'40

361 36 5
                                        


"O sadece oradaydı."

"Pekala bugünlük bu kadar yeter. Abini görmeye hazır olduğunu düşünüyorum ama yine de istemezsen bu sorun değil." Krem rengin ve tonlarının hakim olduğu odada, dışarıda ki ağaçlık manzarasına bakan geniş camın yanında ki fazlasıyla yumuşak olan koltukta oturuyordum.

Karşımda ki koltukta oturan kadın bir saattir beni dikkatli bir şekilde dinleyip sorular soruyordu. Bazılarına cevap veremesem de beni zorlamadan başka bir konuya geçerek akışı devam ettiriyordu.

Birkaç hafta olmuştu buraya gelmeye başlayalı. Namjoon, Seokjin hyungun terapistiyle görüşmemin daha iyi olacağını düşündüğünden beni de aynı yere başlatmıştı.

İlk başta zordu. Biriyle konuşmak, en dibe gömdüğüm anıları tekrar tekrar hatırlamak. Panik ataklarım ve kabuslarım bir süre beni bırakmamıştı ben alışana kadar. Doktorun yazdığı uyku ilaçları ve sakinleştiricilerle yoğun programımı bir şekilde atlatmıştım. Şimdiyse daha iyiydim, kabuslarım azalmış panik ataklarımsa neredeyse bitmişti.

"Hayır, gidelim."

Son birkaç seanstır terapistim, Seokjin hyungu görmemin bana iyi geleceğini söylese de bu düşünce beni fazlasıyla korkutmuştu. Bunu o da anladığında bir süre daha beklemiştik, bu güne kadar.

Artık bu konuda daha hazır hissediyordum kendimi. Ondan sonsuza kadar kaçamayacağımı biliyordum. Yine de karşısına çıkamayacak kadar güçsüz hissediyordum kendimi. Bu döngüye bir son vermek için adım atmaktan başka çarem yoktu.

Büyük binada asansöre binip 4. kata çıktık. Kalbim, göğüsümü delecek gibi sesli atarken titrek nefeslerimle sakin kalmaya çalıştım. Gireceğim odada karşıma çıkacak Seokjin hyunga hazır değildim. Bana artık iyi olduğunu söyleseler de eski hali gözümden gitmiyordu. Ya beni yine öldürmeye çalışırsa? Beni kurtaracaklar mıydı?

Beni bir odaya yönlendirdiğinde birkaç saniye girmeye tereddüt etsem de sertçe yutkunarak içimde ki korkuyu bir köşeye attım, beyaz koltuğa oturduğum da tek düşündüğüm şey akşam birlikte vakit geçireceğim Jimin'di. Onu düşünmek biraz daha sakinleşmemi sağlasa da aklımın içinde dönüp duran düşünceleri durduramıyordum.

Endişe bütün vücuduma yayılırken istemeden tırnaklarımı yoluyordum. Nefesim düzensizleşmeye başlarken zihnimde dönüp duran düşünceleri ve bağırışları sakinleştirmek zordu.

"İkinizi yalnız bırakacağım, odada ki aynanın arkasında başka bir oda var. Oradan sizi izliyor olacağım, eğer herhangi bir şey olursa korkmana gerek yok biz halledeceğiz." Suratında güven veren gülümseme ile bana teker teker her şeyi açıklasa da içimde ki korkuya engel olamıyordum. Ne zaman Seokjin hyung ile karşı karşıya gelsek her daim beni öldürmeye çalışıyordu. Bugün gerçekten farklı olacak mıydı?

Doktoru başımla onayladıktan sonra sakinleşmek adına derin bir nefes aldım. İyi olacaktım. Çocuklar 7/24 hyungu ziyaret ediyorlardı, durumunun ne kadar ilerlediğini ve benim için üzgün hissettiğini söylüyorlardı. Yani bütün o her şey.. sadece eskide kaldı. Düşüncelerim arasına dalmamla doktorun odadan çıktığını ve Seokjin hyungun geldiğini çok sonradan, adım seslerini duyduğumda fark ettim.

Önümde ki sandalyeye oturan adam sessizce bana bakarken titreyen ellerimi gizlemek adına masanın altına sakladım. Nefesimi kontrol etmeye çalışıyor, bir yandan da soğuk maskemi yüzümden eksik etmiyordum. Ne kadar ondan korksam da bunu görmesine izin vermezdim.

"Gelmeni bekliyordum Yoongi, geç geldin." Yumuşak sesi kulaklarıma geldiğinde sertçe yutkunmaktan kendimi alamadım ona cevap vermeden önce. Suratında ki ifadeyi anlayamamıştım, her zaman ki gibi nefret yoktu daha..sakindi.

Mirage [yoonmin]Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin