13.Bölüm

26 8 2
                                        

Amirime düzgün bir açıklama yapmam gerekiyordu. Derin bir nefes aldım ve "amirim beni kovmadan önce bir dinleyin"dedim. Hüseyin amir kolumdan tuttu ve çıkışa doğru yürümeye başladık. Bir yandan kendimi savunmaya çalışıyor bir yandan olanlara anlam veremiyordum. Kapının dışına çıkmıştık. "Amirim bakın gerçekten" sözümü kesip "seni hapse atmadığımıza dua et. Hakkında soruşturma açılabilir."dedi ve hiç arkasına bakmadan gitti. Karakola girmeye çalıştım. Evet çalıştım çünkü giremedim sağ olsun güvenlikler koskoca emniyet teşkilatını benden koruyorlardı(!) İçimden sabır çektim. Ve güvenliklere bakıp "kardeşim siz beni tanımıyor musunuz? Niye içeriye sokmuyorsunuz beni?"dedim. Güvenlik kesin bir cevapla "malesef alamayız. Senin buraya girişin yasak."dedi. Bir an sinirle patladım ve "Ne biçim iş bu. Siz ne saçmalıyorsunuz?" dedim. Güvenlik kaş göz işareti yapmıştı. Arkamı işaret ettiğinden hırsla arkamı döndüm bir araba vardı. Farlarını bir kere yakıp söndürdü. Bu bir işaret miydi? Dikkat çekmeden arabaya doğru ilerledim. Kimsenin bakmadığına emin olduğumda usulca arabaya bindim. Evet bunların hepsi bir oyundu. Araba da Hasan ve bir kaç polis arkadaşım vardı.  Ben arabaya biner binmez araba çalıştı.

Araba durduğunda tenha bir sokağa gelmiştik. Pek insan yoktu ama bol dükkan vardı. Hiç dikkat çekmeyen bir dükkana girdik. Burası bir lokantaydı.  Masaya geçtik. Beni camdan uzak kısma oturtmuşlardı. Tam dört kişiydik. İlk söze Hasan girdi "Bak Yusuf sen oradayken ben herşeyi emniyete bildiriyordum. O yüzden seni zaten kovamazlar. Sen önce bir sakin ol."dedi. Anlamam lazımdı. Ben Hasan'ı nasıl unutmuştum? "Tamam sakinim"dedim. Söze polis arkadaşlardan Salih girdi "Burası gizli buluşma mekanımız bu mahallenin tamamı polis burada güvendesin"dedi. "Plan nedir?"dedim. Bu sefer söze diğer arkadaş Ahmet girmişti "planımızdan önce neden burada olduğunu açıklayayım. Sen kaçtın kaçmasına ama peşinden Rıfat'ın takip ettiğini düşünüyoruz. Bu yüzden hem seni güvende tutmak hem de mafyaya bu kadar yaklaşmışken kaçırmamak için seni kovuldu gösterdik. Bu senin için bir gizli görev. Seni bulamasınlar diye de seni burada başka bir eve yerleştireceğiz."dedi. Plan mantıklıydı.koskoca emniyet teşkilatının planının da mantıksız olacak hali yok ya değil mi? "Peki annem ona ne olacak kadın kaç gündür merak içinde. Zaten ona da hep gizli görevdeyim dedim." Hasan girdi söze" sen merak etme kardeşim biz onu da düşündük. Sen hala gizli görevde sin gibi olucak yani annen öyle bilecek. Biz aslında annesi de senin yanına getirecektik ama Rıfat o zaman şüphelenirdi. O yüzden sen anneni merak etme o bize emanet."dedi. Peki demekten başka çarem kalmamıştı. Annemi gerçekten çok özlemiştim. Onu görmeyi iple çekiyordum. "Peki ya telefon. Benim telefonumu almışlardı. Nasıl haberleşicez?" dedim. Salih girdi söze "Hasan telefonunu aldı merak etme ama onu sana vermiyecek. "Neden?"diye sordum heyecanla. Bu sefer Hasan girdi söze "çünkü takip edileceksin telefondan gittiğin her yeri bulurlar. Biz de buyüzden telefonu senden uzak bir yere koyduk. Sanki sen oralardaymışsın gibi. Bu onları bir süre oyalar."dedi. Sonra Ahmet bir telefon çıkarttı. "Bu telefon senin. Bunu kullanıcaksın. İçinde gerekli numaralar kayıtlı."dedi. Telefonu elime alıp incelemeye başladım. Yeterince iyiydi. İşimi görürdü. "Tamamdır."dedim.  Hasan girdi söze "sen oradan nasıl kaçtın? Oradan kaçabilmem için şifre lazımdı. Orası çok korunaklı oradan çıkman imkansızdı. Sen oradan nasıl kaçtın?"dedi. Evet ben baya havalı bir yerden kaçmıştım doğrudur. "Şifreleri çözdüm diyelim."dedim. Hasan bana dik dik baktı ve "Bak Yusuf bir şey öğrendiysen söyle." dedi. "Aslında ilk şifreyi ben çözdüm. Sonra aşağı indim işte o sırada elinde silahla beni bir adam karşıladı."dedim. Hasan'ın yüzünde bir anlık şaşkınlık belirdi ve "Ama nasıl olur? Eğer bir adama yakalandıysan nasıl kaçtın? Bana sakın adamı vurdum deme. Seni hapisten çıkartamayız bak. Nefsi müdafaa desek de kurtarmak zor olur."dedi. Güldüm. "Sakin ol kardeşim sakin ol. Kimseyi vurmadım. Hatta adam bütün şifreleri bana bizzat kendisi söyledi. Nasıl kaçabileceğimi o bana anlattı."dedim. Hasan'ın yüzünden olaylara anlam veremediğini anlamıştım. Hasan "nasıl ya?.. o adam nereden biliyormuş. Rıfat'ın dışında kimse o şifreyi bilmez. O adamın bilmesi imkansız. Sen yalan mı söylüyorsun?"dedi. "Hasan ben niye yalan söyleyeyim? Bana ne yararı var. Bak adamın adı Furkan. Sen bi araştır. Bulursan adımı falan ver. Yok dur. Kendi kimliğini aşikar etme."dedim. Salih girdi söze "kim bu Furkan bir araştıralım. Soy adı falan ne biliyor musun?"dedi. Tam o sırada bir adam geldi masaya. Önümüze bir menü koydu. "Ne arzu edersiniz?"dedi. Salih güldü ve "Akif ya ne çabuk benimsedin rolünü."dedi. Sonra bütün herkes gülmeye başladı. Akif bana yöneldi ve "merhaba ben Akif ama şu an kod adım Mustafa dedi." Gülümsedim ve "memnun oldum ben de Yusuf."dedim ve masaya dönüp "benim kod adım ne?"dedim. Ahmet bana bakıp "sen artık Hamza Akçay'sın dedi. Dediğini tekrarlayıp Akif'e döndüm. "Duydunuz Mustafa Bey ben Hamza Akçay tanıştığıma memnun oldum." dedim. Ahmet "Yusuf işine çabuk adapde oldun bakıyorum"dedi.
"Ben nerede kalacağım" diye sordum. Sorumu Salih cevaplamıştı. Parmağıyla lokantanın karşısındaki apartmanı gösterdi. İkinci kat 4 numara." dedi ve anahtar çıkarıp bana verdi.

Herkes bir yere dağılmıştı. Artık Hamza Akçay'sın. Mesleğim emlakçıydı.  Yetimhanede büyümüş. Bekar ve bir kaç arkadaşı olan bir insandım. Evet emlakçı olduğum için çevrem genişti evet ama dostum azdı. Bu yüzden rehberimde kayıtlı olan insanlarla görüşüyordum. Sahteden rehberime bir sürü numara vardı ama belirli insanlar dışında kimseyi aramayacaktım. Bu arada herkesin bir kod adı vardı.

Eve yerleşmiştim. Benim için yeni kıyafetler ayarlamışlardı. Ben normalde takım ceket giyen hiç olmadı. Gömlek giyen klasik düzenli bir insandım. Ama artık olduğum kişi yani Hamza Akçay daha spor ve rahat giyinen bir tipti. Ev 3+1 bir evdi. Tek taşıyan biri için biraz büyük olsa da bu benim için bir avantajdı. Evi beğenmiştim. Mobilyalar gayet spordu. Ama şıklardı da. Evin güzel de bir balkonu vardı. Bence evin en güzel yeri de orasıydı. Sonra mutfağı yeterince büyüktü ve gelelim en güzel kısma buzdolabı doluydu. Arkadaşlar sağ olsunlar güzelce doldurmuşlardı.

Gizli göreve başlayalı iki gün olmuştu. Güzel bir emlak dükkanı ayarlamışlardı bana. Sahteden oraya gidip geliyordum. Bu mahalle polislerden oluşuyordu. Ama tamamı da polis değildi. Bir kısmı normal vatandaştı. Mahalle bir hayli büyük olduğundan tamamının polislerden oluşması imkansızdı. Benim alt katımdaki daire boştu. Taki o gelene kadar. Bu sabah kapıda kamyon vardı. O kata mobilyalar taşınıyordu. Evet o eve biri taşınmıştı. Acaba kimdi? Balkonda oturmuş kamyona bakıyordum. Bir kız apartmanın kapısından dışarı çıktı. Ne gözlerime inanamıyorum. Bu gerçek olamazdı. Çünkü gördüğüm kişi 'Elif'ti.'  Evet Rıfat'ın kızı Elif. Hemşire Elif...

Amiyane ZevahirBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin