Jimin kızarmış gözlerini ovalayıp son 26 saattir yaptığı gibi tekrardan bilgisayar ekranına dikti gözlerini.
Üç gün daha geçmişti ama aradıkları adamdan tek bir iz bile yoktu. Üç gündür Park Jimin çok az bir süre uyuyor ve uykusunu almadan kalkıp araştırmaya devam ediyordu.
Gözleri ekrana fazla bakmaktan ve uykusuzluktan kızarmış, gözaltları morarmıştı. Mezardan yeni kalkmış gibi duran hali, Jungkook'un tabiriyle lanet bir yürüyen ölüye benziyordu.
"Biz geldik millet!"
Seokjin hyungunun sesiyle istemsizce heyecanlanmış ve kafasını geriye çevirerek odaya girenlere bakmıştı. Aralarında Min Yoongi'nin olmamasıyla sebepsiz bir hayal kırıklığıyla tekrar kafasını bilgisayar ekranına çevirmiş ve çalışmasına kaldığı yerden devam etmişti.
"Hoşgeldin hyung."
Seokjin sessiz ortamda gözlerini gezdirmiş ve tek Jimin'in ayakta olduğunu görünce şaşırmıştı.
"Küçük John ve yandaşları nerde, Robin*?"
Namjoon elleri ceplerinde içeri girdiğinde turuncu afetten başkasını göremeyince meraklanmıştı.
Jimin ekrandan gözlerini ayırmadan hyunglarının duymasını umduğu bir tonda mırıldanmıştı.
"Arkana bak, hyung. Hoseok hyung yerde, Tae ve Kook da koltukta uyuyorlar."
İkiside arkalarını döndüklerinde gördükleri manzarayla Namjoon kıkırdarken, Seokjin kaşlarını kaldırmıştı.
Tıpkı Jimin'in dediği gibi Taehyung ve Jungkook birbirlerine sarmaş dolaş girmiş halde koltukta yatarken, Hoseok gayet rahat bir şekilde yerde yatıyordu.
"Yer fantezisi falan mı var?"
Jimin yine ekrandan gözlerini ayırmamış, tepki olarak sadece kafasını kaşımıştı. "Bir nevi, üç yıl önce bu evi ilk aldığımızda sadece bir yatak vardı, koltuklar yoktu ve hyung aramızda yaptığımız kurada kaybederek o gece yerde yattı. Bilemiyorum, büyük ihtimalle acayip hoşuna gitti ve o günden beri ne zaman bir şey yapacak olsak onu yerde yapıyor, paspas psikolojisi sanırım. Üzerine basmayın yeter."
"Jiminie..."
Seokjin küçük olanın çökmüş yüzünü gördüğünde şefkatle yanına yaklaşmış ve ellerini omzuna koyarak hafifçe sıkmıştı.
"Yorgun görünüyorsun Jimin-ah. Kendine bu kadar yüklenmemelisin. Biraz dışarı çık, taze oksijen tüket."
Yüzlerini hizalayarak gözlerine yansımış haylaz parıltılarla küçüğüne baktı büyük olan.
"Hem, geldiğimizden beri sormak isteyip de sormadığın şeyi biliyorum. Yoongi'yi aramızda göremeyince yüzün asıldı. Ona yemek götürsene. İşi var ve kendine hiç bakamıyor, hem temiz hava alırsın hem de soğuk savaş yaptığın hyungunu görürsün."
"Hyung bilemiyorum, doğru olur mu ki?"
Büyük olan kaşlarını çatmıştı. "Adam aç ve ben üşeniyorum Jimin-ah. Hyungunu mu kıracaksın? İnan o huysuzlukla birde üstüne aç kalırsa beni bile yer o herif! Eh hadi çabuk!"
"Hyung bu benim işim de-"
"Sana kimchi jjigae yaparım."
"Adres ne demiştin hyungnim?"
Park Jimin kimchi jjigaeye bayılırdı ve Kim Seokjin kelimelerini iyi kullanan bir lafbazdı. İki kelime ile Park Jimin değil birkaç kilometre, on saatlik sürecek uçak yolculuğu yapmaya bile razıydı çünkü bu dünyada kimchi jjigaeden daha lezzetli bir şey varsa o da maharetli birinin yaptığı ev yapımı kimchi jjigaeydi.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
illegal | yoonmin
FanficPark Jimin ülkenin en iyi hackerlarından oluşan prestijli bir çetenin üyesiydi.
