"Hadi kızlar, bunu birkaç hafta sonra binlerce kişiye sergileyeceğinizi unutmayın." dedi pratik hocamız.
Erkenden şirkete gelmiş, pratik yapıyorduk, şirketin bu dönemde promosyonları artırdığını bildiğimizden fazla pratik yapmaya özen gösteriyorduk.
Hepimiz oldukça iyiydik, şarkılar çoktan kaydedilmiş, klip çekimleri bitmişti.
Heyecanlı olduğumuz için sesimizi çıkarmıyorduk haliyle.
Birkaç saat sonra ara vermeye karar vermiş, terli kıyafetlerimizi değiştirmiştik.
Öğle yemeği için dışarı çıkacağımız sırada Sunny teyze ile karşılaşmış, selam vermiştik.
"Yine pestiliniz çıkmış, odayı temizleyeyim çay yapıp getiririm size." demişti her ne kadar kendisini yormaması konusunda ısrar etmiş olsak da.
Fakat ne söylersek söyleyelim işe yaramayacağını bildiğimizden yemekhaneye doğru ilerlemeye başlamıştık bile.
Yeji ile zaten az olan çeşitler arasından diyete uygun bir şeyler seçmiş ve kızları beklemek yerine bir masaya geçip oturmuştuk, nasılsa yanımıza gelirlerdi.
"Unni, salataya bazen tavuk da katıyorlar merak etme. Başka bir şeyler yediğini hayal edersen daha güzel oluyor."
Kendince oluşturduğu stratejiye güldüm. "Öyle yapacağım öyleyse. Şu anda hamburger yediğimi hayal ediyorum." dedim gözlerimi kapatarak.
O ise bu dediğime kıkırdamıştı. Diğerleri de geldiğinde yemeklerimizi bitirmiş, onları bekliyorduk.
Beklerken karşı masadan bana bakan kişiyle gülümsedim, şirketteki tek grup biz değildik elbette. Bizimle birlikte bir kız ve bir erkek grubu daha vardı, bana bakan kişi ise erkek grubundan So-mun'du.
Stajyerlik zamanlarından beri arkadaştık, aslına bakarsanız gruptaki herkesle iyi anlaşıyordum ama So-mun ile ailelerimizin de tanışıyor olması onunla daha yakın olmama yol açıyordu.
Son zamanlarda onlar da biz de çok çalıştığımız için birlikte vakit geçirememiş olsak da bunu mutlaka telafi edeceğimizi biliyordum.
O da yemeğini bitirmiş olacak ki bana el salladıktan sonra pencereyi işaret etmiş, ardından ayağa kalkmıştı. Bu dışarıda buluşacağız demek olduğu için kızlara birazdan pratiğe devam etmek için yanlarına döneceğimi söyleyip ayağa kalktım ve So-mun ile birlikte dışarıya doğru yürüdük.
Kısa bir selamlaşmanın ardından "Ha-rin-shi bu sıralar hiç bana vakit ayırmıyorsun." diye dert yanmıştı. Fakat bu konuşmadan haksız ayrılma gibi bir niyetim olmadığını bilse iyi ederdi.
"Sen de benden pek farklı sayılmazsın So-mun-shi, selam bile vermez oldun." dedim yalancı bir triple. Bu sırada ise kaldırımdaki bir banka oturmuştuk.
"Sivri dilini unutmadığımdan uzatmayacağım. İkimizin de bu sıralar kendimize çok yüklendiği belli."
"Bir ara bana yemek ısmarlarsın ve arayı kapatırız."
"Ne fırsatçı çıktın, bu yakışıklı yüzle yemek yiyeceksin bir de utanmadan hesap ödemeyecek misin?" dedi ve omzuma vurdu.
"Asıl sen benimle yemek yeme şerefine sahip olduğun için ekstra para vermelisin."
Bu dediğime kesin öyledir der gibi bakmış ve oturduğu yerde geriye yaslanmıştı.
"Şirketin durumunun iyiye gitmediğini duydum bugün." diye konuyu değiştirdi.
Zaten durumumuzun iyi olmadığı ortadaydı fakat kötü olmak bambaşka bir şeydi.
"Çok mu kötü durumda?" diye sordum.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
euphony ~ kth
FanfictionBirlikte geçirdiğimiz o geceyi hatırlıyorum, her şey başlamadan önce son kez delicesine eğlenip şarap içtiğimiz o geceyi... Tatlı tatlı yağan ilk karı ve o an zamanı durdurmak istediğini söyleyen seni... Bana sevgiyle bakan gözlerini hatırlıyorum, o...
