17

107 20 12
                                        

Hyunjin sonunda planını tamamlamış, istediği sonuçlara ulaşmış bir halde keyifle Chan'a doğru yürüdü, Chan sessizce bir bankta oturmuş kitap okuyordu.

"Hyung-nim!" başını kaldırıp da Hyunjin'i gördüğünde yüzüne geniş bir gülümseme yayıldı.

"Selam Hyunie." Hyunjin onun yanına zıpladı.

"Ne okuyorsun?"

"Klasiklerden, senlik değil."

"Alındım... Neyse, seni görünce yanına geleyim dedim." Hyunjin yavaşça Chan'a doğru kayıp omzuna başını yasladı, Chan o sessizleştiği için bir süre daha kitabını okusa da sonra aklına gelen şeyle kitabını kapatmıştı.

"Hyunjin, sana bir şey söylemem lazım." Hyunjin duymayı beklediği şey için hazırlanırken bir yandan sırıttı fakat bunu ona belli etmemeyi başardı.

"Buyur aşkosu." Chan bakışlarını kapattığı kitaba indirdi.

"Seungmin ile çıkmaya başlamamızdan önce sana bahsettiğim bir kız vardı, hatırlıyor musun? Uzun süre platonik olduğumu söylemiştim, Jiwon olmasa ilk tercihim olurdu ama aldatmaya karşıyım falan demiştim."

"Chaerin?"

"Evet."

"Nolmuş ona?" Chan alt dudağını dişledi.

"Bugün karşılaştık, ve bana... Uzun zamandır beni sevdiğini söyledi, bir yıl önce ondan hoşlandığımı düşündüğünü ve eğer hala istiyorsam... Birlikte olabileceğimizi." Hyunjin ilgiyle, sanki bilmiyormuş gibi, onu inceledi.

"Sen ne yaptın?"

"Seungmin'i sevdiğimi ve Seungmin'le olmaktan mutlu olduğumu söyledim. Fikrimi değiştirebileceğini söyleyerek beni öpmeye çalıştı ama izin vermedim, artık Seungmin dışında kimseyi hayatımda gerçekten de istemiyorum çünkü." Hyunjin sırıtma isteğini zoraki bastırıp Chan'ın omzunu sıktığında Chan ona baktı. "Seungmin'e bundan bahsetmeli miyim?" Hyunjin dudak büzdü.

"Sen bilirsin, ilişkinizi ben yönetemem. Şu anda ayrısınız ve Seungmin'in seni öpen kişiyi bilmesine gerek yok değil mi?" Chan bakışlarını tekrar kitaba indirdi.

"Yine de söyleyeceğim sanırım, Seungmin'in bunu bilmesi lazımmış gibi hissediyorum." Hyunjin doğrulup kollarını esnetti.

"Sen bilirsin, ay sıkıldım senden. Neyse, ben gideyim. Sen de aşk acısı falan çek." Hyunjin ona öpücük atıp zıplayarak uzaklaştığında Chan arkasından istemsizce gülümseyip tekrar kitabına döndü.

*~*

"Kim Seungmin! Kim Seungmin! Kim Seungmin-selam hyung-Kim Seungmin!" Chan Jeongin'in saçlarını karıştırıp ona kötü kötü bakan Seungmin'in yanına oturduğunda Seungmin Chan'a döndü.

"Bir şey demeyecek misin?"

"Ne yapıyor ki?"

"Ayin." Chan kaşlarını çatarak Jeongin'e bakınca Jeongin sırıttı.

"Seungmin hyungun bursu benim olacak, hihihii~"

"Bursluluk kartımı ona vermem için beni gaza getirmeye çalışıyor, ayninin bir parçası." Chan ikisinin de beklemediği bir anda Seungmin'i kucaklayınca Jeongin, evet Seungmin değil Jeongin, çığlık attı.

"Siz daha çok gençsiniz!" Chan Jeongin'e göz kırptı.

"Bizden daha da küçüklerini yapacağız." Seungmin merakla Chan'ı izlerken Chan Jeongin'in fesat bakışlarını umursamadan adımlarını koridora çevirdi.

Day: 143, but I still 4 3Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin