14

879 95 20
                                    











Donghyuck'un geldiklerinden beri olan garip tavrı şimdi anlam kazanmıştı. Geldiğinden beri evin dört bir yanını dolaşması, kurt formundan çıkmaması, Jeno ve Jaemin'e olan tavrı... hepsi mantıklı geliyordu Mark'a. Tek anlamadığı Jaemin'in iyi mi yoksa kötü mü olduğuydu.

"Ben anlattım. Vurulmuştu, ben de onu kurtardım. Sen anlat Jaemin. Hyuck'u nereden tanıyorsun? Neden sizden bu kadar çok korkuyor?"

"Benim hikayem seni hiç ilgilendirmez Mark Lee."

"Ohh, hem de öyle bir ilgilendirir ki."
Mark sinirlenmişti. Ses tonundaki değişiklikten açıkça anlaşılıyordu bu. Donghyuck'a zarar veren birinin kollarına düşmüş olma düşüncesi bile sinirlendirmeye yetiyordu onu.

Jaemin'in derin bir nefes verip ellerini teslim olurcasına kaldırdığını gördü. Kavga istemediğini açıkça göstermişti bu hareketiyle. Çünkü Mark her an üzerine atlayabilecek gibi duruyordu.

"Açık olmak gerekirse Donghyuck'un öldüğünü düşünüyordum. Sürüsüz bir kurdun ormanda tek başına hayatta kalması zordur. Yaşıyor olması şaşırttı."

"Nereden biliyorsun bunları Jaemin?"

"Aynı sürünün üyeleriydik."

Mark onun da bir kurtadam olduğu gerçeğini göz ardı etmeyi seçti. Buna şaşıramayacak kadar öfkeliydi.

"Ve hamile olduğunu bilmene rağmen sürüden atılmasına göz yumdun, öyle mi?" dişleri arasından kükremişti resmen. Jaemin'den aldığı tek karşılık göz devirmesi olmuştu.

"Tanrı aşkına Mark. O gittikten sonra öğrendim neler olduğunu. Hamile olduğunu bile bilmiyordum."

"O zaman neden Hyuck senden korkuyor?"

"Yaşadığını diğerlerine söylersem onu öldüreceklerinden korkuyor, benden değil."

"Söylemeyeceksin, değil mi?"

"Elbette hayır! O kadar vahşi değilim."

Mark sakinleşmeye başladı yavaş yavaş. Jaemin'in kötü biri olmadığına inanmak istiyordu ancak bu zordu. Çok aradaydı cevapları. Bir türlü inanamıyordu.

"Buraya gelmemizin sebebi Hyuck'u bulmaları. Kim olduğunu bilmiyorum ama siyah bir kurt evimin yakınlarında dolanıyordu. Tanıyor musun kim olduğunu?"

"Sürü lideri olmalı. Kaçmanız en iyi karardı. Birkaç gün sonra evinin kundaklandığını duyarsan şaşırma."

"Ev umrumda bile değil. Tek istediğim Hyuck'un iyi olması."
Sözlerinin ciddiyetini odadaki herkes hissetmişti. Donghyuck Mark'ın eline kafasını koydu sözlerinin ardından.

"Peki sen? Neden buradasın?"

"Sürü hayatı bana göre değildi. Uzun zamandır burada yaşıyorum ama arada bir ailemi görmeye gidiyorum. Hyuck arkadaşımdı ama bir omega ve bir alfanın arkadaş olması anormal bir durummuş gibi davrandıkları için uzun zaman önce konuşmayı kestik. "

Çalan kapı ile Mark ayaklanmıştı. Kapıya ilerlediği sırada kolundan tutulmasıyla ne ara ayağa kalktığını anlamadığı Jaemin'e döndü.

"Jeno bunların hiçbirini bilmiyor ve bilmemesi de gerekiyor."

