2.5 (Final)

77 4 19
                                        

Güneş tüm sıcaklığıyla üzerimizde parlıyordu. Temmuzun yaklaştığını belirtir şekilde yakıyordu bizi. Yaz çoktan gelmişti. Soğuk ve yağışlı günler geride kalmıştı. Havalar daha aydınlıktı şimdi. Kara bulutlara gökyüzünde yer yoktu. Kuşlar da yazın gelişini öterek kutluyorlardı. Daha fazla saklanmayacaklardı.

Yeşil çimlerin üzerinde duran boya paletimi sol elimle tuttum. Orta boyutlu yelpaze fırçamı paletin üzerinde gezdirdiğimde fırçam beyaza bulandı.

"Şuraya mutlu birkaç bulut çizelim." Yan tarafımdan gelen gülme sesiyle birlikte fırçamı da tuvalimin üzerinde gezdiriyordum.

"Jeongguk Ross? Bunu sevdim." Taehyung'un sözlerine karşılık ben de gülümsediğimde gökyüzüne bir bakış attım. Nem bulutları her yerdeydi.

"Benimki bitti." Sesiyle yeniden ona döndüğümde şaşkındım.

"Ne çabuk! Ben gökyüzünü henüz bitirdim." Yüzündeki gururlu gülümsemesine karşılık bitirdiği resmine baktığımda çizdiği şeye hayran kalmıştım. Benim aydınlık bir şekilde resmettiğim gökyüzünü karanlıkla süslemişti. Bulutların yerinde yıldızlar vardı. Ağaçlar ve oturduğumuz çimler orijinal renklerini koruyordu.

"Gece çizmişsin." Benim gündüzüme karşılık onun gecesiydi. Kehribarları kendi yaptığı eserine döndüğünde bir süre inceledi.

"Karanlık olmasaydı renkler aydınlığını yitirirdi."

Beğeni dolu bakışarım şimdi onun üzerindeydi. Yukarıdan topladığı saçları tel tel dağılmıştı. Şakakları sıcak havadan dolayı hafif terliydi. Üzerindeki siyah, bol atletten esmer teni görünüyordu.

Geniş tişörtümün eteklerini çekiştirdim istemsizce. Bu hareketimi fark ettiğinde gözleri anlık gözlerimi buldu ve ben bakışlarımı kaçırdım. Uzun parmakları, kısa şortumun açıkta bıraktığı bacağımı bulduğunda nefesim tekledi. Geniş avucunun içindeki bacağımı sıkıp bırakmaya başladığında ensemden sırtıma doğru arsız bir titreme hissettim.

"Taehyung," Cümlemin sonu gelmedi, gelemedi. Üzerime doğru eğilen bedeniyle beraber sırtım serin çimlerle buluştu. Elleri bacaklarımı iki yana ayırdığında bedeni girdi araya. Dudaklarını alnıma bastırdığında ellerinden biri şortumu yukarı doğru sıyırdı. Dudaklarının rotası bu sefer burnumun ucuydu. Küçük bir öpücük de sus çizgimde son bulduğunda sıranın nereye geldiğini biliyordum. Şimdiden sıcağından kavrulan dudaklarım onunkiler arasında yerini buldu. Yumuşak öpücüğü dudaklarımı nemlendirdiğinde arsız dilim rahat durmadı ve dudakları arasından ağzına sızdı. İki et parçası dilimi kaptığında öpüşü sertleşti. Dişleri alt dudağımı çekiştirdiğinde kendimi ona doğru ittirdim. Ellerimle kalçalarını tutup kendime doğru bastırdığımda anlık dudaklarımı bıraktı ve sesli bir nefes verdi.

Gözleri gözlerimden ayrılmazken alnıma düşmüş saçımı geriye doğru attı. Her bir hareketi beni delirtirken ona dayanamayacağımı fark ediyordum.

"Benim güzel sanatçım,"

Kemikli parmakları şortumu aşağı indirmeye başladığında onu izlemeye devam ettim. Yüzümde istemsizce bir gülümseme oluştuğunda bu, onu da gülümsetti.

Serin çimler çıplak tenimi gıdıklayarak rahatsız etmeye başladığında umrumda olmadı. Onun, uzun ve kemikli parmaklarıyla kendini hazırlamasını izledim. Elleri, sımsıkı kendini kavramışken çoktan onun için hazır, ıslanmış girişimde baskısını hissettim. Yavaşça içime doğru kaydığında ellerim omuzlarına tutundu. Bacaklarımla onu sıkıştırdım ve hareketlerini kısıtladım.

"Jeongguk'um," Sağ eli bacağımın içini okşadığında bacaklarım hafifçe gevşedi. Onu tamamen içimde hissettiğim ikinci andı. Uyuşmuş bedenim onun varlığını yeniden hissetmenin hazzıyla yanıyordu.

Consider It Done | TaekookHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin