Karmen
Hava kararmış sayılırdı ve Engin, Karahan ve Özgür'le birlikte orada o anda olacak beş kişilik guruba bakıyordum. Sürekli devriye yapan üç tane beş kişilik gurup varmış ve bizim oradan geçeceğimiz saat orada olacakları Ahmet ayarlamıştı.
"Engin ben sana bir şey soracağım?" Kafasını kağıttan kaldırarak
"Evet!" Dedi. O esnada da diğerleri sorumu duymak için bekliyorlardı."
"Eğer bunların hiçbiri işe yaramazsa son plan ne?" Derin bir nefes vermişti.
"Beş kişilik mezar!" Kaşlarım anında çatılmıştı.
"Nasıl beş kişilik mezar. Beş kilo uyuşturucu için mi?" Başıyla 'evet' anlamında onayladı.
"Delirdiniz mi siz iyice?"
"Birincisi bunu biz kendi kafamızdan uydurmuyoruz Nick emrediyor, ikincisi de sen böyle şeyleri kafana takan biri değildin şimdi ne oldu? Hele polislere!"
"Böyle şeyleri kafama takacak biri değil mi? İnsan öldürmek? Beş masum insanı!" Karahan anlayamayarak kafasını salladı.
"Ee ne olmuş?"
"Ciddi misin sen şu an?" Gözlerini devirmişti.
"Evet insan öldürmek biraz fazla ama bu bizim elimizde olan bir şey değil. Buna üzülmekte bir şey değiştirmez anladın mı bu ilk kez olmuyor bunu sen de biliyorsun!" Evet biliyordum ama bu sefer çok daha acımasızca gelmişti.
"Kızım sen aşık falan mı oldun ne bu börtü böcek merhameti!" Engin yine konuşmuştu yanındaki birasından içerek.
"Börtü böcek dediğin beş kişi insan! İnsan!" Hala boş boş bakıyorlardı. Özgür ise sadece dinleme taraftarı olmuştu.
"Aramızdan kim yapacak bunu?"
"Sen bunu bu kadar şey etme tamam mı? Sana sadece denileni yapmayı bilen birisin ve bunu yapmaya devam et!" Engin net bir şekilde konuştuğunda dudağımı ısırmıştım. Sessizce arkama dayanarak elimdeki kişinin dosyasını okumaya başladım.
Beş kişilik bir aile ve kızı kanser hastası. Yani paraya ihtiyacı olan aciz bir baba. En kötü ihtimal onu öldürmek belki de bir kızı öldürmek.
Belki de haklılar fazla bi merhamet oluşturmuştum. Kendime gelsem iyi olurdu.
Engin'in telefonu çalmıştı. Arayan Nick idi. Demek ki benim dışımdaki insanları telefonla arayabiliyordu.
Konuşmalarının bitmesini bekledik. Ardından ise kapatınca Engin kendisine söylenenleri bir bir bize aktardı.
"Arkadaşlar Gürkan diye bir adam olmayacakmış son anda bir aksilik olmuş onun yerine başka biri geçmiş ve Ahmet Nick'e demiş ki gerçekten zor bir polismiş! Paraya falan da ihtiyacı yokmuş!" Herkes üzüntüyle birlikte strese girdiklerinde ben de dinlemeye devam ettim.
"Kimmiş?"
"Yollayacak birazdan!" Mesaj sesiyle Engin tekrardan telefonunu açtı.
"Adı.." kaşlarını çatmıştı. Okuyamadı sanırım.
"Temuç.. Timuçin." Dediğinde kaşlarım anında kalkmıştı.
"Hangi Timuçin?" Bana onun soyadını okuduğunda asla emin olmak istemeyeceğim şeyden emin oldum. Gerçekten bizim Timuçin'di. Oturduğum yerden dizimi titretmeye başlamıştım. Hiçbir şey çaktırmamaya çalışsam da bu çok zor oluyordu. Kalbime giren ağrı dinmemişti bir türlü.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
KARMEN
General FictionHarika müzikler, sarhoş insanlar, çeşit çeşit içkiler, alımlı kadınlar, heryerde dönen disko ışıklar, yakışıklı bir Dj... Eğlenmek için mükemmel bir mekan öyle değil mi? Aslına bakarsanız benim için değil! Ya da şöyle söyleyelim kendi dünyamın eğlen...