Ben geldimmm naber tavşanlarım?
Öncelikle 100K olduk.
Destekleriniz için çok teşekkür ederim iyi ki varsınız💙
İyi okumalar...
Melis Çınar...
Kendinizi tamamen savunmasız bıraktığınız anlar var mıydı? Ya da bulunduğunuz yere ve orada bulunan kişilere her şeyden çok güvendiğiniz anlar olmuş muydu? O anlar hep en savunmasız olduğumuz anlar olurdu.
Şu an çok savunmasızdım çünkü güvende hissetmiştim çünkü gerçek anlamda mutluydum. Aldığım nefesi huzurla alıyor sevdiğim adamın kollarında sonsuz kadar onun yanında olmak isterken şimdi kabuslarımı yaşıyordum.
Ailemin artık bir gölge kadar zayıf görüntüleri ile yetinirken, birlikte olduğumuz yüzlerce fotoğraf varken hiçbirini tekrardan görememiştim. Çünkü o fotoğrafları almama izin vermeyen bir adamın elindeydim. Ben ailemin hiçbir fotoğrafını bu yaşıma kadar görememiştim. Hep anılarımla yetinmiştim.
Şimdi ise yatağımız üstünde bir notla beraber ailemin bir fotoğrafı vardı. Bu not onun tarafından bırakılmıştı.
“Benim küçük kadınım” demişti “bana geldiğinde sana vereceğim küçük hediyelerden biri de bu “diye yazmıştı “en büyük ödül zaten benim olacak” diye de eklemişti. Sonunda “gerçek sahibin” diyerek imzasını bırakmıştı.
O buradaydı...o...bu evdeydi...
Korku vücudumu sararken kontrolsüzce attığım çığlıkları kontrol edemiyordum. Her an bir yerden çıkıp bana dokunacakmış gibi hissediyordum. Aldığım nefesler bana yetmiyor hatta beni boğuyordu.
O...Buradaydı.
Daha büyük bir kabus olamazdı...ama bu yaşadıklarım gerçekti.
Buraya gelmiş odama girmiş ve yatağıma ona gideceğime dair bir not dahi bırakmıştı.
Bu hissettiğim şey korkunun kaçıncı seviyesiydi?
Bedenime sarılan kollar ile irkilerek kendime geldim. Tanıdığım dokunuş ile çığlıklarım susarken ona baktım. Endişe ile bana bakıyor anlama çalışıyordu. Dudakları hareket ediyordu ancak onu duymuyordum. Algılarımın kapandığını hissediyordum.
Titreyen ellerim ile dokunmaya cesaret edemediğim notu gösterdiğimde beni bırakmadan oraya baktı. Tüm ağırlığımı ona bıraktığımda hızla beni tutmuştu. Hissizleşmiş gibiydim. Hayır, ölüyor gibiyim.
Bilmediğim korkular bedenimi ele geçirirken ben titremeyi bırakmamıştım.
Onunla göz göze geldiğimizde notu okuduğunu anladım. Okumuştu ve korkuyordu. Hayır, kendi için değil benim için korkuyordu. Yanağıma yerleştirdiği eli ile kafamın ağırlığını da ona bırakmıştım çünkü hiçbir hücremi hissetmiyordum.
“Melis” titreyen sesi endişe ile yıkanıyordu. “Güzelim.. Sakin ol tamam mı? Ben buradayım.” diyerek beni göğsüne yaslamıştı. Onunda endişelendiğini biliyordum ancak bir türlü kendime gelemiyordum. En güvenli olduğunu düşündüğümüz yerde kalıyordum ama o peşindeki o kadar polise rağmen buraya elini kolunu sallayarak girmişti.
Savaş beni bırakmadan hızla Emir’i aramış olayı anlatmıştı, ben ise aynı hissizliğim ile kolları arasında durmaya devam etmiştim. Daha birkaç dakika önce kolları arasında huzurla uyuyorken şimdi yaşamak için adeta ona tutunuyordum.
“Savaş” ağlamaklı çıkan sesim ile beni daha da sararken bedenim tamamen onunkiyle birleşmişti. “Efendim güzelim, efendim sevgilim söyle. Lütfen söyle, lütfen konuş bebeğim ” bana yalvaran sesi içimi titretiyordu.
“Korkuyorum, ben çok korkuyorum”
Ağlamaya başlamam ile başımı boynuna gömmemi sağlamıştı. Ne kadar böyle ağlamıştım bilmiyordum ancak tamamen dış dünyadan kopmuş gibiydim. Beni saran kişinin ne hissettiğini bilmiyordum ama çaresiz hissettiğini hissediyordum.
Duran ağlayışım iç çekişlerine döndüğünde başımı kaldırmıştı. Gözlerimiz hızla birbirini bulduğunda şefkatle gülümsemiş anlıma küçük bir öpücük bırakmıştı. “Daha iyi misin güzelim?” ‘iyi misin?” dememişti çünkü iyi olamayacağımı biliyordu ancak evet, daha iyiydim çünkü hala güvende hissediyordum. Onun kollarındayken güvendeydim.
Başım ile onaylarken rahat bir nefes almıştı. Beni tekrardan kendine çektiğinde bu sefer ona karşılık verdim. Kollarım boynunu sararken o da belimdeki kollarını daha da sarmıştı. Kokusunu içime çekerek omzuna başımı yasladığımda yüzünü boynuma gömmüştü.
Rahatlamıştı çünkü daha iyiydim.
Etrafa göz gezdirdiğimde salonda olduğumuzu görmüştüm. Ben onun dizleri üzerinde oturuyordum. Ne araya buraya gelmiştik bilmiyordum ancak büyük ihtimalle ben ağlarken orada olmak istemediğimi anlamış ve beni buraya getirmişti.
Duyduğum siren sesleri ile ikimizde kalkarken o beni belimden tutarak kendine çekmiş ağırlığımı yine ona vermemi sağlamıştı. Kapının önüne geldiğimizde Savaş hızla kapıyı açmıştı. Önde Emir olmak üzere bir sürü polis kapının önündeydi.
Kendimi Emir’e doğru attığımda hızla beni sarmıştı. Kollarımın boynuna dolarken o saçlarımı öperek beni koruyamadığı için özür dilemeye başlamıştı bile. Gözlerimi kapatarak sadece içimdeki korkunun biraz daha azalmasını izledim.
İkimizde ayrıldığımızda Emir beni bırakmamış Savaş’a dönmüştü. “Ne zaman oldu?”
“1- 1,5 saat önce sanırım.” ciddi bir şekilde
konuşmaya başladıklarında sadece dinledim. “Onun olduğunu biliyoruz ancak yine de evi iyice arayıp inceleyecekler.” diyerek polislerin içeri girme sebebini açıkladığında devam etti, Emir. “İfadenizi sonra alırız ama burada kalmanız doğru değil şimdilik birkaç eşyanızı alın sonra ne yapacağımızı konuşuruz.” diyerek konuşmasını bitirdiğinde Savaş onu onaylayarak eşyalarımızı toparlayacağını söyleyerek yukarı kata çıkmıştı.
Biz sessizce onu beklerken o küçük bir bavul ile benim el çantamı ve kendi içinde bir sırt çantası getirmişti. Orada laptoplarımızın ve birkaç önemli eşyaların olduğunu düşünüyordum. Evden çıkıp birkaç dakika içinde geri dönmüştü.
Ben koltukta oturmuş Emir ile konuşmayı bitirmesini bekliyordum. Kafamın içinde anlamadığım sesler varken dış dünyayı çok algılayamıyordum. Sonunda bitmiş olan konuşmaları ile Savaş bana doğru gelmişti. “Nereye gitmek istersin güzelim?” kararı bana bırakan Savaş ile düşünmeden evimi söylemiştim. “Resim çizmek istiyorum, eve gidelim.” yorgun çıkan sesim ile sorgulamamış başı ile onaylamaıştı. Eve gidip zihnimi ele geçiren seseler yok olana kadar duygularımı dökmek istiyordum.
İyileşmeye ihtiyacım vardı, resim çizmek iyileştirirdi...
Benim ayağa kalkmamı beklemeden hızla kucağına almış ve dışarıya yönelmişti. İtiraz etmeyerek kollarımı boynuna doladım ve başımı boynuna yasladım. Arabasını yanına geldiğimizde ilk önce beni bindirmiş daha sonrasında ise kendisi binmişti. Sessizce yolu izlemeye başladığımda oda bana uymuştu.
🎨
MagazinG: Ünlü oyuncu Çağrı Savaş ile Ünlü ressam Melis Çınar, Çağrı Savaş’ın evinden çıkarken görüntülendi!
Ünlü oyuncunun evi polis arabaları ile sarılıyken kucağında taşıdığı Melis Çınarla evden çıkan Çağrı Savaş, hızla evini terk etti.
Herkes ne olduğunu merak ederken hala bir açıklama yapılmadı.
Haberin devamı için tıklayınız
Evet, nasıldı?
Bölümü düzenlemeden attım, umarım çok fazla hata yoktur.
Ben kaçtım
Oylamayı ve yorum yapmayı unutmayın Seviliyorsunuz ♡
Instagram: elasu-gr
ŞİMDİ OKUDUĞUN
HAYALPEREST/ Texting
Krótkie OpowiadaniaSiz: Telefon numaranızın rüyamda ne işi var? 05**: kimsin sen? . . Rüyalarını hatırlayan biriysen ve bu sefer bir telefon numarası görürsen ne olur? . Merakına yenik düşüp numaraya mesaj atarsan ve o kişi ünlü bir oyuncu olursa? . . Romantik #1👑 G...