Mark başıyla onayladı. Kapıyı açtı.
Jeno elinde tuttuğu krem ile görüş açısına girdiğinde derin bir nefes verdi, gülümsemeye çalıştı.

"Ağrıları için bu kremi kullanabilirsin." Jaemin böyle dese bile Jeno'nun göremeyeceği şekilde kaşlarını kaldırıp kullanmaması gerektiğini anlatmaya çalıştı. Aynı anda ağzıyla da 'kullanma' demeyr çalışıyordu sessizce.
Neyseki Mark bu kremin kas gevşetici olduğunu biliyordu. Zaten Jaemin'in hareketlerinden de anlamıştı sırf konuşmak için Jeno'yu gönderdiğini. Kremi eline aldı, bir kenara koydu. Jaemin Jeno'nun içeri girmesine fırsat vermeden kapıdan dışarı çıktı.

"Gitsek iyi olur. Tekrardan, tanıştığımza memnun oldum Mark."
Kısaca el sıkışmalarının ardından ikili Mark ile Donghyuck'u yalnız bırakmıştı.

Mark hızla salonda bıraktığı kurdun yanına döndü ancak bıraktığı yerde bulamadı pembeliyi. Onun yerine odasının kapısı açılmış, şiş karnı ile Hyuck gözler önüne gelmişti. Tekrardan insandı Hyuck.

"Tanrı aşkına Mark Lee. Ne gerek vardı Jaemin'e."

"Nereden bilebilirim onu tanıdığını."

"Aptal alfanın teki." Ve daha nice küfürler savurarak salona adımlamış, karnını tutarak koltuğa yerleşmişti. Dağınık pembe saçları ve üzerindeki Mark'a ait kıyafetleriyle tatlı duruyordu, ağzından dökülen küfürlere rağmen.

Mark da yanına gitti ve oturdu.

"Bana ne olduğunu biliyordu. Yardım etmek yerine kaçmayı seçti. Eğer kalırsa suçu ona atacağımı ve mühürleneceğimizi düşündü. Tek arkadaşım o olduğu için onunla mühürleneceğimden, hayatını mahvedeceğimden emindi. Şehre kaçtı ve beni ölüme terk etti o aptal. Ondan korktuğum falan yok, sadece sinirliyim."

Mark elbette Donghyuck'un sözlerine inanacaktı ancak yine de içinde bir şüphe de vardı. Jaemin'in hamile kurda karşı olan şaşkın bakışlarını görmüştü, sözleri de yalan olamayacak kadar inandırıcıydı. Jaemin ya çok iyi bir yalancıydı ya da Donghyuck bir şeyleri yanlış anlamıştı.

"Acaba senle mühürlenmek istememesinin sebebi Jeno olabilir mi?"

"O aptal alfa ile mühürlenmezdim Mark. Beni istemeyen bir eş yerine ölmeyi tercih ederim. O kadar gurursuz değilim."

Mark daha fazla sıkıştırmadı Hyuck'u. Yanında oturan bedeni kolları arasına aldı. Bir güzel sarıldı.

"Herneyse Hyuck. Belki de Jaemin'in bizim tarafımızda olması iyi bir şeydir?"

"Hmm." diye homurdandı başını gömdüğü yerden. Konuşmak istemiyor olmalıydı. Mark boynunda nefeslenmesine izin verdi. Dönüştüğü için yorgun düşmüş olmalıydı Hyuck. Saçlarını, sırtını ve arada bir karnını okşadı. Sakinleştirdi omegayı.

"Bu konuyu Jaemin ile konuşup yanlış anlaşılmaları ortadan kaldırmak ister misin Hyuck?"

Donghyuck bir süre duraksadı. Düşünmesine izin verdi Mark. Bir cevap alamayınca da bu konuyu sonra tartışmak üzere kapattı.





...
Kısa oldu biliyorum ama tıkandım. Bundan sonra kaos olmayacak gibi.
Umarım beğenmişsinizdir.

Glacier | MarkHyuckHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin