10. BÖLÜM

41.5K 2.4K 413
                                        

Yeni bölüm geldi🙋

Bu bölüm geçmeden önce bir şeyler söylemek istiyorum: ben kitabılarımı ne popüler olmak için ne de kitapların basılması için burada yazıyorum. Tek isteğim birilerini kitaplarımı okuması ve düşüncelerini benimle paylaşması. Ama birçok kişi bölümü bitirdikten sonra 'yeni bölüm' yazıp gidiyor. İnanın bölümleri çok büyük bir hevesle yazıyorum. 'Acaba ne yazacaklara, acaba buraya nasıl bir tepki verecekler' diye diye yazıyorum ve karşılaştığım şe6 sadece birkaç yorum. Bu yüzden rica ediyorum bu bölümde satır aralarını yorumla dolduralım

Her neyse sizi yenş bölüm ile başbaşa bırakıyorum.

Bu bölüm güzel okuyucum. -Attart- İthaf ediyorum.

KEYİFLİ OKUMALAR

️▪️▪️▪️▪️▪️

Her iyi, şey güzellik doğurmazdı, her kötü şey de kötülük doğurmazdı. Yaşananaların ardında ne saklı bilinmez. Bezen en büyük mutluluk bazen de en büyük pişmanlık yatardı yaşananların ardında. Yaşanan hiç bir şey ne pişmanlıklarla ne de keşkelerle düzeltilir. İnsana düşen yaşananlarla bir olmak ve onları kabullenmektir.

Kim bilir belki yanardağın içinde bir çiçek yetişir. Tıpkı geceden sonra güneşin doğması, yağmurdan sonra çiçeklerin açması gibi. Ne gece sonsuzdur ne yağmur dinmezdir. Elbet bir sonu ve her sonda bir başlangıç vardır.

Günçiçek, sona geldiğini, onun için yazılan tüm güzelliklerin son bulduğunu zannediyordu. Ama kader inansın zannettiğinden daha fazlasıdır her zaman. Bitti dediğiniz yerde yeni bir yol sunar önünüze. Elbet o yoldan gitmek korkutucudur her insan için. Ama bilmelidir ki gecenin en karanlık anı şafağın çökeceği zamandır.

Günçiçek karanlığın içinde kaybolacağını zannettiği an güneş onun için yeniden doğmuştu. Hiç inanmazdı güneşin doğacağını, karanlığı ateşinde yanarken aydınlık çok imkansızdı.

Ama şimdi... Ama şimdi güneş onun için bu kadar parlak, kuşlar onun için ötüyor, çiçekler onun için açıyordu. Tek başına yaratmamıştı bu cenneti. Bu cennetin sahibi oydu. Şimdi bakışlarını dikmiş baktığı adamdı...

"Balkız?" Fırat seslenen kadar dakikalardır kocasına baktığının farkında değildi. Başını yasladığı koltuktan kaldırılmadan, "Hmm," dedi yalnızca.

Fırat başını kısa bir an yoldan ayırıp yanında oturan karısına çevirdi. "Ne düşün-nüyorsun, Balkız?"

Günçiçek başını kaldırıp dışarı göz attı. Bir buçuk saat önce babasının evine gitmek için evden ayrılmışlardı. Şimdi ise köyün giriş tabelası birkaç metre öteden görünüyordu. Heyecanla yerinden doğrulup eve varacakları anı bekledi. "Hiç, sadece ailemi çok özlemişim."

Fırat, karısının bu tatlı heyecanına gülümseyip, "Bu k-kadar mutlu olacağın-nı bilsem daha ön-nce gelirdik." dedi.

Günçiçek cevap olarak kocasının yanağına tüy kadar hafif bir öpücük kondurdu. "Teşekkür ederim."

Fırat'ın cevabı ise karısının eline uzanıp avuç içine derin bir öpücük kondurmak olmuştu.

Sessiz geçen birkaç dakikaların ardından araba küçük, bahçeli evin önünde durduğumda Günçiçek kocasını beklemeden hızla kapıya uzandı. Arabadan çıktığında neredeyse koşar adımlarla kapıya doğru ilerlerken Fırat hemen arkasındaydı. Kapıyı çaldıktan sadece birkaç saniye sonra kapı açılmıştı ama o birkaç saniye bile Günçiçek'in için saatlere bedeldi.

LALOBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin