Melih'ten..
"Senin bu kıvırcığın çok ama çok cadı abi. Telefonumu ele geçirip bizim çocuklarla olan gruba saçma sapan şeyler yazmış! Ve daha da kötüsü ne biliyor musun-"
abime döndüm.. çok durgundu. Fazlasıyla durgundu hemde.
bu durgunluğunun sebebini merak ediyordum.
"abi?"
duymamıştı beni..
Parkta oynayan Arya'ya bakıyordu.
"abi beni duymuyor musun?"
yine tepki vermemişti.. dalmıştı sanırım.
Elimi omzuna koyup sarstım. "ABİ!"
irkilmiş ve hızla bana dönmüştü.
"Bir şey mi dedin Melih?"
"Abi senin neyin var?dalıp gitmeler, bu durgunluk.."
başını iki yana salladı.
"Bir şeyim yok Melih."
"Yalan söylüyorsun."
"Yalan söylediğim felan yok Melih."
"Abi neden böyle yapıyorsun? neden anlatmıyorsun."
" Ne anlatayım Melih?"
"Sen asla bu kadar durgun bir insan değilsin."
"Nerden biliyorsun?"
"Kaç yıllık abimsin ABİ!"
böyle söyleyince ikimizde gülmüştük.
"Hmm kaç yıllık abinmişim ben senin Melih?"
"Ben 21 yaşında olduğuma göre yirmi bir yıllık abimsin."
"Allah Allah.. öyle mi Melih'cim?"
"He öyle abim.. neyse konuyu dağıtma. sakladığın bir şeyler var!"
"Melih! Benim sakladığım bir şey yok."
"Hıhım aynen abi."
"Arya.. Arya düştü."
abim banktan kalktığı gibi Arya' nın yanına koşmuştu. Bende hemen arkasından, kalkıp yanlarına koştum.
"Arya'm.. miniğim."
"F-Fatih'cim.. Fatih'cim çok acıyoy."
dizini gösteriyordu.. eğilip hemen gözyaşlarını sildim.
"minik çikolata."
"F-Fatih'cimin kaydeşi dizim kanıyoy bak. "
abim kanayan yeri üflüyordu.. bir yandan da çok endişeliydi.
"Melih hadi hastaneye gidelim bu böyle olmayacak."
"Abi! Bir sakin olur musun?"
"Sakin felan olamam Melih.. baksana nasıl kanıyor. Canı yanıyor miniğimin."
abim Arya'yı kucağına aldığı gibi ayağa kalkmıştı.
"Arabaya geçiyorum ben."
abim arabaya doğru yürürken bende ayaklanmış ve hemen arkasından hızla yürümeye başlamıştım.
abimin çocuklara karşı bu kadar ilgili oluşunu kıskanıyordum..
...
"Çok acıyor mu bebeğim?"
"acıyoy teyze."
"Oy sana kıyamam ben."
Arya'nın minik elini tuttum.
"Ama doktor abi ne dedi.. geçecek dedi daha iyi olacaksın dedi demi?"
"hıhım öyle dedi Fatih'cimin kaydeşi."
Güldüm..
beni ilk gördüğü zamandan beri Fatih'cimin kaydeşi' diyordu. alışmıştım sanırım.
abim namaz kılmak için odaya geçmişti. Onun bu durgunluğunu Eylül'e sormak istiyordum.
"Eylül.."
"Melih?"
biraz daha sessiz bir şekilde konuştum" abimin nesi var?"
Eylül anlamaz hâlde bana bakıyordu..
"Neyi var derken?"
"Bilmiyorum bugün çok durgundu. Sordum ama bir şeyim yok diyip durdu. Belki sen biliyorsundur ha?"
"Melih onun bende farkındayım ama bilmiyorum. Bana da bir şey anlatmıyor. Böyle biz bi şeyler konuşurken bir anda dalıp gidiyor. Duymuyor beni."
"Abim hep böyleydi.. bir derdi sıkıntısı olduğunda kimseye bir şey anlatmazdı. Hep kendi içinde yaşardı."
"Çok üzülüyorum Melih.. onu bu hâlde görmek, derdini anlayamamak üzüyor beni."
"Ben konuşmayı denicem yine Eylül. Sen üzülme tamam mı?"
"Peki."
"Fatih'cim!'
abim bize anlamaz hâlde bakıp Arya'nın yanına gelip oturdu.
"Miniğim.."
Arya yerinden kalkıp, Fatih'in kucağına oturup sarıldı.
"Fatih'cim, sen üzgün müsün?"
"Bunu da nerden çıkardın minik hanım?"
"Fatih'cim sen üzüyme oluy mu? ben sana hep sayılıyım."
abimin gözünden yaşlar akarken Eylül'le birbirimize bakmıştık.
ben bile duygulanmıştım be.
abim.. neyin var senin bilmiyorum.
ah birde anlatsan.
17.12.2022:
ŞİMDİ OKUDUĞUN
kahverengi
SpiritualSaate baktığımda ders çoktan bitmişti, Akel'e dışarı çıkacağımı söyleyip derslikten çıkmıştım. Fakültenin bahçesine çıkmadan önce kantine doğru yürüyüp bir kahve aldım ve ilerledim. O sırada hahverengi başörtülü bir öğrenci kitabını düşürmüş ama fa...
