27. Bölüm

1.2K 118 32
                                        

Odama gidip uyumuştum. Uyandığımda odamda değildim. Neresi burası? Daha önce bu kadar boş ve sakin bir alan görmemiştim.

Akuma: selam marry

Duyduğum ses ile bütün taşlar yerine oturmuştu.

Marry: yine karşılaştık.

Akuma elini uzattı ve bende ona elimi uzattım. El sıkıştık.

Marry: ne istiyorsun akuma?

Akuma: akuma mı? O ismin modası geçti zannediyordum... anna'ya ne oldu?

Marry: adın umrumda değil.... anna. Ne istiyorsun?

Akuma: tch tch tch çok sabırsızsın marry.

Bir anda etrafı alevler sardı.

Akuma: seni istiyorum ve zamanı gelince tekrar karşılaşacağız marry. O zamana kadar öleyim deme...

ortadan yavaşça kayboluyordu ve bende peşinden koşuyordum. Bir anda her yer siyah oldu ve çığlık atarak uyandım. Gözlerim dolmuştu. Aşırı terlemiştim. Odamın camı kırılmıştı ve odam darmadağandı. Ateşim varmış gibi hissediyordum. Bir anda kapım açıldı.

Sensei: neler oluyor?

Marry:b-ben

Bakugou odaya girdi ve etrafa bakmaya başladı.

Bakugou: marry iyi misin?

Koşup bana sarıldı, gözyaşlarımı salmıştım.

Marry: ilacım.

Hemen ilacımı verdiler ve içtim. Biraz nefes alıp etrafıma baktım. Verdiğim zarara baktım , ayrıca herkesi endişelendirmiştim.

Bakugou: hey yanıyorsun...

gerçekten yanıyordum. Ateşim çok yüksekti, hasta değildim ama belki özgünlüğü kullandığım içindi ya da aşırı şoktan dolayıydı. Revire taşınmıştım, hemşire benimle ilgilenip kontrollerimi yaptı. Kolumda serum anlımda ıslak bez vardı. Ateşimi düşürmeye çalışıyorlardı. Birkaç saatin sonunda ateşim düşmeye başlamıştı. Sensei diğerlerini odalarına göndermişti ama Bakugou oradaydı. Ateşim normal sayılabilecek seviyeye düşmüştü.
Sensei kapıyı açıp içeriye girdi.

Marry: Sensei ben çok üzgünüm yine başaramadım...

aizawa Sensei: neler oldu? Her şeyi en başından anlat

Senseiye her şeyi anlattım.

Sensei: bir rüya gördün...

sen: hayır Sensei, rüya değildi. El sıkıştık ve bana beni istediğini , bir gün karşılaşacağımızı ama o gün gelene kadar ölmemem gerektiğini söyledi.
Bunları söylerken el sıkıştığım elime bakıyordum.

Sensei: akumayla tekrar iletişime geçmenin bir yolunu biliyor musun?

Marry: hayır Sensei... ama sanırım bunu yapabilecek birisini biliyorum.

Sensei: o kişiyle ne zaman iletişime geçebilirsin.

Marry: yarın.

Sensei: bir ekiple gideb-

Marry: hayır Sensei, bunu tek başıma yapmam lazım.

Sensei tamam anlamında başımı salladı. Bu gece revirde kalacaktım, zaten odam darmadağındı.
Bakugou içeriye girdi , gerçekten endişeli görünüyordu.

Marry: özür diler-

Sözüm kesildi çünkü bana sıkıca sarılmıştı.

Bakugou: beni çok korkuttun, sakın bunu bir daha yapma

Marry:bakugou...

kendimi çok kötü hissediyordum, onu çok endişelendirmiştim.

Marry:artık odana gitmelisin

Bakugou: hayır.

Marry: gitmen gerekiyor.

Bakugou:HAYIR

Marry: ah aptal iyiyim ben...

biraz inatlaştıktan sonra onu göndermeyi başardım. Sabah olunca odama gittim. Camım yenilenmişti ve odam toplanmıştı. Dolabımı açıp üzerimi giyindim.
Tekrar dedemin yanına gidecektim. Önceki gittiğim yoldan gitmiştim ama gördüğüm şeyle şok olmuştum. Orada ev yoktu. Nasıl olabilir? Burada olduğuna eminim? Neler oluyor burada?
Ben kendi kendime konuşurken rüzgarın hafif sesi beni mayıştırmaya başladı. Sanırım yine rüzgarı takip etmem gerekiyordu. Aşırı alakasız bir yollardan geçtim ve konağı buldum. Kapı yine açıktı.

Marry: ne zaman taşındın dede?

Deden: sevgili torunum hoşgeldin.

Yer masasındaydı ve bende karşısına oturdum.

Deden: ben hep buradaydım sevgili torunum.

Marry: ne? Bu mümkün değil?

Dedem yine söylediklerimi duymazdan geldi ve konuşmaya devam etti.

Deden: neler oldu?

Dedeme her şeyi anlattım ve yüzünde en küçük değişiklik olmamıştı.

Deden: sana söyledim. Akumayla iletişime geçmenin tek yolu o yüzük... onu nasıl çağıracağını sadece sen
bilebilirsin.

Marry: ah dede hiç yardımcı olmuyorsun. Eminim ki daha fazlasını biliyorsundur.

Deden: ben her şeyi biliyorum marry, ama zaman döngüsünü bozmak istemeyiz değil mi?

Önümdeki çayı bitirdim ve dedemle vedalaşıp yola çıktım. Yollar yine değişmişti. Neler oluyor burada? Bir sürü sokak vardı ve koşmaya başlamıştım. Sokaklardan durmadan dönüyordum ve uzun bir süre sonra okulu gördüm. Kartımı okutup hiç hız kesmeden senseiyi aramaya başladım. En sonunda öğretmenler odasına girdim. Nefes nefeseydim.

Marry:Sensei bir yol var....

ona yüzüğü anlattım ve düşünmeye başladı. Onu nasıl çağıracağımızı düşünüyorduk. Eğer gücümü kullanırsam her şey kontrolden çıkardı ve beni durduramayabilirlerdi Ama deneyecektim.
Yine salondaydık. Senseiler ve bazı arkadaşlarım beni izliyorlardı. Yüzüğü taktım ve kendimi zorlamaya başladım. Olmuyordu... neden olmuyordu? Daha önce olmuştu? Kendimi çok zorluyordum.

Sensei: marry yet-

Marry:: HAYIR SENSEİ YAPACAĞIM.

deniyordum ama lanet yüzük bir boka yaramıyordu. Sonunda pes ettim ve salonun ortasından diğerlerinin yanına yürümeye başladım. Ben yürürken salondan sesler gelmeye başladı. Sesleri duyunca adım atmayı bıraktım ve arkamı döndüm. Herkes bana bakıyordu. Sonra havada siyah/mor arası bir yırtık oluştu. Villianlar mıydı? Yumruklarımı sıktım sonra yırtığın içinden genç bir oğlan çıkmıştı. Yüzünde kocaman bir gülümsemesi vardı ve üzerime atladı. İkimiz de yere düştük sonra üzerimdeyken kollarımı tutup gülümsemesini büyüttü. Ben hareket edemiyordum çünkü gördüğüm yüz karşısında şok olmuştum.
_________________________________
Selam oy verir misiniz?❤️

Bakugouxreader Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin