10.BÖLÜM "BULUT"

3.5K 183 30
                                        

Selamlar!

Yeni bölümle karşınızdayım...

Umarım beğendiğiniz bir bölüm olur, sizi seviyorum. Yorumlarınız ve beğenileriniz beni yeni bölüm yazmak için teşvik ediyor o yüzden yorum ve beğenilerinizi bekliyorum.

Buraya benim için en sevdiğiniz emojiyi bırakabilir misiniz?

Buraya benim için en sevdiğiniz emojiyi bırakabilir misiniz? ✨

Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.

(Bölüm Şarkısı: Sertap Erener - İncelikler)

"Artık beni asla yaralayamaz hayat, eğer istemezsem."

***

Resmen şok olmuştum.

Beni küçümseyerek stajyer olarak işe alamayacağını söyledikten sonra, kalkıp bu kızı işe almıştı. Ne farkımız vardı acaba? Notları dört üzerinden dört, okuduğu okul da Cambridge falan olmalıydı herhalde.

"Merhabalar." dedi, Alya denen kız elini Mehri'ye uzatırken.

"Hoş geldin."

Mehri, onu hemen yanındaki sandalyeye oturması için davet ettiğinde kız da büyük bir mutlulukla oturmuştu.

"Bienvenue dans notre pays."

Kızın ne dediğini bile anlamadığımda, misafirlerle Fransızca konuşmaya başlamıştı. Benim dudaklarım aralanırken, masadaki en deneyimsiz ve en beceriksiz kişi olmamın keyfini sürüyordum.

Bebek kumralı saçları, bembeyaz teni ve incecik fiziğiyle benden oldukça farklıydı.

Kendimle neden kıyaslıyordum ki?

Çünkü onun yerinde sen olmalıydın.

Ama olamamıştım.

Herkes Fransızca konuşurken, ben saf saf etrafa bakınıyordum. Benim buradaki varlığımı fark etmemişlerdi bile. Ajandaya öylesine şekiller çizmeye başladığımda, artık gerçekten sıkıntıdan patlamak üzereydim.

Hiçbir şey demeden misafirlere bakıp gülümsemiş, masadan kalkmıştım. En azından biraz lavaboda takılıp, vakit geçirebilirdim.

Ben masadan kalkarken, Alya Mehri'ye uzunca bir şekilde kahkaha atmıştı. Aynı şekilde Mehri de ona katılırken, damarlarımda akan bu kanın bir an olsun hızlandığını hissetmiştim sanki.

Lavaboya ilerleyip, geniş kapının açılması için elimi okutup içeri girmiştim. Aynada kendime baktığımda büyük bir özgüvensizlikte karşılaşmıştım. Pekala, İngilizce dışında bir dil bilmiyordum. Kadın orada deli gibi Fransızca konuşup, müşterilerle birebir bir ilişki kuruyordu. Bense tuvallette özgüvensizliğimle birlikte saklanmayı tercih ediyordum.

KUMTEPEHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin