Ben geldimmm naber tavşanlarım?
İyi okumalar...
Yeni başlangıçların, beyaz sayfaların olduğunu söyleyen insanlar vardır. Oysa bilmezler ki geçmişin mürekkebi hep yeni sayfada izini bırakmış olur. Silikleşmesi onun yok olduğunu göstermez, geçmiş her zaman iz bırakır ve kendini daima hatırlatır.
Vücudumda, zihnimde her nefisimde ve düşüncemde geçmişimden bir iz vardı. Onları yok saysam dahi kendini belli ediyorlardı. Geçmiş bir urgan değildi sadece, geçmiş bir gölgeydi de. Farklı şekillerde, farklı büyüklüklerde ya da tonlarda bize kendini gösterirdi.
Her insan günün sonunda yalnız kalırdı
Her insan günün sonunda kendiyle baş başa kalırdı.
İşte o anda bir gölge ya da bir urgan olarak bizi sarardı, geçmişimiz. Bazen nefesimizi keser, bize urgan olur bazense bir battaniye gibi sarar, izler bizi aynı bir gölge gibi.
Benim geçmişim kabuslarımla kendini gösterdiğinde bir urgan olur nefesimi keserdi. Bazense beni onun gibi takip eder izlediğini hissettirirdi, adeta bir gölge gibi.
Son bir haftadır etrafımdaki gölgelerden kurtulamamıştım. Bunu o kadar çok hissediyordum ki neredeyse hiç uyuyamamıştım. Sadece bu da değildi, Savaş zorlamadığı sürece yemek dahi yemiyordum. Her fırsatta bir resim çiziyor, duygularımı döküyordum.
Hatta o kadar çok çizim yapmıştım ki bir sonraki sergimin dörtte birini karşılayacak kadar eserim olmuştu. Çoğu karanlık sanatı andıran çizimlerimi ben dahi dakikalarca inceliyor kendi duygularımı anlamaya çalışıyordum. Kendimi anlayamıyordum.
Bir hafta önce Savaş’ın önerisi ile tatile gitmeye karar vermiştik. O zaten sezon finali vermek üzere olan dizisinin son birkaç çekimi önden halletmiş ben ise birkaç marka ile görüşme yapmıştım. Bizim için yoğun bir hafta olmuştu ama hepimize iyi gelecekti biliyordum, hissediyordum. An itibarı ile ise havaalanından çıkmıştık.
Tatil planı hakkında hiçbir bilgim yoktu bende diğerleri ile aynı anda öğrenecektim ve kesinlikle heyecanlıydım. Belime sarılan kollar ile irkilerek ona baktım.
Gülümseyerek yanağıma küçük bir öpücük bıraktı ve beni de kendiyle birlikte ilerletti.
Ona uyum sağladığımda diğerlerine odaklandım.
Sena hariç hepsi kafasına silah dayayarak getirmişiz gibi davranıyordu ve evet, zorla gelmişlerdi.
Nedenlerini hala bilmiyordum ancak hepsinin arasında bir gerilim vardı, bana biraz daha anlatmazlarsa meraktan çatlayacağıma emindim. Onları kesinlikle sık boğaz etmeyecektim çünkü onlar bana anlatacaklardı, zorundalardı. Deli olabilirdim ama istediğimde ciddileşebiliyordum(!) yani ben öyle düşünüyordum.
Gökyüzüne baktığımda havanın daha yeni aydınlandığını gördüm. Saat 7 küsürlerindeydi ve bizim uykumuz vardı. Ben uyuyamadığım için Savaş’ta uyuyamamıştı ve bu durum sinirimi bozmaya başlamıştı. Benim yüzümden uyku düzeni bozulmuştu. Ona bunu söylediğimde işi yüzünden bozulduğunu ve bir daha düzeltemediğini söylese de gerçeği biliyordum.
Hem magazine yakalanmamak için hem de benim uyku saatime denk gelmemesi amacıyla erken saatlerde olan bir uçağa binmiştik. Bizi bekleyen taksiye bindiğimizde başımı Savaş’ın omzuna yasladım. İki taksiye ayrılmıştık, bizimle Sinan geliyordu ve oldukça sinirli duruyordu. Bizim deli olduğumuzu ve takıntılı magazincilerin bizi hemen bulacağını söylüyordu. Bunu hepimiz biliyorduk ancak buna ihtiyacımız da vardı. Bir haftamız vardı ve bunu iyi kullanacaktık.
Çünkü ben bu bir haftanın sonunda büyük bir çalışma temposuna girecektim. Birkaç röportajım, dergi çekimim ve yeni sergi için çalışmalarım vardı. Bu sergimi İngiltere’de yapmak istiyordum ve bu beni daha da yoracaktı ama olsundu. Bu sergi için özel bir planım dahi vardı.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
HAYALPEREST/ Texting
Short StorySiz: Telefon numaranızın rüyamda ne işi var? 05**: kimsin sen? . . Rüyalarını hatırlayan biriysen ve bu sefer bir telefon numarası görürsen ne olur? . Merakına yenik düşüp numaraya mesaj atarsan ve o kişi ünlü bir oyuncu olursa? . . Romantik #1👑 G...
