Merhaba sevgili okuyucularım. Radikal bir karar aldım (sanki daha önce aldıklarımı uygulamışım gibi) bölümleri daha kısa yapıp daha sık atmayı düşünüyorum.
Düşüncelerinizi benimle paylaşmayı ve diğer kitabıma da bakmayı unutmayın.
Iyi okumalar...
YAZAR'DAN:
Melek ve Selçuk birbirlerine 'şapa oturduk' bakışları atarken Nuri bey öksürük krizine girmiş Ufuk'un sırtına birkaç kez vurdu. Karısına söylenmeyi de ihmal etmedi:
"Eh be Semra! Böyle dan diye söylenir mi? İyi misin çocuğum?" Ufuk öksürüğü dinmeye başlarken başıyla iyi olduğunu belirtti. Semra hanım bir gözü oğluyla gelininde, kocasına baktı.
"Ne var canım? Evleneli neredeyse üç ay olacak. Hem baksana birbirlerini ne çok seviyorlar. Oluversin bir çocukları. Dünya gözüyle torun sevelim biz de."
Bu sözler ikilinin içine oturdu. Sözlerin ilk kısmı kafalarının içinde yankılandı. O kadar olmuş muydu? Semra hanımla Nuri bey haklı olarak torun sevmek istiyorlardı. Ancak ne yazık ki bu evlilik gerçeklikten uzak duygularla yapılmıştı. Zamanında öyleydi, şimdi ise bu iki gencin birbirinden etkilendikleri su götürmez bir gerçekti. Belki birbirlerine söyleyecek cesaretleri olsa gerçeğe dönüşebilecek bu evliliği ikisi de endişelerinden dolayı 'belki' ve 'keşke'lere mahkum etmişlerdi.
Karşılarında cevaplarını bekleyen üç çift göz olduğunu fark ettiklerinde düşüncelerini zihinlerinin gerisine ittiler. Ne diyeceklerini bilemez vaziyette birbirlerine bakarlarken Selçuk Melek'in masanın üzerindeki elini tuttu ve güven verircesine bir gülümseme yüzünü aydınlatırken anne babasına döndü:
"Haklısın anne ama biz daha hazır hissetmiyoruz. En kısa zamanda inşallah diyelim." Semra hanım üzülse de belli etmedi. Gelini duygusal açıdan yeterince olgunlaşmış bir kadındı. Nesine hazır hissetmiyordu anlayamıyordu. Belli ki yeni nesil hemen çocuk yapma heveslisi değildi. Olsundu, yavruları geniş bir aile olmayı istiyorlardı sonuçta. En kısa zamanda dediklerine göre onlar da istiyorlardı. Bu düşünce hınzır kadını mutlu ederken gülümsedi. Melek ve Selçuk bu gülümsemeyi bambaşka şekilde anladılar. Nuri bey de içten bir şekilde "İnşallah" dedi. Çocukları sıkmak istemese de o da torun istiyordu. Ancak bu talebini asla karısı gibi belli etmezdi. Bunu bilen Semra hanım kafasında imalarla bezeli sinsi planlar kurmuştu bile...
Yemeğin kalanı sessiz geçti. Melek ve Selçuk yine bu iki sevecen insana yalan söylemenin acısı altında eziliyorlardı. Ancak girmişlerdi bu yola bir kere, dönüş yoktu. Hem neredeyse üç ay geride kalmıştı, üç ay daha sabretmeliydiler. Üç ay nasıl geçmişti, kalan üç ayda içlerindeki duygular nelere evrilecekti ve üç ay daha geçtikten sonra yolları ayrıldığında buna sevinecek miydiler bilmiyorlardı. Dönüş yolunda bunları düşünüp kendilerince hayaller kurdular. Gelecek sürprizlere gebeydi. Geleceğin ve kaderin onlarla planları vardı. Peki onlar hazır mıydılar?
Birkaç gün sonra tanıtım gecesinin organizasyonundan sorumlu Ceren hanımla olan toplantıda genç kadın ortaya bir fikir attı:
"O gece sizin edeceğiniz bir dansla daha da anlamlı ve romantik olur. Bence bunu kesin yapmalısınız!" Dans etme düşüncesi ikisinin de kalbini hızla çarptırdı. Bir yandan da korkuyorlardı. Ya olmayacak duaya amin diyorlarsa? Rollerinden kopmamaya çalışarak gözlerini buluşturdular. İşte adlandıramadığı buydu Melek'in! Şuan gözlerine bakan bu adam ona şefkatten mi gülümsüyordu? Gözlerindeki parıltı sadece dans etmeyi sevdiğinden miydi? Yoksa umutlanmakta haklı mıydı?
Kadının cevap beklediğini hatırladılar:
"Güzel olur aslında. Konseptimiz kış romantikliği. En uygun dans ne olur?" Selçuk topu Melek'e attı. Melek de özellikle çizim yaparken çok severek dinlediği türü gözleri kapalı ve dudaklarında hayran olunası gülümsemesiyle söyledi.
"Vals..." Ceren hanımın sevinçli alkışlamasıyla gözlerini açıp onlara baktı. Selçuk yine ardında hangi duygu olduğu belli olmayan bakışlarla ona bakıyordu. Gülüşüne mi hayran olmuştu yoksa müzik zevkine mi? Bu ikilemler içinde boğuluyordu Melek, Selçuk'un sesi onu kurtarmasaydı:
"Harika seçim hayatım. Daha önce vals yaptın mı? Biz hiç yapmadık çünkü." Onu düşünce dehlizlerine iten ve çekip kurtaranın aynı kişi olması aciz hissetmesine neden olmuştu. Ama cevap vermesi gerekiyordu. O yüzden bu düşünceleri de geriye itti. Geriye ittikleri yüzünden içerisi akşam saati metrosu kadar kalabalıktı.
"Hayır yapmadım hayatım. Öğreniriz beraber ne olacak ki?" Ceren hanım hemen gerekli notları aldı ve en kısa zamanda bir dans öğretmeni bulacağını da söyleyerek odadan çıktı.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
ANLAŞMA
Chick-Lit(Ilk bölümlerde saçmaladığımı biliyorum. Finalden sonra düzenleyeceğim.) Annesini ve babasını kaybettiği kazadan sadece kardeşi kalan bir kız; Melek YILMAZ Yaptığı kaza yüzünden ablasının anlaşmalı bir evlilik yapmasına neden olan bir çocuk; Ufuk Y...
