열다섯 • Please remember out youth

367 65 56
                                        

On Beşinci Bölüm
Lütfen Gençliğimizi Hatırla

On Beşinci BölümLütfen Gençliğimizi Hatırla

Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.

𝓮

Karanlıkla karşılaştığımda bu kadar şaşırmamam gerekirdi.

Geçmişten gelen tanıdıklarım çok azdı. Karanlık bunlardan biri olsada ona kendimi bırakmamak için çırpınır durur, kaçmak için yollar arardım. Ama o gün öyle değildi. O gün sahne ışıklarının altında karanlıkta kalmışken kaçmamıştım. Aksine, bilerek ve isteyerek ilerlemiştim daha da ileriye. Gidecek yer kalmayana dek, karanlığın içindeki eller ayaklarıma değene kadar durmamıştım.

Önceden korkudan beslenen kızdım. Sonra büyüdüm ve korkuyu yok saymayı öğrendim. Ancak şimdi... Şimdi korku ile karşılıklı oturuyordum. Küçüktüm, büyüdüm. Büyürken öldüm. Ve ölürken korkudan başka yanımda kimsenin kalmadığını farkettim.

Şeytanım bir kedi gibi enseme sinmişti. O gün ilk kez bana kendini göstermiş, bir şekle bürünmüştü. Aynalar artık onun tek geçiş biletiydi. Korkuların yaradanı, şeytandı. Şeytan ise benim arkadaşım.

"Lütfen eve geri dön."

Küfür, iftira ve kanlı ölüm tehditleri ile dolu olan mesaj kutumun üzerinde sabitlediğim mesaja baktım uzunca. Sonra ise gözlerim kenara bıraktığım sigara paketine kaydı.

Sigara paketi açılmamış, öylece dururken annemin yıllardır içtiği markadan bulabilmek bir mucize gibi geliyordu. Sanki bu gece için özel olarak Tanrı bana yardım ediyor ve bir günlükte olsa kollarını bana sarıyordu.

Han nehrine baktım. Ancak oldukça ince olan nehir beni şehrin kirliliğinden alamıyorken dişlerimi sıkıyordum. Neredeydi benim okyanusum ? Neredeydi benim limanım ? Böyle olmazdı ki. Burada her şey ışıl ışılken doğum günümü kutlayamazdım.

Gözlerimi kapadım ve gözlerimdeki yaşların beton zeminde çıkardığı sese odaklandım. Bununla beraber anılar silsilesi çoktan başlamıştı.

Odamdaydım.

Duvarların bazı yerleri soyulmuş, dört kenarlı, tek penceresi olan bir yerdi. Ancak hayal ettiğiniz gibi ufak asla değildi. Geniş bir pencerem ve geniş bir odam vardı. Bu yüzden sığamıyordum ya işte. Bu koca oda soğukluğu ile üzerime çok fazla geliyordu.

Elimi kaldırmış yanağıma bastırıyordum usulca. Sessizce hıçkırıklarımı tutuyor, burnumu çekiyordum. Çok acıyordu canım. Acı o kadar şiddetliydi ki çığlıklarımı zar zor bastırıyordum.

Dişlerimi dudaklarıma geçirmişken sol tarafımda kalan aynaya odaklanıyordum yavaşça. Daha sonra ise yavaşça elimi çekiyor ve morarmaya başlayan yanağıma bakakalıyordum. Sağ tarafımın her yeri mosmordu. Öyle ki bu morluk kısa bir sürede gözlerime bile yansımış, sağ göz bebeğimin çevresine kan oturtmuştu.

Viraha | HaechanBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin