Yağmur ben.
Bazı insanların hissettiği bazılarının ise sadece ıslandığı, o iki heceli kelime.
Yağmurdu çiçekleri büyüten, ormanları yaşatan; gökleri kabartan, bulutları dolduran.
Bir bulutun hüznüydüm ben, dolup taştığım ve içinde barınamadığım b...
Sizi çok fazla bekletmeden yeni bölümüzü sizlere sunuyorum.
Önümüzdeki hafta finallerim var ve çok fazla bölüm atamayacağım gibi duruyor, yine de benim sağım solum belli olmaz! Siz beklemede kalın.
Buraya benim için en sevdiğiniz emojiyi yorum olarak bırakır mısınız?💓
İyi okumalar!
Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
(Bölüm Şarkısı: Teoman - Kupa Kızı Sinek Valesi, Yok Öyle Kararlı Şeyler - Özümden Çok)
"Bir yabancı acıtmaz kalbini, en değer verdiğin, en sevdiğin acıtır içini."
***
Sarhoşluk kadar kötü bir şey görmemiştim bu hayatta. İnsanı çileden çıkaran, kendi benliğini unutturan bir şeydi aslında.
Dudağına bir zincir vurmak istesen vuramıyor, konuşmamak istesen izin vermiyordu. Dilini, dudaklarını, ağzından çıkan hiçbir lafı kontrol ettirmiyordu sana. Öylesine, gelişine, sanki havaya söyler gibi çıkıyordu dudaklarından sözler birer birer.
Ece de tutamamıştı çenesini.
Sanki büyük bir canlı bomba gibi gelmiş, elindeki kumandaya basmış ve yanımızdan hızlıca gitmişti.
Ortada kalan ise ben ve karşımda bana merakla bakan adamdı.
"Bu yüzden miydi?" dedi, yaslandığı duvardan biraz doğrulurken. "Bu yüzden miydi bana karşı tavrın?"
Kafamı iki yana sallayıp, itiraz etmiştim. "Tavrım, beni çok önemsemeneydi."
"O ne demek?" dedi kaşlarını çatarken.
Omuz silkmiş, bakışlarımı başka bir yöne çevirmiştim. "Bak biz sadece en yakın arkadaşları birbirinden hoşlanan, onlar sayesinde de ara ara görüşmek zorunda kalan iki ayrı insanız." dedim ve onu beklemeden devam ettim. "Onun dışında da tek ortak noktamız, çalıştığımız yer. Ben öylesine bir asistanım, sen de patronum."
"Peki." demişti yalnızca.
Dikkatle gözlerine baktığımda hiçbir anlam yoktu bakışlarında. Sanki kendini tamamen kapatmış, bir perde indirmişti göz bebeklerine.
Gitmek için bir adım attığında, arkasını dönüp son bir kez yüzüme bakmıştı.
"O gece ben Dila'yla öpüşmedim. Sadece Dila'nın yıllardır bitmeyen bir sevgisi var bana karşı. O gece onu istemediğimi söylediğimde, çekip öptü ve saliseler süren bir öpücüktü. Benim için hiçbir anlamı yoktu."