Introduction to Technology

132 46 26
                                        

   (Bölüm müziği: Michael Buble-Feeling Good)

Evin çalışanlarıyla da tek tek selamlaştıktan sonra Kendall ve Robert'e dönerek:

"Buyurun o zaman, hoşgeldiniz" dedim.

Fatih yanıma gelip elimi tuttu:

"İyisin değil mi Ömer? Bir haftadır senin iyileşmeni bekliyorduk, Ada senin, uzaklarda yaşayan amcamız olduğunu söyledi" dedi.

Ada bana bakıp, kaşlarını kaldırdı gülümseyerek. Daha sonra da yanıma gelip kulağıma fısıldadı:

"Onlar dondurulma olayını bilmiyor."

Başımla tamam dedikten sonra Fatih'e dönüp:

"İyiyim. Hemde çok iyiyim. Ne kadar iyi olduğumu görmek ister misin?" diyerek onu hızla kucağıma aldım ve birkaç kez havaya atıp tuttum. Kahkahalar atıyordu. Bu ona da, bana da çok iyi gelmişti.

Eve girdiğimizde ufak bir hayal kırıklığı yaşadım. Bu ev, bana göre fazla moderndi;

Salona upuzun bir sofra kurulmuştu

Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.


Salona upuzun bir sofra kurulmuştu. Çeşitli yiyecekler, içecekler... Sanırım akşam küçük bir kutlama yapacaktık. Kadın hizmetlilerden biri yanıma gelerek:

"İsmim Defne efendim, size evi gezdireyim" dedi.

"Aslında çok yorgunum Defne" dedim.

"Onu odanısına götürün o halde " dedi Robert ve bana dönerek telaşlı bir biçimde:
"İyisiniz değil mi? dedi. Elini omzuma koyarak devam etti konuşmasına:
"En ufak rahatsızlığınızı bize bildirin. Önemli bir şey olabilir"

"Hayır" dedim. "Şimdilik sadece yorgunum."

Defne, eliyle buyurun diyerek, önümden yürümeye başladı. Ben de çocuklara dönüp:

"Çocuklar, ben bir saat kadar uzanıp dinleneceğim. İsterseniz yemeğe başlayabilirsiniz. Lütfen beni affedin. Gerçekten çok yorgunum. Hemen döneceğim."
dedim ve Defne'nin arkasından yürümeye başladım. İlerleyen koridor hastanenin koridoruna benziyordu, evin duvarları da tamamen camdandı. Bu biraz ürkütücüydü benim için ama arabadayken Robert, evin güvenliği hakkında uzun bir konuşma yapmıştı benimle, yani Güvendeydim. Endişelenecek bir durum yoktu. Acilen kıyafetlerimi çıkartıp, eski günlerdeki gibi rahat rahat, sere serpe yatmak istiyordum. Bir asansöre binip dördüncü kata çıktık. Bu katta geniş bir hol ve yalnızca bir kapı vardı. Odanın kapısına geldiğimizde hizmetli bana dönüp:

"Evet efendim... Eviniz bugüne dek binlerce kez restore edildi. Bu kapı da sizin için özel bir kapı. İçerisi dizayn edildiği gün takıldı ve hiç açılmadı" dedi.

Gerçektende kapının üzerinde siyah, jel bir kaplama vardı. Hizmetli bir ucundan tutup çekti ve jel bir kalıp halinde kapının üzerinden kayıp yere düştü. Beyaz, mat bir camdan yapılmıştı kapı. Görüntü itibariyle açmak için bir kulpu bile yoktu. Dümdüz görünüyordu. O siyah jel, başından beri kapının üzerinde olmasaydı, orada bir kapı olduğunu bile göremezdim. Bu, bu kata her geldiğimde kapı arayacağım demek oluyordu. Bu saçmalığı nasıl aşabileceğimi soracakken, elimi alıp kapının üzerine bastırdı. Şaşkınlıkla yüzüne bakıyordum ki, kapının üzerinde, mavi yazılar belirmeye başladı. Resmen birazdan kayıt olacaktım kapıya. Hizmetli hızlı bir şekilde bilgilerimi yazdı. Ardından kapı göz taraması istedi, yaklaştım ve göz kaydı da bitti. Sırada tek tek parmak izi alacak, ardından da elimin bütününün izini alacaktı. Anlaşılan rahatlamama daha çok vardı. Bütün kayıtları yaptıktan sonra kapının kenarından karşıya doğru 1 metre uzunluğunda lazer ışığı yansıdı. Hizmetli:

2470 Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin