18. BÖLÜM

22.2K 1.5K 400
                                        

Yeni bölüm geldiiiii ama nasıl geldiiiiii

Size çoook uzan bir bölüm getirdim. Yanağımı uzattım, bırakın bir öpücük.

Neyse sizi daha fazla bekletmeden bölümle baş başa bırakıyorum. Bolca yorum yapın yoksa sataram ha buğ köyü

Bu bölümü güzel okuyucum YeterKaraca7 ithaf ediyorum.

KEYİFLİ OKUMALAR
(DİKKAT: kocaman bir bölüm sonu canavarı var🤭)

️▪️▪️▪️▪️▪️

Gece sabaha kavuşurken Tahır konağında büyük bir telaş mevcuttu. Odalar dip köşe temizleniyor, çeşit çeşit tatlı yapılıyordu.

Bugün, Tahır konağının tek kızı Ayşegül'ü istemeye geliyorlardı. Ama ne yazık bu durum Ayşegül'ün gram umrunda değildi. İsteyen gelebilirdi ama o ancak isteyerek gidebilir.

"Ayşegül, sen daha hazırlanmadın mı?" Ayşegül konuşan yengesiyle başını yattığı yataktan kaldırdı. Dağılmış saçlarını yana atıp üzerindeki pijamalara baktı. "Yoo hazırım," dedi gözlerini ovuşturarak. Bu pijama en sevdiği pijamalarıydı. Daha ne giyebilirdi ki?

"Dalga geçme Ayşegül! Kalk hadi hazırlan az kaldı, gelirler."

"Bu onların sorunu," dedi ve başını tekrar yatağa bıraktı. "Abim gelmedi mi?"

Günçiçek yorulduğu için yatağa oturdu. Başını iki yana salladı. Kocası daha gelmemişti. Ellerini, şu an dokuz ay yirmi günlük olan bebeğini hissetmek için karnında gezdirdi. Evet bebeği hala doğmamıştı. Ve dokuz ay yirmi günlüktü.

Melek'in bebeği doğmuş hatta bebek için gelen misafirler bile bitmişti. Ama onu bebeği bir türlü doğmamıştı. İçerde uyuya kalmış olabilir miydi?

Kapının çalmasıyla Ayşegül kısa bir an başını kaldırıp "Gel," dedi. Bakışları kapıda iken ağabeyi Fırat içeri girmişti.

Ayşegül yerinde doğrulurken Günçiçek ayağa kalkıp kocasına, "Hoşgeldin," dedi.

Fırat karısının alnına küçük öpücük kondurup "Balkız, bizi yalnız bırakabilir misin?" dedi.

Günçiçek gülümseyerek kocasını onayladı ve odadan çıktı.

Fırat yatakta oturan kardeşinin yanına oturur oturmaz hemen kolları arasına aldı. Ayşegül abisinin göğsüne yaslanırken Fırat'ın, parmakları kardeşinin saçları arasına karıştı.

"Cadı?"

"Küçük babam?" diye konuşan Ayşegül ile Fırat'ın yüzünde küçük bir tebessüm belirdi. Bu hitap onu geçmişe sürükledi.

Ayşegül az önce kavgadan çıktığı için saçı başı dağılmış bir şekilde eve girdi. Keşke o kızın saçını daha çok çekseydi. İçinde kalmıştı. Acaba tekrar mı gitse? Bu düşünce kafasına yatmış olmalıydı ki geri döndü. Tam kapıdan çıkacaktı ki ağabeyi Fırat eve girdi.

Fırat içeri girer girmez saçı başı dağılmış, gözleri kızarmış küçük kardeşini gördü. Ayşegül tekrar çıkacağı sırada Fırat kardeşinin kolunu tutup durdurdu. Gözünü kırpıp 'nereye' dercesine kafasını iki yana salladı.

LALOBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin