TimuçinDoğan'ın doktoruyla konuşmaya gitmiştim. Ailesi daima onun yanındaydı fakat bugün üstlerini değiştirip duş almak için gittiklerinde iki dakika Doğan'ı yalnız bırakmam gerekmişti.
"Hayati tehlikesi yok! İki gün sonra son testlerden sonra çıkabilir evde istirahat edebilir!"
"Çok şükür!" Dediğimde ayaklarındaki durumu söylemesini korkuyla bekliyordum.
"Sorun şu ki kazanın etkisiyle ayaklarını uzun bir süre veya kalan hayatı boyunca kullanamayacak!" Dolan gözlerimi doktordan ayırmamıştım.
"Bir yolu yok mu? Herhangi başka bir tedavi?" Kafasını ümitsizlikle salladı.
"Fizyoterapist'e gitmesi gerekecek ama ondan da ne kadar verim alırız bilmiyorum. Fazla ümitlenmeyin derim!" Bir süre bakışmamız ardından bana başıyla selam verip gitmişti.
Doğan'ın odasına girdiğimde gülüyordu.
"Nasıl yani yan odamda uyuşturucudan aradığımız kız mı yatıyor?" Diye sorunca onu kafamla onaylamıştım. O daha hiçbir şey bilmiyordu. Karmen'i bile anlatamamıştım ona.
"O değil de şimdi bu hastalık işine yıllık izni katmasınlar bir de!" Dediğinde işte o an tutamamıştım gözyaşlarımı.!" Beni böyle görünce yanına oturmuş ve ellerimi dizlerine koymuştum.
"Ne oldu oğlum? Ayağım uyuşmuş olmalı hiç hissetmedim dokunduğunu!" Dediğinde bu sefer göz yaşlarım hıçkırığa dönüşmüştü. Kendimi toparlamaya çalışarak yüzüne baktığımda olumsuz anlamda kafamı sallıyordu.
"Olamaz öyle bir şey değil mi?" Dediğinde derin bir nefes vermiştim.
"Doğan..."
"Ayaklarını..."
"SUS!" Diye bağırdığında kalbinin nasıl parçalandığını o an içimde hissedebilmiştim. Göz yaşları ve öfkesi akıyordu. Ona biraz daha yaklaştığımda beni geri ittirmeye çalışıyordu.
"Yalan söylüyorsun değil mi? Şaka yapıyorsun şuan. İşten kaytarmaya çalışıyorum diye!" Hala hıçkırıkları dinmemişti. Kollarımla onun kollarından sarmıştım.
"Doğan.. Üzgünüm!" Ona sarıldığımda o daha çok bağırmaya başlamıştı.
"Bana yalan söyleme!!" Ondan ayrıldığımda sakin bir şekilde gözlerimin içine baktı. Kıpkırmızı olan gözleriyle önce ayaklarına sonra bana baktı.
"Timuçin! Bana şaka yaptığını söyler misin?" Dediğinde kafamı eğerek bakmıştım. Odaya yine onun başında beklemiş olan kadın doktor girince Doğan onun gözlerine bakmıştı.
"Bana yalan söylüyorsunuz değil mi?" Bu sefer ona sorunca kadın kafasını olumsuz anlamda salladı.
"Nasıl ayaklarımı kullanamayacağımı söyler misiniz?! Ben polisim! POLİS!" Diye bağırdığında ben birkaç adım geri gittiğimde Doktor Arzu Hanım ona doğru yaklaşmıştı.
"Sakin ol! Tamam mı? Şuan hala hayattasın ve bu bir çok kişi için çok önemli bir şey. Bunun farkına var!" Sessizce cevap vermişti Doğan.
"Sence artık benim hayatımın benim için bir önemi var mı?" Kadın elini Doğan'ın yüzüne götürmüştü. Göz yaşlarını sildiğinde ise tekrar konuştu.
"Seni seven bir çok kişi var bunu düşün tamam mı?" Doğan kafasını tamamen bizden uzak tarafa çevirmişti.
"Uyut beni!" Dediğinde yatağa tamamen yerleşmiş ve gözlerini yummuştu. Kadın onun önünün olduğu tarafa dönünce Doğan tekrar konuştu.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
KARMEN
Ficción GeneralHarika müzikler, sarhoş insanlar, çeşit çeşit içkiler, alımlı kadınlar, heryerde dönen disko ışıklar, yakışıklı bir Dj... Eğlenmek için mükemmel bir mekan öyle değil mi? Aslına bakarsanız benim için değil! Ya da şöyle söyleyelim kendi dünyamın eğlen...