Akşam üzeriydi. Hava kararmış olmalıydı. Bilmiyordum çünkü bodrum katında pencere yoktu, ışık almıyordu. Daren yumruğunu bana doğru savurduğunda artık hareket edecek halim kalmamıştı. Kemiklerim sızlıyordu. Kıyafetlerim terden ıpıslak olmuştu. Saçlarım nemliydi. Ensem terden kaşınıyordu. Biran önce duş almak istiyordum.
Daren yumruk yaptığı elini aşağı indirip parmaklarını serbest bıraktı. Arkasını dönüp masanın yanına gitti ve getirdiği havlulardan beyaz olanı bana attı. Havluyu kavrayıp terden sırılsıklam olmuş yüzümü kuruladım. Su şişesini açıp bir yudum aldıktan sonra kapağını tekrar kapatıp su şişesini de bana doğru attı. Bu sefer tutamamıştım. Su şişesi yerde yuvarlanırken eğilip şişeyi elime aldım. Suyun hepsi saniyeler içinde bitmişti.
"Çok yoruldum." dediğimde Daren bana yandan bir bakış atıp "Çok dayanıksızsın." dedi. Altı saatten beri bu bodrum katında Daren'in darbelerinden kaçınmaya çalışıyordum. Tamam çok yavaş hareket ediyordu ama altı saat boyunca çabalamıştım! Tabi ona bakılınca berbat bir haldeydim. Hiç yorulmuşa benzemiyordu.
"Duş al. Ben bir şeyler sipariş edeceğim." deyip merdivenlere yöneldi ve gözden kayboldu. Birkaç esneme hareketi yaptıktan sonra beni taşımayı reddeden ayaklarımı sürüye sürüye merdivenleri çıkmaya başladım. Sonunda yukarı çıkabildiğimde banyoya yöneldim. Daren ise bu ara sipariş vermekteydi.
"Soğan mı? Ah. O iğrenç şeyi istemiyorum. Yeşillik? Hmm olabilir. Az koyun. Eti de bol olsun. Hayır fazladan para alamazsınız..."
Onun bu haline güldüm. Çünkü hoşuna gitmeyen bir şey olunca yüz ifadesi komik oluyordu. Gülmemle bana baktı ve eliyle banyo kapısını gösterdi. Onu ikiletmedim çünkü kendi kokumdan ben de rahatsız oluyordum. İğrençti.
Kıyafetlerimden kurtulup kendimi duşun içine attım. Sıcak su, bedenimi okşarken, mayıştığımı hissediyordum. Yorgun bedenim bu mayışıklığa dayanamayıp yere çökerken, kafamı soğuk duvara yasladım. Bedenim duvarın soğukluğuyla ürperse de alışmam uzun sürmemişti.
Daren beni bu şekilde çalıştırmaya başlayalı üç gün oluyordu. İlk gün hiçbir darbeden sakınamamıştım ve vücudumun bazı yerleri üst üste darbe yemekten morarmıştı. İkinci gün aldığım birkaç darbeden sonra işi kovuşturmaya dönüştürmüş ve terli olduğum için kaymış, yere kapaklanmıştım. Üçüncü gün yani bugün ise sadece birkaç darbeyle günü bitirmiştim. Reflekslerim gelişiyor gibiydi. Uyumak ile uyumamak arasında gidip gelirken zorlukla gözlerimi açtım ama saniyesinde kapanmıştı. Uykum vardı. Hemde çok.
Duşakabinin kapısının açıldığını duyar gibiydim. "Uyuyor musun?"
Cevap vermedim. Önce üzerime akan sıcak su kesildi. Huzursuzca mırıldandım. Elleriyle kolumu kavrayıp duvarla aramızdaki ilişkiyi bozdu. Eliyle belimi kavradı. Kısa bir süre sonra havluyla vücudumu sardığını hissettim. "Bana hiç kolaylık sağlamıyorsun. Yatağa kendin gitsen ne olur?"
Gözlerimi hafifçe araladım. Açık tutmak için büyük çaba sarf etsem de kapanmıştı. İç çekti. Belimden ve dizimin altından kavrayıp bedenimi havalandırdı. Her adımında vücudum sarsılıyordu. Kapı aralanma sesinin ardından yumuşak bir zemine koyuldum. Yatağıma.
"Giydirmemi ister misin?" diye sorduğunda kafamı iki yanıma salladım. "Peki." diye mırıldandı. Üzerimden havluyu çekti. Soğuk vücudumu sararken gözlerimi araladım. Odadaki dolabı aralayıp içinden battaniye çıkardı. Yavaşça üzerime örttü. "İyi geceler."
Bir şey demedim. Odamdan çıktığında gözlerimi kapattım. Uyku bedenimi anında esir etmişti.
¤.¤
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Mutasyon
ChickLit3.Dünya Savaşı'ndan sonra yok olan bir dünya ve gidilen yeni bir gezegen. Ortaya çıkan farklılar ve bir farklı olan Araf için tarafını seçme zamanı. *** Yaoi, yani gay konulu bir hikayedir^^ İyi okumalar:)
