7. BÖLÜM

43K 2.5K 249
                                        

Yeni bölüm geldii.

Geç geldiği için özrü dilerim. Bölüm kısa inşallah beni dövmezsiniz🥲

Bu bölümü güzel okuyucum olan  CeylanBaki8'e ithaf ediyorum.

Oy ve yorum yapmayı unutmayın.

Sizi seviyorum ♥️

İYİ OKUMALAR

▪️▪️▪️▪️▪️

Fırat gözlerini yeni güne açtığında saatlerdir uyumuyormuş gibi kendini yorgun hissediyordu. Karısı ona arkası dönük uyumuştu ve o karısıyla uyumaya öyle alışmıştı ki bu uyuduğu uyku uyku değil gibiydi. Gece boyu sık sık uyanmış olduğu için kesik kesik uykusu hiçbir yorgunluğunu almamıştım. Hatta daha da yorulmuştu.

Bakışları hemen yanında arkası dönük yatan karısına kaydı. O bütün gece uyuyamazken karısı rahat rahat uyumuşa benziyordu.

Yavaşça yanında uyuyan karısına dönüp parmak uçlarıyla karısının sırma saçlarına dokundu. İpek gibi yumuşaktı, öyle ki Fırat dokunmaya kıyamıyordu. Eline aldığı birkaç tutam saçı burnuna yaklaştırıp derin bir nefes aldı. Tıpkı çiçek gibi kokuyordu. Bir yıl önce bu anın hayalini kurmaya bile korkarken şimdi gerçeği yaşıyordu. Dudaklarının saçlarına değdirdiğinde dünyadaki cennetini bulduğunu hissetti.

Avuçlarının arasında ki saçları nazikçe okşarken uzun uzun düşündü. Yapacaltı. Günçiçek'in yüzünde göreceği tek bir tebessüm için tüm kalıplarını kırabilirdi Fırat. Nitekim yapacaktı da.

▪️▪️▪️▪️▪️

Günçiçek uyandığında güneş çoktan doğmuştu. Gözlerini açar açmaz bakışlarının tavana sabitleyip boş boş baktı. Çok huzursuz bir uyku çekmişti, kendini çok yorgun hissediyordu. Bakışları yatağın boş tarafına kaydığında dudakları büküldü. Fırat yoktu.

Nereye gitti acaba?

Bakışları odadaki banyoya kaydı ama banyonun kapısı açıktı ve görünürde kimse yoktu. Belki aşağı inmiştir diye düşünerek hızla yatağından kalkıp üzerini değiştirdi. Yatağı topladıktan sonra odasından çıktı.

Aşaağı indiğinde sofra çoktan hazırlanmış, herkes sofraya oturmuştu. Ama Fırat yoktu. Ev ahalisine sormak istedi ama kocasının yerini başlasın sorması garip kaçabilirdi. Yerine  oturup dalgın dalgın tabağına bir şeyler koydu. "Kızım Fırat nerede?" duyduğu soruyla başını kaldırdı. Önce ne cevap vereceğini bilemedi. Eğer bilmediğini söylerse aralarını bozuk olduğunu anlaşılır ve bu bazılarının hoşuna bile gidebilirdi. Bu yüzden "İşi vardı ana erkenden çıktı." dedi. Sakine hanım başını sallayıp yemeğine döndüğünde Günçiçek daha fazla soru sormadığı için şükretti.

Kahvaltıdan sonra çalışanlar evi toplamaya başladığında Günçiçek'in bakışları sofraya toplayan Tuba'ya kaydı. Normalde rahatsız edici bakışları sürekli Günçiçek'in üzerinde dolanırken bu sefer başını bile kaldırmadı.

Olması gerektiği gibi!

Herkes bir şeyler yapmak için dağıldığında Günçiçek öylece ortada kalınca ne yapacağını bilemedi. İlk günlerde misafirler olduğu için sıkılacak vakti olmuyordu ama şimdi eskisi kadar misafir gelmiyordu. Yapacak bir şey bulamayınca odasına gitmeye karar verdi. Odasına gittiğinde dün başladığı örgütü  örmeye devam etti ama bir süre sonra bundan da sıkıldı. Normalde Ayşegül'ün yanına giderdi ama Ayşegül ders çalıştığı için onu rahatsız etmek istemiyordu. Melek'in yanına gitmek istedi ama iki haftadır birkaç kelime hariç hiç konuşmamışlardı. Nedense Melek'i kendine yakın hissediyor ve onunla konuşmak istiyordu. Melek onunla hiç konuşmasa da hiç kötü bir gözle bakmamış, kötü bir şey söylemişti. Aslında Melek kocası dışında kimseyle neredeyse hiç konuşmuyordu. Genellikle bir köşeye oturur sessizce etrafında olanları izlerdi. Yani bu davranışı Günçiçek'e özel değildi. Günçiçek bu düşünceden güç alarak Melek'in yanına gitmek için ayaklandı hemen. Odasından çıkar çıkmaz birkaç kapı uzağındaki odaya yöneldi. Tam kapıyı çalacakken içerden gelen ağlama sesiyle olduğu yerde kaldı.

LALOBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin