1.8

76 13 60
                                        

Rüyada gibiydim. Bu tabiri kullanmak benim için ne kadar doğruydu bilmiyorum. Çünkü benim rüyalarım genelde kötü olurdu.

Yine de rüyada gibiydim işte. Eğer güzel bir rüya görüyor olsaydım böyle olurdu. Sevdiğim adamın iki eli de vücuduma sarılıydı. Sıcak kucağı ruhumu öyle bir ısıtıyordu ki soğuk gecelerde örtündüğüm battaniyelerim yanında halt ediyordu.

Başımı arkamdaki bedenin omzuna attım. Yorgun bedenim enerjik ruhuma ters bir şekilde öylece yatakta uzanıyordu. Hareket etmek istemiyordum. Hep böyle, bu anda sıkışıp kalmak istiyordum.

"İyi misin?" Meraklı ses tonu kulaklarıma ulaştığında kısık olan gözlerim yavaşça kapandı. Minik bir mırıldanmayla onu onayladığımda parmakları sağ yanağımda dolanmaya başlamıştı. Bacaklarının arasında kıpırdanıp rahat bir pozisyon ararken kalçalarımın ona sürtündüğünden bihaberdim.

"Rahat dur Jeongguk," Elleri çıplak kalçalarımı bulup olduğu yeri sıktığında nefesim kesildi. Gözlerimi açıp alttan ona bakmaya başladığımda yüzündeki sırıtışı yakaladım.

"Bana biraz daha dokunamaz mısın?" Onun elleri beni çoktan uyarmıştı. Yorgun bedenime tezat içimde aniden yükselen arzuya engel olamadım.

"Yeterince yoruldun zaten. Sabah olmak üzere, biraz uyumaya ne dersin güzelim?" Bal sesi kulaklarıma ulaştığında alt dudağımı dişlerim arasına aldım. Kehribar gözleri beni dikkatlice izlerken konuşmak zordu. Üstelik üzerine uzandığım sert karın kasları da her dakika hormonlarımı tetikliyordu.

Bakışlarımı ondan kaçırıp pencereden dışarıyı izlemeye koyuldum. Güneşin doğmasına saatler kalmıştı. Kuşların cıvıltısı hafif hafif kulaklarımızı dolduruyordu.

Taehyung, yatakta biraz daha aşağı kayıp yatar konuma geldiğinde ben de onunla beraber biraz yukarı çıkıp göğsüne sokuldum hemen. Kulağımın tam altına gelen kalbi, çıkardığı seslerle beynimde yankılanıyordu. Bir eli uzun saçlarımı boylu boyunca okşamaya başladığında daha fazla uykuma karşı gelemedim.

...

Sabahın erken saatlerinde aniden uyandım. Hava hafif aydınlık ve pusluydu. Bedenim soğuktan dolayı titrediğinde bakışlarım yanımdaki boşluğu buldu. İçimi bir tedirginlik kapladığında yataktan doğruldum. Kaslarımın her biri sızlıyordu.

Üzerimdeki siyah, bol kazağı inceledim. Taehyung uyurken kendi dolabından bir şeyler giydirmiş olmalıydı.

Ayaklarım parke zeminle buluşup ayağa kalktığımda bakışlarımı etrafta gezdirdim. Odadaki banyo kapısının önüne gidip içeriyi dinledim. Hiçbir şey duyamayınca kapıyı açıp içeriye baktım. Taehyung burada değildi. Odadan dışarı çıkacağım sırada gözlerim perdesi hafif aralık pencereye kaydı. Hislerim beni oraya doğru yönlendirdiğinde artık pencerenin oradaydım. Perdeyi biraz daha araladım ve aşağıya doğru baktığımda onları gördüm. Taehyung ve Yubin dış kapının hemen orada duruyorlardı.

Yubin'in bakışları sanki hissetmiş gibi olduğum pencereye döndüğünde kendimi gizleme ihtiyacı hissetmedim. Sinsi bakışları gözlerimden ayrılmazken ona dik dik bakmaya devam ettim. Daha fazla bana bakmayıp Taehyung'a döndüğünde gülerek bir şeyler anlatmaya başladı. Ne konuştuklarını ölesiye merak ediyordum. Kanım çoktan kaynamıştı.

Elini Taehyung'un koluna koyup okşadığında kaşlarım çatıldı. Taehyung'un, tutuşundan kurtulmasına izin vermeyip dudaklarını birleştirdiğinde olduğum yerde dondum. Saç diplerime kadar bedenim uyuştuğunda yere yığılacak gibiydim. Elimi sertçe cama vurdum. Sadece küçük bir çizik oluştu.

Taehyung anında omuzlarından kavrayıp onu ittirdiğinde bir iki adım gerileyen kız hâla gülüyordu. Bakışları son bir kez daha beni bulduğunda elini salladı, ardından gözden kayboldu.

Consider It Done | TaekookHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin