3. Bölüm

2.7K 191 34
                                        

Medyadaki şarkıyı bir kere bile ağlayarak dinlediysen sakın üzülme sen çok özel ve güzelsin🖤

Gideceğim yer annemin ofisiydi. Belki o an sinirlerim yatışmış olabilir ama tekrar öfkelenmiştim. Ofise vardığımda diğer çalışan ve stajyerler bana şaşkınca bakıyordu çünkü tam anlamıyla sinirden ateş saçıyordum. Annemin ofisine kapıyı çalmadan girmiş hatta abanmıştım . Annem alışkın olduğu için gülümseyip "merhaba tatlım , ne güzel bir süpriz, günün nasıldı?" Dedi sinirle ayaklarımı vurarak ilerledim ve kollarımı birbirine doladım , biraz öyle durduktan sonra "KÖTÜ" dedim. Annem anlamamış şekilde bana bakıyordu sonra" neden kostümüm böyle" dedim. Annem de konuyu anlayıp "tatlım tasarladığın kostüm hem güzel görünmüyordu hem de güçlerini tam anlamıyla kullanmana izin vermiyordu, özgünlüğün için eklemeleri yaptıktan sonra bay Masura ile diğer detayları ekleyip kostümünü oluşturduk" dedi. Beni düşünmüştü ama yine de bana sorabilirdi. Biraz daha ayakta öyle bekledikten sonra masasının önündeki sandalyeye oturup bacaklarımı küçük sehpaya uzattım. Sonra konulmaya devam ettim" hiçbir zaman öyle şeyler gitmeyeceğimi biliyorsun, göğüslerim ortadayken nasıl savaşabilirim ki?" Annem hafifçe gülümseyip kafasını yana yatırdı ve "merak etme tatlım her halinle güzel görünüyorsun" dedi. Bunu zaten biliyordum , söylemesinin ne anlamı vardı ki. Ayağa kalktım ve çantamı aldım . Annem nereye dercesine bakış atınca bugün çok yorulduğumu yarın 13 senseinin yanına gideceğimizi anlattım. " ah öyle mi , tamam kızım" dedi . Göz devirip binadan çıktım. Sonra yanımda bir araba durdu ve camını açıp bana " hey güzellik , eve bırakayım mı?" Dedi
Önce dalgınlıktan ne olduğunu anlamamıştım sonra cama kafamı eğip o tanıdık yüzü görünce rahatladım ve "böyle bir yakışıklı bırakacaksa neden olmasan" diyip kıkırdadım. Öne oturup çantamı arkaya fırlattım. Hemen radyoya sarıldım ve müzik seçmeye başladım . Bir süre sonra eve varmıştık . Babam arabadan inmeyince başımı cama eğdim . Babam işleri olduğunu söyleyip gitti. Ne yani arabayla beni eve bırakan tabiki de babamdı . Kapıyı çaldım ve hizmetlimiz açtı . Sebastianı severdim , çocukluğumdan beri bizimleydi. "Merhaba sebastian" diyip çantamı ve montumu uzattım . "Merhaba küçük hanım , gününüz nasıldı" dedi . Bende hevesle anlatmaya başladım . Sağa sola giderken hem beni dinliyor hem de bana atıştırmalık hazırlıyordu. Anlatmam bitince " her zamanki gibi harkika bir iş başarmışsınız hanımım" dedi . Gülümseyip biraz atıştırdıktan sonra güzel bir duş almıştım. Sonra sweatimi giyip kendimi yatağımın güzel kollarına bıraktım.
Sabah:
Üniformamı giyip yola çıktım, yolda momo ile karşılaştım. Sanırım buna alışmam gerekiyordu. Okula vardığımızda lida herkesi sıraya sokmaya çalışıyordu. Hepimiz oturduk ve yolculuk sırasında özgünlükler hakkında konuşuyorduk sonra "deku" dedim. Bana dönünce ne diyeceğimi unuttum ve "böyle seslenmemde sorun var mı?" Dedim . Hayır cevabını alınca "özgünlüğün tam olarak nasıl çalışıyor? Sonradan mı ortaya çıktı? Çünkü çok kötü yaralandın son sefer " deyince deku ne yapacağını bilemedi ve kekelemeye başladı sonra kızardı çünkü aptal nefes almayı unutmuştu. Tam o sırada Sensei geldiğimizi söyledi. Deku derin bir nefes aldı. Daha fazla üstüne gitmek istemedim ve otobüsten indim. 13 Sensei bizi karşıladı ve konuşmaya başladı. O sırada içeride mor bir bulut belirdi. Sonrasında içeriye kötüler girmeye başladı... ŞAKA MI YAPIYORLARDI. Aizawa Sensei hemen kaçmamızı söyledi . Ona uyan birkaç kişi kapının yakınına geldiğinde villian alarmı yüzünden kapılar kapandı . Mor bulut bir anda önümüzde belirdi. Şaşkınca buluta bakarken kirishima ve bakugou bulutun üzerine atladı. APTALLAR BİR BULUTLA NASIL SAVAŞABİLİRSİNİZ Kİ ?!?! Sonrasında çoğu kişi bşr anda farklı bölgelere ışınlandı , bazıları yine 13 senseinin yanındaydı. Ben... BEN NERDEYDİM bir anda arkamdan saldırmaya çalışan bir villianı etkisiz hâle getirip arkası dönük birisine saldırmamanı öğretmediler mi dedim. Nerde olduğumu o an çözmüştüm ben merkez noktasındaydım , aizawa Sensei çok iyi dövüşüyordu ve ben de ona yardım ediyordum. Her şey çok hızlı gelişiyordu . Sonra iğrenç bir yaratık geldi ve senseiyi ezmeye başladı o sırada diğerleri de buraya geliyordu . Senseiye yardıma gidecekken mavi saçlı yüzünde eller olan birisi "onun ölmesini istemezsin değil mi ?" Dedikten sonra dirseğini çürütmüştü . NELER OLUYORDU BANA , NEDEN DÖVÜŞEMİYORDUM , NEDEN? NOLDU BANA? Bunları düşünürken bir anda Sensei bana bağırdı"MARRY GÜCÜNÜ KULLAN" beni kendime getiren o söz işte... gücünü kullan . Gözlerim dolmuştu , herkesin yaraları vardı ve yorgundular . Yorgun olmasalar bile onu durduramazlardı . Bir anda" YAPAMAM KULLANMAYI BİLMİYORUM, HEPİMİZ ÖLÜRÜZ" dedim.
Sensei: SANA GÜVENİYORUM MARRY , BUNU YAPABİLİRSİN!!! Tam o anda nomu kafasını yere gömdü. Bana güveniyorlardı ve Sensei ölüm döşeğindeydi. Farkında değildim ama saçlarım çoktan havalanmış ve gözlerim kırmızı olmuştu. Ayaklarım hafifçe yerden havalanmıştı.









🖤🖤🖤🖤🖤

Bakugouxreader Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin