Gözlerimi açtığımda. Elimde bir acı hissettim. Karşımda elimi saran Elif'i gördüğümde kalbim bir anlık hızlandı. Bir koltukta yatıyordum. Ferah bir odada uyanmış olmam önce beni şaşırtsa da buraya nasıl geldiğimi az çok tahmin edebiliyordum. En son ufak bir baygınlık geçirmiştim. Hasanlar beni buraya getirmiş olmalıydı. Peki burasıda neresiydi? Kendimi neden zorluyordum ki karşımda oturan Elife sorabilirdim nasıl olsa. "Ben buraya nasıl geldim?burası neresi? Neden burdayım?" Elif gözlerini elimden kaldırıp "uyanmışsınız, sorularınızın hepsine cevap vereceğim merak etmeyin ama önce söyleyin bakalım kendinizi nasıl hissediyorsunuz?" Sorumu geçiştirmişti. Acaba iyiyim desem gider miydi? Gitmemeliydi. "Kendimi iyi hissediyorum ama elim biraz sızlıyor." Elif'in yüzünde bir tebessüm belirmişti.bir süre sessiz kaldık ama artık konuyu açmalıydım. Hazır odada kimse de yokken. Ben tam konuşacakken O konuşmaya başladı. "Bugün buraya ziyarete gelmiştim, tam ziyaretimi tamamlamış çıkarken arkamdan İsmail geldi.Bir heyecen bir telaş görmen lazım." İsmail dediği Hasan'dı ah benim güzel kardeşim nasıl da korkmuş.Elif konuşmasına devam etti."İsmail dedi ki 'polis yaralanmış çok kan kaybediyor lütfen yardım edin.'dedi. yaralanmış deyince önce babam seni vurdu zannettim. Korktum. Kurşun yarası çok tehlikelidir."bir saniye o korktum mu dedi? Benim için endişelenmiş miydi? Yok yok beni tanımıyor bile kesin babası için korkmuştur.gerçi o da saçma ama neyse."bende ilk yardım çantasıyla birlikte İsmail'in arkasında yanına geldim. Biz geldiğimizde sen baygınlık geçiriyirdun. Çünkü çok kan kaybetmişsin.şimdi ben soruyorum sana damarın nasıl kesildi?"bir saniye damar mı oysaki ben damarımı kesmicektim. Heralde cam elimdeyken damarıma isabet etmişti. Şimdi ben Elif'e ne cevap vericektim. Asıl amacımı söylese miydim? Yeri miydi? Elif bana dik dik bakıyordu ona bir cevap vermemi bekliyordu. Haklıydı da odada kimse yokken söylemeliydim "şu an sana söylediklerimden sonra bana olumlu ya da olumsuz bir cevap vereceksin olumlu olmasını temenni ederim lakin olumsuz olursa da Eyvallah" burda lafımı kesti" ne söyliceksen artık."dedi. Onu daha fazla bekletmeden söyleyiverdim "ben kendimi bilerek yaraladım gerçi damarıma isabet isabet etmesi benim planım değildi ama"yüzünde bir şaşırma oluşmuş"ne ne dedin sen kendini mi yaraladın? Ama neden?" bunu sormakta haklıydı düşünmeden bir anda cevaplıyıverdim "seni görebilmek seninle konuşmak için"dedim. Durun bir saniye yanlış anlamış olabilir miydi? Yüzündeki ifadeden birşeyleri anlayamadığı belli oluyordu. Yanlış bir anlaşılmayı önlemek için devam ettim"yanlış anlama seni yardım istemek için görmem lazımdı, bu durumda bana yardımcı olabilecek tek insan sensin. Benim bu durumdan kurtulmak için senin yardımına ihtiyacım var."dedim.Biraz abartmış mıydım?yok yok doğru söylemiştim. Bana soru soran gözlerle bakarken ağzını açıp şu soruyu sordu "ben sana nasıl yardımcı olabilirim ki ben sıradan bir hemşireyim sense bir polis. Ben sana nasıl yardımcı olabilirim? Yapabileceğim tek şey yaranın iyileşmesine vesile olmak. Benden başka bir şey bekleme." dedi. Ona bu sorumluluğu yüklemek belki acımasızlık olurdu. Ama bunu yapmak zorundaydım."sen sadece bir hemşire değilsin Elif sen aynı zamanda Rıfat'ın kızısın buradan kurtulmama sadece sen yardım edebilirsin."dedim. Yüzünde bir tebessüm oluşmuştu ama tebessümü bir sa iye sürmemişti bile. Yüzünü ciddi bir ifade almış bana cevap vermişti "ben seni nasıl kurtarayım ki, hem sen bana babana ihanet et mi diyorsun?"dedi. "İhanet konusunda haklı olabilirsin belki ama bunu adalet için yapacaksın. Ben seni buna zorlayamam ne de olsa o senin baban yapmak istemezsen anlarım. Bana yardım etmek senin vicdanına kalmış."dedim. Bana o kadar kararsız bakıyordu ki... İçinden bana yardım etmek geliyordu ama bir yandan zarara uğrayacak kişi babasıydı. Onu anlayabiliyordum. Ama İnşaAllah içindeki sesi dinlerdi. "Tamam, sana yardım edicem ama bunu sadece adalet için yapıcam benim böyle bir şey yaptığımı da kimse bilmicek tamam mı?" İşte bu. İçindeki sesi dinlemişti onun vicdanlı bir insan olduğuna emindim zaten."tabi ki sen nasıl istersen." dedim. Bana bakıp "benden ne yapmamı istiyorsun?" dedi. Ona tam cevap verecekken içeriye Rıfat ve Hasan girdi. Sesizce "anahtar" dedim onun dışında kimse duymamıştı.o da bana kaş göz işareti yapmıştı yalnızca ben anlamıştım. Rıfat konuşmaya başladı "nasıl oldun polis?"cevap vermedim. Elif atıldı söze "daha iyi daha iyi yalnız benim onu bir kere daha görmem lazım yani tedavi için."dedi. Hasan kafasını sallarken Rıfat sanki şüphelenmişti."ne gerek var bir daha görmeye, eli kanamış sardın bitti işte hadi kızım sen şimdi eve git."dedi. Elif bu sözün altında kalmayıp cevap verdi "babacım elindeki yara basit bir kesik değil damara denk gelmiş. Oyüzden onu bir kez daha görmem lazım. Hastaneye gitmesi gerekirken zaten burda tutuyorsunuz bari tedavi olmasına izin verin."dedi. Okadar ikna edici konuşmuştu ki neredeyse bende tedavi olmam gerektiğine inanacaktım. Rıfat kafasını sallayıp"peki kızım sen öyle diyorsan öyledir."dedi. Sonrada Elif askılıkta duran çantasını alıp arkasını dönüp bana baktı ve göz kırparak kapıdan dışarı çıktı ve gitti. Bu bir anlaşmanın sonucuydu. Planım işe yaramıştı. Elif bu plan için en doğru kişiydi bundan hiç şüphem yoktu. Elif odadan çıktıktan sonra Rıfat ve Hasanla başbaşa kalmıştım.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Amiyane Zevahir
AçãoEğer bir polis mafya tarafından kaçırılırsa ne olur? Ya polisin artık bu mafyadan kurtulması mümkün değilse? Peki bu mafya bu polis için sandığından daha da önemliyse? Bazı şeyler bazen sebepsiz ve çok basit görünse de altından hiç de basit şeyler...
