Yağmur ben.
Bazı insanların hissettiği bazılarının ise sadece ıslandığı, o iki heceli kelime.
Yağmurdu çiçekleri büyüten, ormanları yaşatan; gökleri kabartan, bulutları dolduran.
Bir bulutun hüznüydüm ben, dolup taştığım ve içinde barınamadığım b...
Yeni bölümle karşınızdayım. Öncelikle, geçen bölüme gelen etkileşim çok çok azdı ve sınırın dolmasını beklemek istemedim. Bu bölümde de sınır geçilmezse, yeni bölüm için bekleyeceğim ve sınır geçildikten sonra bölümü atacağım.
Yeni bölüm sınırımız, +110 beğeni ve +60 yorum, her zamanki gibi!
Sizi seviyorum, kocaman öpücükler ve iyi okumalar.
Benim için bir kalpçik? ❤️🩹
Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
(Bölüm Şarkısı: Fuck It I Love You)
"İyi insan olmak, iyi insan olmak değil, merhametli insan olmak demektir."
***
Yıllar sonra belki de ilk kez, hayatımda hiç bu kadar heyecanlandığımı hatırlamamıştım. Eski ahşap bir evin merdiveninde, sevdiğim adamın karşısında, ona aşık bir kadın olarak onunla beraber olma isteğiyle dolup taşıyordum. Şimdi burada, çok uzak diyarlara beraber gidelim dese; arkama bile bakmadan, çocuğumu alıp dünyanın bir ucuna onunla gidebilecek kadar gözü kara, aynı zamanda da cesaretliydim.
Annem, aşık olacağım adama olan aşkımı gün geldiğinde çok net anlayacağımı söylerdi hep küçükken. Şimdi sorgulamıyordum, aşık mıyım acaba diye. Biliyordum çünkü, karşımda duran bu adama aşıktım.
"Olurum." dedim hiç düşünmeden. Bütün benliğimi teslim etmek, bir daha asla ondan ayrılmamak istercesine boynuna sarıldığımda. Dokunuşları sanki karşısında bir kelebek varmış gibi hassas ve nazikti. Ben boynuna ne kadar sıkı sarılırsam sarılayım, o sanki hep ben kırılacak ince bir cammışım gibi nazikçe sarılıyordu belime. Hiçbir zaman canımı acıtmadan, beni asla yıpratmadan tutuyordu belimden kendine çekerken. Kokusunun, dünyanın en güzel kokusu olduğuna yemin edebileceğim dakikalarda yaşananların gerçek olup olmadığını kendime ispatlamak istiyordum yalnızca. Öyle ya, bu an için çok beklemiştim.
"Öhöm."
Bir öksürük sesi duyduğumda, hemen ayrılmıştım Mehri'nin boynundan. Kafamı sağa doğru çevirdiğimde Deren'in durup bizi gülerek izlediğini görmüştüm. Melül melül bakıyor, şeytani bir şekilde de gülüyordu. Sanki yatakta basılan iki ergen çocuk gibi utandığımda, merdivenlerin korkuluklarına yaslamıştım bedenimi.
"Ne oldu Deren?" dedi Mehri, gergin bir şekilde. "Hayırdır?"
"Abiciğim," dedi Deren gülerek. "Geçmeye çalışıyorum yani, bütün merdiveni kaplamışsınız! İnsan odasında sarılır değil mi?" Resmen alay ediyordu bizimle. "Hem insanlar sevgiye aç, böyle ulu orta sarılmak insanları özendiriyor olabilir."