Ve biliyor musun ki, seni sevdiysem, Bütün ruhların yaratıldığı ve henüz cesetlerin biçilmediği o mecliste, Senin yanında yer almış olduğumu hatıramda taşıyor olduğumdandır bu.
Bunca kolay terk ediyorsam varlığımı senin varlığına O şimşek parılt...
Buraya geleli neredeyse iki hafta olmuştu ve o iki haftada çok şey yaşamıştım. Yorulmuştum, bıkmıştım, bunalmıştım. Beni sevmeyen bir adamı sevmeye devam etmekten de yorulmuştum ve tabi ki sevdiğim adamın hareketlerinden de. Sevmek bu olamazdı. Bu kadar üzmemeliydi insanı. Belki de.. ben fazla zayıftım.
Annemin seslenmesiyle daldığım düşüncelerden kurtuldum. "Kızım biliyorsun ki yarın düğün var" dedi. "Evet anne biliyorum"dedim bıkkınca.
" Sabah erkenden kuaför gelicek o yüzden erken kalkman gerek bunu da biliyorsundur umarım."
"Evet anne biliyorum" dedi aynı şekilde.
" iyi" dedi ve yanımdan ayrıldı.
Kafeye gittiğim günkü olaydan sonra Atakanla hiç konuşmamıştım. O gün öpmüştü beni ve "Bir anlık sinirle öptüm" dedi. Çok sinirlenmiştim o cümlesine. Bir anlık sinirle nasıl öperdi ki beni? Hemde sevgilisi varken. Pisliğin tekiydi.
Parmağımdaki yüzüğü farkedince nişanlandığımız günü hatırladım. Anlımdan öpmüştü. Etkilenmiştim ne yaparsa yapsın yine de seviyordum onu. Daldığım düşüncelerden telefonumdan gelen mesajla çıktım.
BAY ODUN: Nasılsın?
EYLÜL: İyi sen?
BAY ODUN: İyi.
EYLÜL: İyi.
BAY ODUN: Yarın evleniyoruz..
EYLÜL: Biliyorum
BAY ODUN: Özür dilerim
Şaşırmıştım özür dilemesine. Galiba yaptıkları yüzünden özür diliyordu. Affedecektim.
EYLÜL: Hatanı anlamana sevindim.
BAY ODUN: Nezaketen özür diledim... Hatam yok benim küçük hanım.