Akşam iyice kararmıştı ki yorgunluktan ölüyordum. Kaç saat çekim yapmıştık.
"Bu sahneyi çekelim. Sonra bitirelim." diyen yönetmen ile deniz kenarında oturduğum yere geçtim.
"On yedinci çekim. Başla!"
Ufuk çizgisine baktım ve derin bir nefes aldım. Gözümden bir yaş akarken başımı gökyüzüne çevirdim.
"Selin." diyen Pars ile hızla ayağa kalkıp gözümdeki yaşları sildim ve ona döndüm.
"Senin burada ne işin var?" diye sorması ile "Burasının benim için bir hatırası var. Birinin hatırası var." dedim.
"Sevdiğim kadın ile bende en son burada görüşmüştüm." dedi denize bakarken.
O kişinin ben olduğumu anlaması umarak yüzüne baktım. Ama nafile hatırlayamadı.
"Yanında oturmamın sakıncası var mı?" diye sordu.
"Hayır tabii." dedim.
Kumların üzerine oturunca yanına geçtim. O denizin manzarasını izlerken ben onun yüzüne bakıyordum. Bir süre sonra bende kafamı denize çevirdim.
Bir süre sonra kafamı Pars'ın omzuna koydum ve gözlerimi kapattım.
"Kestik!" diye bağıran yönetmen ile ayağa kalktım.
"Bugünlük bu kadar yeter gençler." dedi yönetmen.
Karavana üstümü değiştirmek için girmiştim ki arkamdan Pars geldi.
"Çekimlerde yakınlaşma kuralını kaldırsak olmaz mı?" diye sordu masumca.
"Çekimlerde sadece Selin ve Kağan rolünü oynayan iki oyuncuyuz." dedim.
"Seni yanımdayken özlüyorum ama." demesi ile "Gardımı düşüremeyeceksin. Şimdi arkanı dönmen gerek. Giyineyeceğim." dedim.
Pars arkasını dönünce hızlıca üstümü değiştirdim.
"Giyindin mi?" diye sorması ile "Daha giyinmedim." diye yalan attım.
Arkasını dönmezken hızla sarıldım. Gülerek bana bakınca "Gardımı düşürebilirmişsin fakat fazla yaklaşmak yok." dedim.
"Yok." demesi ile gülümsedim.
Elimi tutup karavandan inmesi ile birçok insanın dikkatini çektik. Çekimlerin dışındaki insanlar el ele tutuşmamızdan ötürü şaşırmışlardı. Bazıları ise isyan halindeydi. Böyle yakışıklı adamı kaçırdılar tabii. Ben kaptım.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Oyuncu
Literatura FemininaOyunculuk mesleğini yapan genç kız ve yeni anlaştığı şirketle hayatında değişen olaylar.
