Odaya daldım ve hiçbir şey demeden polis müdürünün elinden telefonu aldım.
"Anne ne hakla bana yalan söylersin! Ben onca sene babası ile zaman geçiren kızları görüp acı çektim! Her gün yüzüme baktın sen benim! Hiç mi vicdan azabı çekmedin!" diye bağırdım.
"Beril, kuzum önce beni bir dinle." demesi ile telefonu suratına kapattım.
Buğrahan ve babası bana şaşkınlıkla bakarken dikkatimi bir şey çekti. Annem İstanbul Türkçesi ile konuşmuştu.
"Az önce annem İstanbul Türkçesi ile mi konuştu?" diye sordum şaşkınlıkla.
"Edebiyat hocası olduğundandır." diyen Buğrahan ile olduğum yerde kalakaldım.
"Benim annem çalışmıyordu. Bu da mı yalandı yani?" dedim sinirle.
"Bana en baştan bir olanları anlatabilir misiniz?" diye sordum.
"Abin üç yaşındayken annen ile boşandık. Sonra her ona yaklaşmaya çalıştığımda tüfeğini bana doğrulttu." dedi.
"Benim gidip bir hava almam lazım." dedim ve hızla odadan çıktım. Kafam almak istemiyordu. Onca yıl yalanlar söylemiş.
Karakoldan çıktığımda gözümden bir yaş aktı. Ne düşünmem, nasıl davranmam gerekiyordu?
Pars yanıma gelince "Konuşmak istemiyorum. Hiç uğraşma." dedim.
"O zaman sadece yanında durayım." demesi ile "İstemiyorum." dedim ve uzaklaştım.
Yaklaşık bir saat yürüdükten sonra baya uzaklaştığımı fark ettim. Gördüğüm boş bir banka oturdum ve ağlamaya başladım.
Yanıma birisinin oturması ile gelene baktım. Selim'di.
"Burada ne işin var?" diye sordum.
"Seni gördüm yürürken üzgün gibiydin." dedi.
"Aile içi problemler." diye kestirip attım.
"Bende seninle aynı dizide oynayamayınca çok üzüldüm." demesi ile "Benim kararım değildi." dedim.
"O herifle öpüştün." demesiyle "Cidden birde sen başlama." dedim ve ayağa kalktım.
Tam gidecekken kolumdan tuttu ve kendine çevirdi.
"Ben daha sözümü bitirmedim!" demesi ile "Dinlemek istemiyorum. Kolumu bırakır mısın?" diye sordum.
Birden tokat atması ile dengemi sağlayamayıp yere düştüm. Kafam sert zemine çarparken gözlerim kapandı.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Oyuncu
ChickLitOyunculuk mesleğini yapan genç kız ve yeni anlaştığı şirketle hayatında değişen olaylar.
