12- Kavga

9 1 0
                                    


Olduğum yerde nefesimi tutmuştum. Sanırım burda ölmek her şeyden çok daha kolay olabilirdi.

"Fazla gerginsin!" Dedim sakinliğimi korumaya çalışarak. O ise bana birkaç adım daha yaklaşmıştı.

"Her nerden bakarsan bak kaybeden sen olacaksın! Bi beş kilo on kilo da hikaye değil mi zaten? Sen bizim malımıza mecbursun!" Gözlerini yummuştu. Silahı indirdiğinde dudaklarını büzerek etrafını incelemişti.

"Malı ver!" Dedi elini uzatarak.

"Para?" Arkasındaki bir adama işaret ettiğinde bir çanta getirmişlerdi. Korumalardan biri bana çantayı uzatınca bir adım geri gittim.

"Aç içini!" Bıkkınlıkla adam açıp gösterdiğinde çanta değişikliği yapmıştık. Her iki taraf için de karlı olan bu işte bugünlük bitmişti. Bundan sonra malı üstüne anlatacak ve o alacaktı. Bununla işimiz bitmiş sayılırdı. Ve en son en büyüğü ve en iyi müşterimiz geliyordu. Tabi hepsi birbirine zincirleme bir şekilde bağlıydı fakat benim işim bitmişti.

Otelden çıktığımda dış kapıda arabasıyla bekleyen Engin'e doğru yürüdüm. Arabanın dışında ön tarafa dayanıyordu.

"Biraz daha gelmeseydin geliyordum!" Dedi telaşı dinmişçesine.

"Ben her zaman kendi başımın çaresine bakarım gerek yoktu." Kaşlarını çatarak elimdeki çantaya baktı.

"Nasıl ya malı vermedin mi?" Kafamı olumsuz anlamda salladım.

"Hayır, parayı aldım!" Gözleri kısılmış ve ağzı hafif aralanmıştı. Elini koluma atarak bana biraz daha yaklaştığında aramızda sadece bir çanta farkı vardı.

"Nasıl yaptın?" Dedi hayran olmuşlarına bakıyordu.

"Kız gibi!" Dediğimde kaşlarını kaldırmış ve yüzümü incelemişti.

"Para için Nick bir şey dememişti. Almayabilirdin!" Dişlerimi sıkarak kafamı ondan başka yöne çevirmiştim. Nick'in adını duymak bile sinirlerimi bozuyordu.

"Almak istedim ve aldım niye daha fazla uzatıyorsun ki!" Dediğimde ondan geri adım atacakken belimden tutmuştu. Çatık kaşlarımla ona bakarken anlayamadığımı ifade etmek için kımıldamamıştım.

"Tabii ki. Sen istersin ve alırsın! Sadece... Sadece çok etkilendim!" Yine sessizce Engin'in yüzüne baktım. Yüzünü yüzüme yaklaştırırken Timuçin dışında herhangi biri olması midemi bulandırdığı ve her nasıl olursa olsun bana Timuçin'i hatırlayacağı için kafamı biraz geri çekmiştim.

"Bak Engin..." Derin bir nefes vererek ve biraz da sinirle beni bıraktığında dudağımı ısırmaya başlamıştım.

"Hayır ama neden?" Demiş ve birkaç adım dolanmıştı.

"Bak Nick bunu illa ki öğrenir Engin. Sana veya herhangi birine benim yüzümden zarar gelmesini istemiyorum anladın mı?" Kafasını olumsuz anlamda sallamıştı.

"Nick? Nick! Nick! Koca bir dağ değil mi?" Kafamı olumsuz anlamda salladım.

"Hayır sorun o değil. Evet o da var ama sadece o değil. Eğer hayatımda Nick olmasaydı bile yine olmazdı!" Ne kadar kibarca söylemeye çalışsam da kırıldığı kesindi.

"Sorun değil, sadece bilmeni istiyorum." Kulağıma doğru yaklaşmıştı.

"Nick'in asla öğrenemeyeceği şeyler de yapabilirdik!" Bu sefer ona tiksinerek bakmaya başlamıştım. Vasat herif.

"Bunu ben alayım!" Diyerek elimdeki çantayı alarak arabaya binmişti. Benim hala şaşkınlıkla karışık yüz ifadem düzelmemişti ve bindiği arabada beni beklemesini izledim. Arabaya yaklaşarak camdan eğildim.

KARMEN Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin