"Kestik."
"Geldiğiniz için teşekkürler."
"Sıkı çalıştınız."
Büyük stüdyoda yankılanan sesler eşliğinde karşımda ki kameraman ve daha bir çok diğer ekiplere karşı teşekkür amaçlı birkaç kez eğildikten sonra yanıma gelen Namjoon ile zaman kaybetmeden beni yönlendirdiği odaya girdim.
"Bir diğer programına yetişmemiz lazım, zamanımız yok. Kıyafetlerini değiştir ve gel." Namjoon hızlı hızlı sıraladığı kelimeler eşliğinde elime kıyafetlerimi tutuşturduğunda birkaç görevli üzerimi değiştirmem için beni başka bir odaya sokmuşlardı.
Kapının kapanmasıyla birlikte içeride ki kargaşanın sesi azaldığında sırtımı arkamda ki duvara yaslayarak derin bir nefes aldım. Dudaklarımın arasından sesli bir şekilde geri verdiğimde ağrıyan başımı geçirmesi umuduyla parmaklarım başımı okşuyordu. Her şey çok hızlıydı, insanlar fazlasıyla yapmacık ve tüm bunlar sinirimi bozuyordu.
Normalde eğlence showlarına katılan biri değildim, hem bunu iyi yapabileceğimi düşünmediğimden hem de bu kadar insan içinde olmak beni geriyordu.
Ara vermemden sonra Namjoon'un benim için ayarladığı her bir etkinliğe hayır demeden katılmıştım. Onu yeteri kadar zor duruma düşürdüğümden, bundan sonra kendimi zorlayarak sadece en iyisini yapmalıydım ki onu ve beni destekleyen insanları yarı yolda bırakmamalıydım. Bu birçok insanın arasında kalıp zorla gülümsemem gerektirdiği anlamına bile gelseydi, onları bir kez daha yarı yolda bırakmak istemiyorum.
Benimle birlikte üç başka idolün de olduğu bir showdu, birkaç birbirimizi tanıma sorusundan sonra biraz oyun oynamış en sonunda tekrardan sorulan birkaç soruyla çekimi bitirmiştik. Sorulara düzgün ve başka bir yere çekilmeyecek şekilde vevap vermek zordu fakat yanımda Jimin ile birlikte olmak daha bir zordu. Çünkü aramızda yaşanan olaylardan sonra onun iyiliği için insan içinde olabildiğince uzak durmaya çalışıyordum, her yanlış anlaşılmadan kaçınmak için. Onunla burada olacağımı bile sete geldiğimde öğrenmişken insanlar yanlış anlamasın diye rol yapmak canımı yakıyordu.
Onun yanında olduğumu göstermek istiyordum. Ona olan sevgimi, duyacağım onca söze rağmen herkese bağırarak söylemek istiyordum. Ama bu imkansızdı, belki de asla gerçekleşmeyecekti. Bu yaşanan olayları tekrardan düşündüğümde insanların gözünde ikimizin asla bir çift olamayacağını anlamıştım, onlara göre bu yanlıştı.
Bense insanların düşüncelerini düşünmeyecek kadar fazla şey yaşamıştım. İstedikleri kadar her şeyi söyleyebilirlerdi, onu hak etmediğimi, kötü biri olduğumu, onu bırakmam gerektiğini. Bunları artık ciddiye almaman gerektiğini zor yolla öğrenmiştim.
Jimin ise buna daha hazır değildi, bunun farkındaydım. Bu yüzden sessizce, bir olay yaratmamaya çalışarak ondan uzak duruyordum sadece.
Düşüncelerimin arasında kıyafetlerimi değiştirerek odadan çıktığımda dışarı da beni bekleyen görevliler başımda bana cevaplamam için sorular sorarken bana doğru gelen adamı gördüğümde suratımda belirmeye başlayan gülümsemeyi zorla engelleyerek ifadesiz halimle o hariç oda da ki herkeste gözlerim dolaştı, çok fazla insan vardı.
Yanımda bana soru sormaya devam eden adamın sorusuna hızlıca birkaç cevap verdikten sonra beni en sonunda rahat bırakmıştı. Namjoon bir köşede görevliyle hararetli bir konuşma içindeydi, odada bir çok insan vardı, sadece birkaç saniyeliğine yanında olacaktım. Kimsenin bize bakmadığına emin olduğumda, benim tek olduğumu gören adamın adımları hızlanarak bana doğru geldiği sırada her adımında kalbimin atışı hızlanıyordu.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Mirage [yoonmin]
FanfictionAynı barda bulunan ünlüleri yakalayan bir grup magazincilere yakalanan Min Yoongi ve Park Jimin
![Mirage [yoonmin]](https://img.wattpad.com/cover/149550110-64-k399582.jpg)