinin Gamze'yi yatıştırmaması beklenemezdi. Hele hamile oluşu Gamze'yi yumuşatan hatta jöle kıvamına getiren yegane özelliğiydi. Betül'e çok trip atardı ama kıyamıyordu işte. "Sen bebişe dua et."
"Erkek olursa büyüdüğünde seninle evlendireceğim."
"Sence ben onca yıl bekleyebilir miyim? Doğama aykırı!"
Betül kahkaha atarak sandalyesine yaslanırken Gamze de hafifçe gülümsedi. Maksadı Ersan'ın verimli topraklarını işgal edip kendi çorak topraklarıyla bir bütün yapmak, onun her şeyine sahip olmaktı. Bunun için bekleyebilirdi sadece. Bu hayatta sabırla bekleyebileceği tek şey Ersan olurdu. Ve eğer bir gün biriyle evlenecekse bu kişi yine Ersan'dan başkası olamazdı. Hayalinde bile başkasını canlandıramıyordu.
"Aman zaten benim oğlum taptaze, çıtır kızlar dururken buruşmuş kadını ne yapsın!" diyerek Gamze'ye takılmaya devam etti Betül.
Gamze alayla güldü. "Sen kendi bitik, yitik, yıkık, dökük, biçare, zavallı, ezik, sefil..."
"Sadede gel..."
"Yani sen kendi haline baktın mı? Göbeğin bağımsızlığını ilan etmiş, kendi cumhuriyetini kurmuş. Kilo desen almış başını gidiyor. E doğurunca veremeyeceğin kilolar ve buna ek olarak iğrenç çatlakların olacak. Deforme olan vücudunun bakılacak yeri kalmadığında aldatılma olasılığın sence kaçta kaç?" Betül'ün şok olmuş yüzüne bakıp küçük bir hesap yaptı Gamze. "Dur ben söyleyeyim. %100!" Betül'ü gerçeklerle yüzleştirdiği için kendiyle övünüyordu. Sonuçta erkek kısmına belli olmazdı. Bir şeyin daha iyisini gördüler mi hemen eskisini bir kenara bırakırlardı. Bu düşüncesine göre, Ersan'da Yonca'yı bırakıp ona gelecekti tıpış tıpış. Çünkü Gamze, en iyisiydi.
Ahmet'in yanlarına gelmesiyle şımarık bir gülümsemeyle ona çevirdi başını. "Leydim, şu adam sizi soruyor?" diyerek işaret parmağıyla tezgah tarafını işaret eden Ahmet'in gösterdiği yere bakarken, Betül'ün sesini duydu. "Leydim mi?" diye sormuştu genç kadın kaşlarını çatarak gülerken. Gamze şu an onunla uğraşamayacak kadar karmaşıktı. Çünkü o gördüğü adam...Ersan'ın ta kendisiydi!
"Onun burada ne işi var?" diye mırıldandı şaşkınlıkla. Sürekli koşuşturan tarafın kendisi olacağını sanıyordu.
"Sizinle görüşmek istiyormuş, Leydim." Ahmet'in saygı çerçevesindeki ciddiyetli tavrı karşısında Betül kıkırdamaya devam ederken Gamze tüm şapşallığıyla ayağa kalktı. Ersan'ın burada, Gamzeli Kafe'de, hiçbir zaman gelmeyeceğini düşündüğü bu yerde ne işi vardı?
