Adama doğru bakıp “peki benim polis olmam sizi neden bu kadar rahatsız etti?”dedim. Bir anda hiç beklemediğim bir şey yaptı. Belinden bir silah çıkarıp bana doğrulttu. Adam "bu seni hiç alakadar etmez.” dedi. Susam ayrı dert susmasam ayrı dert. Adamın ne yapacağı hiç belli değildi.” beni gerçekten vuracak mısınız?” dedim adam gülümseyerek “ona sen karar vereceksin.” dedi. Bu adam hiç normal birine benzemiyordu. Huyuna gidecektim. “Ölmemek için ne yapmam gerekiyor?” dedim. Adam “bu kadar çabuk pes edeceğini düşünmüyordum. Aferin doğru olanı seçtin. Gelelim sorunun cevabına ölmemek için yapman gereken tek şey bildiklerini bizimle paylaşman ve bizimle ilgili olanları başkalarıyla paylaşmaman. Yeterince açık olduğumu düşünüyorum.” Bunu diyeceğini tahmin etmiştim. Dışardan sadece bir market olarak gözüken yer aslında aylardır peşinde olduğumuz bir mafyanın gizli yeriymiş. Beni oyuna getirip buraya kadar getirmişlerdi. Adamlar o kadar uğraşmışlar bende onları üzmemek için bildiklerimi anlatayım bari(!) “tamam bildiğim her şeyi anlatacağım.” Adamın yüzüne sinsi bir gülümseme yerleşmişti. “Ha şöyle.” Diyerek silahını beline geri koydu.” anlat bakalım polis bey” dedi. “Sizin hakkınızda sadece benim bildiğim bir şey var o da burası “dedim. Adam sinirlenmişe benziyordu. “Sen bizimle dalga mı geçiyorsun?” dedi sesini bir hayli yükselterek. “Böyle bir konuda dalda geçtiğimi mi düşünüyorsun?” dedim. “Benim sizin hakkınızda bildiklerimin hepsini tüm İzmir biliyor zaten, bilmedikleri tek şey burası.” Dedim. Adam bana karşı ses tonunu sakinleştirerek “haklı olabilirsin ama bu sana güvenebileceğimiz anlamına gelmiyor.” Dedi. “Yani beni vuracak mısınız?” dedim. Adam elini çenesini götürüp çenesini kaşırken “bilmiyorum.” Dedi. Bu kadar sakinlik yeter “böyle anlaşmamıştık.” Dedim sesimi yükselterek. “Adam beni sakinleştirmeye çalışarak “sakin ol genç adam.” Dedi. Zaten sakindim ama o bunu bilmiyordu…
Adam “neyse şimdilik düşünelim sen de yemek ye.” dedi. Sonra da içeriye başka bir adam girdi. Bu adam yeniydi. Onu daha önce hiç görmemiştim. Bu adamda kimdi şimdi? Her şeyi mahvedebilirdi.
Yeni adam bana doğru yemeği uzatıp “sana yemeğini ben yedireceğim malum iplerini çözemeyiz.” diyerek sırıttı. Sonra da az önceden beri konuştuğumuz adama bakıp” Rıfat Baba sen gidebilirsin polis bana emanet.” dedi. Adamda kafasını sallayıp çıkıp gitti. Bu durum epey şaşırtıcıydı. Ben aylardır bu Rıfat’ın peşindeydim artık onu tanımıştım. O kimseye güvenmez her işini kendi yapardı. Bu adama bayağı güveniyordu anlaşılan. Karşımda duran adam yemeği önüme bırakıp kapıyı kapattı sonra da cebindeki anahtarla kapıyı kilitledi. Yanıma gelip “kardeşim, benim Hasan” dedi. İnanmıyordum bu gerçekten de Hasan’dı. “Hasan sen sen inanmıyorum sana nasıl bu kadar iyi kılık değiştirdin? Seni tanıyamadım.” dedim. Hasan gülümseyerek” uzun hikâye sonra anlatırım. Hem sen acıkmışsındır.” Deyip ipleri çözdü. Çok şükür şu iplerden kurtulabilmiştim.” peki sen nasıl bu adamın bu kadar güveninini kazandın?” dedim. Anlatmaya başladı “öncelikle kılık değiştirmem gerekiyordu önce tarzımı ve yüzümü değiştirdim sonra da buraya sızmak için güvenlerini kazanmam gerekiyordu. Bende bir plan kurdum. Bizim karakoldan birkaç arkadaş ve arabayla bunları yakalattırıyormuş gibi yaptım o sırada da bunları sahteden kurtardım. Sanki adamları polislerden ben kurtarmışım gibi oldu. Böylece güvenlerini kazandım sonra da yanlarında çalışmaya başladım. Böylece buraya sızmış oldum. Sana da bu yüzden silah kaçakçısı mesajını yazabildim şimdi de buradayım seni buradan çıkartacağım şimdilik biraz sabret yeter bana güven dostum. ”dedi. “Beni kurtaracaklarını biliyordum hatta senin de mafyaya sızdığını biliyordum ama seni hiç tanıyamadım çok iyi kılık değiştirmişsin.” Dedim.
Yemeğimi yemiş kollarım tekrar bağlanmıştı. Hasan’la helalleştikten sonra odadan çıkıp gitti. Bir süre sonra içeri Rıfat girdi ve bana dedi ki “telefonun çalıyor polis” elindeki telefonu bana uzatıp açtı. Arayan annemdi.” Yavrum Yusuf, iyi misin bir markete diye çıktın 5 saat oldu gelmedin” dedi. Onu korkutmak istemiyordum. O zaten polis olduğum için markete çıkıp uzun süre geri dönmememe alışıktı. Onu daha fazla meraklandırmadan “iyiyim anneciğim, biliyorsun işimden dolayı bazen seni merakta bırakıyorum ama endişelenecek bir şey yok. Sen beni merak etme acil bir işim çıktı birkaç gün şehir dışında olacağım. Hatta bende seni şimdi arayacaktım” dedim . Telefondan bir oh sesi geldi “bende korktum yavrum iyi bari sen iyiysen bir sorun yok ben seni tutmayım kolay gelsin.” Diyerek telefonu kapatı
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Amiyane Zevahir
AçãoEğer bir polis mafya tarafından kaçırılırsa ne olur? Ya polisin artık bu mafyadan kurtulması mümkün değilse? Peki bu mafya bu polis için sandığından daha da önemliyse? Bazı şeyler bazen sebepsiz ve çok basit görünse de altından hiç de basit şeyler...
