Başımın arkası ağrımış bir şekilde uyanmıştım. Ne olmuştu? Gözlerimi yavaşça açarak etrafa baktım. Burası Elenaların eviydi. Peki neden ben yerdeydim? Kafamı kaldırdım koltuğun olduğu tarafa baktım. Elena çok rahat bir şekilde uyuyordu. Sonradan her şey açığa kavuştu. Biz film izlerken uyuya kalmış olmalıyız. Korku filminden sonra çok sıkıcı bir film açmıştı. Elena ile yatmak ölüm gibiydi. Bir bakmışsınız yataktasınız ardından üstünüzde, size çok sıkı şekilde sarılıyor halde ya da şimdiki gibi kendinizi yerde bulabilirsiniz. Ayağa kalktım. Andrew ortalıkta yoktu. Ne zaman gittiğini hatırlamıyordum. Karnımın acıktığını hissettim nasıl mı? Sizin de karnınızdan garip sesler gelse siz de anlarsınız. Karnımı tutup mutfağa doğru giderken birden karşıma Andrew çıktı.
"O ses nereden geldi?" dedi bir anda. Şaşkınlığımı gizleyemedim. Dün akşam burada mı kalmıştı? Karnım tekrardan o garip sesi çıkardı. Andrew birden çok sesli bir şekilde gülmeye başladı.
"O ses senden mi geliyor? Gerçekten acıkmış olmalısın." dedi. Bir an kahkahası arasında boğulacak zannettim. Gözlerimi devirip mutfağa gittim. İçeriye girdiğimde hiç beklemediğim bir manzarayla karşılaştım. Andrew kahvaltı hazırlamıştı. Omlet, kızarmış ekmek, krep ve nutella masanın üzerinde mükemmel şekilde duruyordu. Arkamı döndüğümde Andrew'un bana sırıttığını gördüm. Ama bu seferki diğerleri gibi değildi. Daha içten geliyordu, gerçekti. O sıra Elena Andrew'un arkasında belirdi.
" Günaydın! Diana'nın karnı bir türlü susmadı hadi kahvaltı edelim. " dedi. Masaya doğru yaklaşınca o da en az benim kadar şaşırmıştı.
" Andrew kahvaltıyı sen mi hazırladın? Diana omleti çok güzel yapar bence yemelisin. Gerçi yemek konusunda tek yapabildiği şeyin omlet olduğunu düşünüyorum ama olsun yine de çok güzel. " dedi ve masaya oturdu. Ben de Elana'nın yanına oturdum. Omletin tadına baktım. Gerçekten de çok güzel yapmış. Ardından diğerlerini yedim ama omlete aşık olmuştum.
"Daina omletimi beğendin mi? " dedi Andrew.
"Evet gerçekten çok güzel olmuş, teşekkürler. " dedim.
" Biliyorum. Çünkü ben yaptım." dedi Andrew. Evet kesinlikle eski Andrew geri gelmişti. Hiçbir cevap vermeden masada oturmaya devam ettim. Elena ve Andrew muhabbet etmeye başlayınca ben de salona gidip telefonumu aldım. Dün gece uyuya kalınca Oswin'e mesaj atamamıştım. Telefonu alıp yazmaya başladım.
'Günaydın!!! Dün mesaj atamadım kusura bakma. Korku filminden sonra sıkıcı bir film izledik. Uyuya kalmışız.' dedim.
"Diana sana bahsettiğim parti bugünmüş. Hazırlanmamız lazım. Çok işimiz var. " diye bağırdı Elana. O sırada da Oswin'den mesaj geldi.
'Günaydın. O zaman hatanı bu geceki partide telafi edersin. Geliyorsun değil mi?'
"Geliyorum Elana sen yukarı çık. " diye seslendim ve mesaja cevap yazmaya başladım.
'Evet geliyorum. Orada görüşürüz o zaman' dedim ve telefonu şarja takıp yukarı çıktım. Elena saçlarını düzleştirmeye başlamış bile. Ben de maşayı alıp işe koyuldum. Yarım saat sonra anca saçlarımız bitmişti. Elena düz saçlarının üzerine papatyalardan oluşan halka şeklinde taç takmıştı. Ben de maşalar doğal görünsün diye onları açmıştım. Ben parti insanı değilim ama beni yargılamayın Oswin'den orada olacaktı ve güzel gözükmem lazımdı. Makyajı Elena'ya yaptırdım. Çünkü bu konuda çok yetenekliydi. Eyeliner ve toz pembe ruj sürmüştüm. Doğal duruyordu. Elena ise eyeliner, rimel, ruj, biraz da allık sürmüştü. Elena gerçekten makyajı çok seviyordu. Tulumumun altına uyumlu olacak şekilde pembe ve siyahtan oluşan ayakkabı giymiştim.
"İşimiz bittiğine göre gidelim. Diana sen çanta alıyor musun? " dedi Elena. Elimde tuttuğum siyah küçük çantayı havaya kaldırdım. Elimden alıp telefonunu içine koydu ve tekrardan elime verdi. Aşağı indiğimizde Andrew merdivenlerin başında bekliyordu.
"Çok güzel olmuşsun Diana" dedi. Bu sefer suratında gerçekçi bir ifade vardı. Aynı bu sabah olduğu gibi.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Kutup Yıldızı
Literatura FemininaÖncelikle merhaba :)) Bu benim ilk kitap denemem olucak ve umarım çoğu kişi okur... Hemen hemen herkesin (buna ben de dahilim) okuduğu kitaplar yabancı olup Türkçe'ye çevrilmiş oluyor ve böylelikle istemesek de yabancı isimlere alışmış oluyoruz. Ör...