Merhaba, bugün yeni bölüm yazmak için klavyenin başına oturduğumda bir önceki bölümü 2 Ocak'ta yayımladığımı fark ettim ve utandım. Beklediğiniz için hepinize ayrı ayrı teşekkür ediyor, haklı olarak beklemeyenlere de onları sevdiğimi söyleyerek sözlerime başlıyorum.
Hepinizi seviyorum, kendinize iyi bakın :)
MELEK'TEN:
Zor daldığım uykudan alarm sesini duymadan uyanmıştım. Bugün büyük gündü ne de olsa. Bugün yalandan aşkımızın düğün günüydü. İyi rol yapmam lazımdı. Yavrum adamdan elektrik alıyorsun zaten, sal gitsin. Takma kafana bu kadar, ver bana kontrolü ben hallederim. Hadi biraz daha uyuyalım çünkü daha kargalar boklarını yemedi. Kontrolü ona bırakmam halinde içsesimin ortalığı bir güzel karıştıracağını biliyordum. Ancak sözlerine Pollyanna da katıldı ama benim uykum yoktu. Yatakta sağa sola dönerek zaman öldürüyordum ki elbisemle göz göze geldim. Heyecandan nefesim daraldığında yataktan kalktım ve elbiseme dokunarak sakin olmaya çalıştım. Perdeyi açarak menekşeye su verdim. Sandalyeye oturdum ve annemle babamla konuşuyormuş gibi konuşmaya başladım:
"Günaydın anne, baba. Merhaba babaannem. Uyandırdıysam özür dilerim ama uyku tutmadı beni. Bugün bu oyunumuzu ilk kez kalabalık bir güruh önünde perdeleyeceğiz. Aile fertleri veya arkadaşlar sorun değildi ancak bu akşamki insanlar kıskanç, dedikoducu ve her lafı saçma sapan yerlerden anlayan tipte insanlar olacak. O yüzden görevim çok büyük. Ama ben acemi biriyim. Nasıl davranmam gerektiğini kestirememekle kalmıyor, gönlümle aklıma da laf geçiremiyorum. Altı aylık çakma kocama karşı ne hissettiğimi tam olarak bilmiyorum. Bu kadar kısa sürede aşık olamam elbette ancak ben hiç aşık olmadım ki. Selçuk'a karşı hissettiğim şey şefkat, hoşgörü ve yardımlaşma gibi arkadaşça duygular mı yoksa derin bir sevgi bağı mı bilmiyorum. Onun hislerini de bilmiyorum ve bu durumda ne yapacağımı da planlayamıyorum. Kafam karışık değilmiş gibi içimde konuşan iki farklı ses var. Biri kendimi kaptırmamamı, üzülebileceğimi söylüyorken diğer ses işleri akışına bırakmam gerektiğini, sevginin harika bir şey olduğunu ve onun beni üzmeyeceğini söylüyor. Bu karışık hislerimi onunla paylaşmalı mıyım onu bile bilmiyorum. Bana biraz yardım edebilseniz gayet iyi olur aslında. Umarım her şey güzel olur. Sizleri seviyorum." Boş bakan gözlerimi kırpıştırıp bu ruh halinden sıyrılmaya çalıştım. Sonra ise çok sık yaptığım bir şeyi yaparak içimdekileri zihnimin derinlerine ittim ve başka şeylere odaklanmaya çalıştım.
Elimi yüzümü yıkayıp üstümü giyindikten sonra odanın Selçuk'a ait kısmına geçiş yaptım ve onu hala huzurla uyurken buldum. Onu da uyku tutmamıştı belli ki. Acaba heyecandan mı uyuyamamıştı yoksa benim bir şeyleri berbat edeceğimden korktuğu için mi? Bir süre Pollyanna'ya uyup geçen akşamki gibi saçlarını okşamayı düşündüm ve bir süre avel avel ona baktım. Tam elimi uzatacakken Selçuk yan döndü. Geri çekildim ve odadan usul usul çıktım. Saat sabah dokuz buçuktu ve ben uyanmadığına kalıbımı bassam da Ufuk'un odasına girdim. Tahmin ettiğim gibi o da uyuyordu, bu akşam Nazlı'yla konuşacaklarını düşünüyor olabilirdi. Onların mutlu olmalarını çok istiyordum. Saçlarını okşayıp onu öptükten sonra odasından çıkıp alt kata indim. Kafamı dağıtmak için bir müzik açıp kulaklıklarımı takarak kahvaltı hazırlamaya koyuldum.
Kafamı dağıtma amacıyla başladığım mutfak macerasında sonuç mükellef bir sofra olunca bu kadar şeyin ziyan olmaması için dua ettim. Emine ablayı görünce kulaklıklarımı çıkarıp kaldırdım ve tam ona "Günaydın" diyeceğim sırada kapı çaldı. Kapıyı açtığımızda Nazlı ve annesini görmem içimi dökebileceğim biri olduğu için rahatlamama neden oldu. Arkadaşıma ve annesine sımsıkı sarıldıktan sonra onları Emine ablayla tanıştırdım. Onlar oradayken ben önce Ufuk'u, sonra da Selçuk'u uyandırmak için üst kata çıktım. Ufuk'un yataktan fırlaması için Nazlı'nın geldiğini duyması yetmiş de artmıştı. Ancak Selçuk konusunda çekingen ve huzursuzdum. Yatakta yanına oturup bir süre huzurla uyuyan çakma kocamı izledim. Bir süre sonra cesaretimi toplayarak boğazımı temizledim ve ona seslendim:
ŞİMDİ OKUDUĞUN
ANLAŞMA
Chick-Lit(Ilk bölümlerde saçmaladığımı biliyorum. Finalden sonra düzenleyeceğim.) Annesini ve babasını kaybettiği kazadan sadece kardeşi kalan bir kız; Melek YILMAZ Yaptığı kaza yüzünden ablasının anlaşmalı bir evlilik yapmasına neden olan bir çocuk; Ufuk Y...
