Bölüm 21

109 9 0
                                        

Kontrol etmeden atıyorum canlarım yanlışlarım varsa affedin🙏🏻






"Daniel! acil odama gel."

Ana binadaki ofisim de oturmuş dijital saatim aracılığıyla sağ kolum olan daniel'ı çağırmıştım. Genelde her işim olduğunda onu çağırırdım. Önemli meseleleri ona iletir, onun yapmasını isterdim. Daniel benim en güvenilir adamımdı.

Kapım 3 saniyenin ardından tıklatıldığında dijital ekranımla geleni kontrol etmiş, daniel olduğunu görünce de tek bir tuşla kapıyı açmıştım.

Daniel otomatik olarak açılan kapıdan hızla içeri girdiğinde, masamın önüne kadar gelip eğilerek saygısını göstermişti bana.

"Evinize tekrar Hoşgeldiniz prens taehyung. Emrinize amadeyim efendim."

"Daniel, senden istediğim şey tüm gezegenleri uranüs gezegeni konusunda uyarman. Onlara uranüs gezegeniyle bir savaşta olduğumuzu ve onlarla ittifak olan ya da herhangi bir anlaşmaya varan her kim olursa olsun ya da hangi gezegen olursa olsun sonlarının uranüs gezegeniyle aynı olacağını söyle. Onlara iki seçenek sun Daniel. Ya benim tarafımda olup rahat bir yaşam süreceklerini ya da uranüs gezegenin aklına uyarak evlerinden olacaklarını. Bir seçim yapmak zorundalar ki bizde kimin dost kimin düşman olduğunu bilelim."

"Emredersiniz efendim. Peki Savaş için orduyu hazır edeyim mi?"

"Onu gelince yaparsın Daniel."

Kapımın ikinci defa tıklatılmasıyla
Bakışlarım ekrana kaymış, kapının arkasında gergin bir sekilde elleriyle oynayan minik bebeğimi görmüştüm.

Yüzümde benden bağımsız oluşan gülümsemem eşliğinde kapıyı açtığımda, jungkook ellerini arkasında birleştirmiş yavaş ve temkinli adımlarla içeri girmişti.

"Daniel, sen artık çıkabilirsin."

Daniel'la konuşmam bittiği için çıkmasını söylemiştim ve Daniel da hızla başını eğerek tekrar saygısını sunmuş "jüpiter'in ışığı üstünüzde olsun efendim." diyerek hızla odadan çıkmıştı.

Daniel'in son söylediği şeyle elimde olmadan söylenmiştim bende

"O ışık şu anda burada zaten, ama üstümde görebilir miyim bilemem."

Jungkook, tam önümde durduğu için söylediğimi duymuştu ve anında kocaman açtığı bambi gözleriyle, far görmüş tavşan gibi kalakalmıştı öyle. Yanakları ve kulakları kızarmış, bakışlarını kaçırmıştı hemen.

Bu sevimli haline karşı sadece tebessüm ederek konuşmuştum.

"Hoşgeldin yıldızım."

"Şey hoşbuldum."

Gözlerini hala utandığı için bana çevirmeyip ofisimde gezdirdiğinde, yerimden kalkarak yanına doğru yürümüş tam karşısında durmuştum .

"Bebeğim iyi misin?"

Sorumla gözleri sonunda gözlerimle buluşmuş, tebessüm ederek cevap vermişti.

"İyiyim taehyung. İyiyim sevgilim. Sadece, bazen söylediklerin hala utanmamı sağlıyor. Sanırım bu utangaçlığımı asla aşamayacağım."

Dudaklarını büzerek söylediği şeye karşı gülümsemiştim. Ellerim benden bağımsız o pürüzsüz yanaklara çıktığında, eğilerek dudaklarına sesli bir öpücük kondurmuştum.

"Aşmana gerek yok ki güzelim. Ben senin bu hallerini çok seviyorum. Utanınca ne kadar güzel ve tatlı olduğunun farkında mısın sen? Yanakların böyle elma şekeri gibi al al oluyor ve benim o al al olan yanaklarını ısırasım geliyor."

Contingency (Taekook)Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin