Kainatı içime almış, kefenini giymiş ormanda bir o yana bir bu yana koşup duruyordum. Nefes nefese kalan bedenime oksijen fazla gelmişti. Dudaklarım hiç kapanmadan derin derin nefesler alıyor, karşımdaki ölü bedene bakıyordum. Bedenime fazla gelen o...
Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
5.Bölüm; Ölüme 5 Kala Ömrümü Düşündüğün İçin-
Ölüm neydi?
Ahiret yolculuğu, ebedî uyku, emrihak, irtihal, memat ve mevt. Hepsi ölümün bir doğuş olduğundan, ruhumuzun farklı bir yerde hayat bulmasından bahsederken, bu sonsuz kelimenin diğer bir anlamı da 'sona ermek, yok olmak ve ortadan kalkmak' idi.
Hangisine inanmalıydım?
Yeniden doğuşa mı yoksa yokluğa mı?
Hangisi beni mutlu ederdi?
Yeniden doğuş mu yoksa tamamıyla yok olmak mı?
Hayatını havada uçuşan titrek bir yaprak gibi geçirmiş aciz bir insanı ne mutlu ederdi?
Evet, mutluluğa inanmak mutlu ederdi. Ancak neredeydi mutluluk, ölüm de mi?
Ölüm beni, Sara'yı yok edecekse ben ne zaman mutlu olacaktım? Bu aciz Sara dünyanın bütün yükünü saçlarında toplayıp, o saçları keserek mi yükünü atacaktı?
Yükümü bırakacağım bir limanım olsun istiyordum; yükümü saç köklerimde taşımak değil.
Bir hayatım olsun istiyordum; bu hayatı tekrar farklı bir anne, farklı bir baba ve bana yoldaş olacak kardeşlerimle yaşamak istiyordum. Ben bu hayatı gerçekten yaşamak istiyordum. Ben hayatı istiyordum, ben yaşamak istiyordum ve ben bir şans daha istiyordum.
Şuan karşımda alnına silahın namlusu dayatılmış bir vaziyette duran Eren'in ölüme yakınlığıydı bana tüm bunları düşündürten.
O şüphesiz ki ölecekti, buradan kurtuluşumuz yoktu.
Ondan sonra sıra bana gelecekti ancak ben bir kadındım, beni öldürecekler miydi?
Fahişe olduğumu düşünen bir canavar topluluğunun beni öylece öldüreceklerini düşünmüyordum. Beni iğrenç zevklerine ortak edip, bütün ruhumu emdikten sonra, ruhsuzluğuma ev sahipliği yapan cesedimi de küle döndüreceklerdi. Bunu anlamak için zeki olmama gerek yoktu, bir gazetenin üçüncü sayfa haberlerini okumam yeterliydi.
"Meraklanma Eren Hekimoğlu, yakında babanda yanına gelecek!"
Adamın tetiği çekmeden önce kurduğu son cümle ile ortamı büyük bir sessizlik kaplamıştı.
Tetik çekilmişti, kara perdelerini çeken gözlerime rağmen o ufak, son ışıkta bunu görmüştüm.
Neler oluyordu?
Bedenim olayın şaşkınlığıyla kara perdelerini sonuna kadar çekince üst üste tetiğe basan Yahya denen adamın kasılan suratı ile karşılaşmış, derin bir nefes almıştım.