Hemen ajansa gittim ve mirko Sensei ile yola koyulduk. Ne olur ne olmaz diye gözlük sensörlerimi açtım. Mirko senseinin cihazına bildirim geldi.
Mirko: SUZUKİ ACELE ET!
Onu takip ediyordum ve büyük bir nomu şehrin ortasındaydı. Nur atışı ile onu engellemiştim ve gerisiyle mirko Sensei ilgileniyordu. Henüz lisansım olmadığı için senseinin sözünden çıkamıyordum ya da fazla işine karışamıyordum. Şehire başka nomularda inmişti. Nomuların bu kadar fazla olduğunu bilmiyordum. Mecbur bende savaşacaktım. Diğerleri de gelmişti.
Bakugou:NELER OLUYOR?
Deku: ŞEHİRİN DİĞER TARAFINDA DA SAYILARI ÇOK FAZLA.
Birden sensörlerim ötmeye başladı. Birisi beni çekmişti ve rehin almıştı. Bakugou saldıracaktı.
Dabi : hey yerinde kal. Sevgilinin ölmesini istemezsin değil mi?
Bakugou tutulan kollarıma ve boynumda olan ele baktı. İkinci defa aynı şey yaşanacaktı ama başka şansı yoktu.
Marry: dur Bakugou, kendim halledebilirim.
Dabi: en küçük hareketinde ateşlerimi salarım.
Ne yapacaktım? Belki kalkan yapabilirdim ama ateşlerini ne hızda kullanacağını bilemiyordum. Bu riski alamazdım. Beni geri götürmeye başladı ve geçit gibi bir yerden aşağı itti. Sonra üzerime kapandı. Kafamın vurulması etkisiyle bayılmıştım.
3. Şahıs anlatım*
Kahramanlar ve stajda olan kahraman adayları nomuların çoğunun işini bitirmişti. Suzukinin anne ve babası kızlarını arıyordu.
Kei: ben onu ararım, siz villianlarla ilgilenin.
Kei kız kardeşini arıyordu ama onu bulamıyordu. Kardeşinin arkadaşlarına onu sorunca duydukları ile ne yapacağını bilememişti. Nomulardan sonra suzuki ile ilgilenmeye başlamışlardı. Her yerde onu arıyorlardı.
Bizim bakış açımız*
Boş ve beyaz yeraltı geçidinde uyandım. Koşarak etrafa bakmaya başladım. Kimse yoktu ve korkunçtu. Hiçbir yerde cam yoktu. Ben yürüdükçe duvarlar üzerime gelmeye başlamıştı. Bir köşeye eğilip nefes almaya çalışıyordum. Kapalı alandaydım ve atak geçiriyordum. Hiçbir şeyi sağlıklı düşünemiyordum. Sonra aklıma gözlüğüm geldi, sinyali azdı ve tekrar sağa sola koşturarak sinyalin çekeceği bir yer bulmaya çalışıyordum. Yukarıda bir yerde açık bir cihaz bulup iletişime geçtim. Nefes nefeseydim ve ağlamamı düzene sokmam lazımdı.
Yukarıdakiler pov*
Polis: hey marry bizimle iletişime geçti!
Annen koştu ve telsizi aldı
Annen: MARRY! Nerdesin ? , iyi misin?
Marry: anne.... ben bilmiyorum, çok beyaz, çok boş, soğuk... nefes alamıyorum
Ağlamalarıma hıçkırıklar karışmıştı ve yukarıdaki herkesin yüreği sızlıyordu.
Annen: başka bir şey var mı? Sakin olmaya çalış seni kurtaracağız. Neden nefes alamıyorsun ?
Marry: sanırım yine oluyor.... b-bilmiyorum. Sanki aynı yerde dolaşıyorum gibi. Hiçbir çı—K—ş
Annen: lanet olsun bağlantı gidiyor. MARRY SAKİN KAL , SENİ BULACAĞIZ.
.....
Annen: LANET OLSUN BAĞLANTI GİTTİ. ONU NASIL BULACAĞIZ.
Bizim bakış açımız*
Nefes alamıyordum... neden? Neden korkunun beni ele geçirmesine izin veriyordum... sanırım her şey bitti. Akumayla karşılaşamadan sonum geldi...
