Hayat her zaman istediğin gibi gitmez. Gün gelir aileni kaybedersin bir bakmışsın yeni bir ailen olmuş. Zeynep'in durumu da tam olarak buydu.
Mutluydu , ailesi yanındaydı , sağlıkları yerindeydi , çok şükür bir şekilde geçinip gidiyorlardı. Ama işt...
Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
1.Bölüm *Ben kızımdan daha fazla ayrı kalamam!*
Hayat öyle değişik bir yerdir ki ne olacağını , olabileceğini kestiremezsin. Çok güzel yaşayıp giderken sadece küçük bir şey ile tepe taklak olabilir , bazen de b*k gibi yaşadığını düşündüğün bir anda kendini dünyanın en mutlu insanı gibi hissediyorken bulabilirsin.
Ve en önemlisi...
Sevdiklerin bütün benliği ile yanındayken bir anda onları kaybedebilir , kimsesiz kalabilirsin. Ama dedim ya hayat bu hiçbir şey belli olmaz diye gerçekten de olmaz. Kaybetmişliğin ile hayatının bittiğini düşünürken de bir anda kendini yeni bir ailenin tam merkezinde bulabilirsin.
Ama bilemezsin... Kestiremezsin... Ne zaman , nerede , ne olacak bilemezsin...
Zeynep de hiçbir şeyden habersiz açmıştı gözlerini yeni bir güne. Annesi , babası ve erkek kardeşi ile küçük , onlara yetecek bir evde iyi kötü geçinip gidiyorlardı.
Zeynep bir kez daha duyduğu alarmın sesine dayanamayarak yorgandan kafasını çıkardı ve söylenerek ranzadan atladı. Kardeşi ranzanın altında Zeynep ise üstünde yatıyordu.
Annesinin mutfaktan gelen seslerini duyduğunda ilk önce banyoya girip işlerini halletti ve mutfağa , annesinin yanına gitti.
"Günaydın anne."
"Günaydın. Gel şu sütle , cevizli ekmeği ye de hazırlan."
Annesi tepsiyi ona uzatırken Zeynep tepsiyi eline alarak konuşmuştu.
"Anne sabah bir şey yiyemiyorum. Okulda yerim."
"Olmaz öyle şey. O ekmek bitmeden hiçbir yere gidilmiyor."
Zeynep , babasının arkasından gelen sesiyle kısa bir 'of' çekip tepsiyle birlikte salona geçmiş ve acele acele ekmek ile sütü bitirmişti.
Odasına girdiğinde kardeşinin hâlâ uyuduğunu gördüğünde göz devirip lacivert kumaş pantolonunu ve lakosunu alıp banyoya girmiş ve üzerini değiştirmişti.
Odaya döndüğünde de eline gelen beyaz sweatshirtü lakosunun üzerine geçirmiş ve saçını basitçe at kuyruğu yapıp çantasını almış kapıya çıkmıştı.
Sonra telefonunu unuttuğunu farkedip hızla odaya dönüp telefonunu almış ve tekrar kapıya çıkmıştı.
"Anne , baba ben çıkıyorum. Kendinize dikkat edin."
"Tamam kızım sen de dikkat et kendine. Allah zihin açıklığı versin. Bu arada anahtarını al biz evde olmayabiliriz , kardeşinin maçı var oraya gideceğiz."
Babasının sesiyle arkasına dönüp gülümsemiş ve konuşmaya başlamıştı. Kardeşi 4 yıldır kickboks yapıyordu.
"Sağolasın baba. Anahtarımı aldım. Görüşürüz." diyerek beyaz spor ayakkabılarını ayağına geçirmiş ve atlaya atlaya 4 katı inmişti.