Sıcak beni mayıştırırken güneşin tenimi kavurmasına izin vererek şezlongun üstünde yayılmıştım.
Dün içkiyi azcık fazla kaçırdığımdan başım biraz ağrısa bile pek umursadığım söylenemezdi. Sevdiğim insanlarla beraber sevdiğim yerdeydim.
"Sevgilim?" Brendon saçlarımı okşamaya başladığında gülümseyerek gözlerimi kapattım.
"Hm?"
"Çok güzelsin." eğilip dudaklarıma bir öpücük bıraktığında yerimde doğrulup öpücüğüne karşılık vermeye başlarken Lena'nın sesiyle ayrılmak zorunda kalmıştık.
"İşte kokteyllerimiz de geldi."
Brendon'dan uzaklaşıp kokteylime uzanacağım sırada gördüğüm kişiyle sırıttım "Selam Calum."
Calum yüzüme boş boş baktıktan sonra "Cidden mi?" diye bütün umursamazlığıyla sorduğunda gözlüğümü saçlarıma çıkarıp yüzünü inceledim.
"Ne?"
"Gloria sabahtan beri seni kaç kere aradık biliyor musun sen? Ash kafayı yedi ama sen burnumuzun dibinde çıktın. Benimle geliyorsun!" koluma uzanacağı sırada araya Brendon'ın girmesiyle dudağımı ısırdım.
"Dostum o benimleydi ve hiçbir yere gitmiyor."
"Hadi ya?" Calum elindeki tepsiyi sıkarak Brendon'ın yüzüne birkaç saniye baktıktan sonra tekrardan beni bulmuştu gözleri.
"O zaman Ashton'ın babana haber vermemesi için hiçbir engel kalmadı Gloria." sırıtıp arkasını döndüğünde korkuyla kalkıp üzerime kimonomu geçirip peşine takılmıştım.
"Neden bana böyle davrandığını çözemiyorum." Calum'un attığı büyük adımlara yetişmeye çalışırken terliklerimi giymediğim için kumlardan ayaklarım yanıyordu.
Cevap verme gereği duymadan mutfağa doğru yürümeye başladığında ayaklarım sıcak kumlardan kurtulduğu için mutluydum.
Üzerimdekilerle mutfağa girip bütün ekiple karşı karşıya geldiğimde gergince gülümsedim. Hepsi gözlerini üstüme dikmiş bakarken kendimi How I Met Your Mother'daki müdahalelerdeki gibi hissetmiştim.
Michael ıslık çaldığında bütün gözlerin onun üstünde birikmesiyle ufak bir rahatlama gelse de çok geçmeden tekrardan bütün ilgi üzerime toplanmıştı.
"Tanrı aşkına Gloria! Ne kadar korktuğumdan haberin var mı senin? Burada içim içimi yerken küçük hanımefendi arkadaşlarıyla keyif çatıyormuş aman ne iyi!" Ashton beklediğimden fazla tepki verdiğinde bakışlarımı ayak parmaklarıma çevirmiştim.
Yüzlerine bakarsam ağlayabilirdim.
"Tamam ona fazla yüklenmeyin." Luke yanıma gelip başımı yerden kaldırdıktan sonra "Ne kadar kızma desem de haklılar Glo. Sorumluluklarının fark edebileceğin yaştasın." dediğinde bir şey demeden dudaklarımı ısırdım.
Michael "Madem günü yarıladık ona bugün izin verelim. Bence bu kadar azardan sonra aynı şeyleri tekrardan yapmaz, değil mi Wilkins?" kollarını birbirine sarıp doğrudan yüzüme bakmaya başladığında mahçupça başımı salladım.
"Ben bundan pek emin değilim." Calum her zamanki gibi bu olaya da atladığında sesimi çıkarmadım. Ona kendi ellerimle benimle uğraşması için koz vermiştim.
"Tamam kapatalım konuyu." Ashton yanıma yaklaşıp beni kolları arasına aldığında gülümseyip sessizce fısıldadım "Kusura bakma bana bu kadar değer verdiğinizi bilsem telefonlarınıza bakardım."
"Sizi şapşik şeyler." Michael kollarını bize doladığında çok geçmeden Luke'da olaya dahil olmuştu. Calum tarafından pek ümitli olmasam da o da sarılmıştı.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Sassy || Hood
Fanfiction"Bu Calum, büyük ihtimal aramızdan en az onu seveceksin." Ashton bana bunları söylediğinde fazlaca yanılıyordu aslında. Çünkü ben zaman geçtikçe aralarından en çok onu sevdiğimi fark etmiştim. #calumhood 1 | 04.08.20 , 31.10.20 #lukehemmings 1 | 05...
