10. Bölüm

62.5K 4.8K 775
                                        

Oy verdiyseniz keyifle okuyun ve benimle yorumlarda buluşun ♥️
...

1 Gün önce...

Akın Demirdağ...

Leyla'ya kadardım ben. Leyla'dan önce bir ben vardı, benim bile katlanamadığım. Onun benden bir haber ama benim onu gördüğüm, onunla güldüğüm o gece tatlı bir anı olarak kalmıştı zihnimde. Hiçbir şey düşünmemiştim o an onunla ilgili. Düşünmeye fırsatta vermemiştim kendime ama yüzüme oturan tebessümün sahibi olduğu gerçeğini de yok saymamıştım. Sonrasında peşine düşmemiş ama denk geldiğim yerlerde de gözümü alamamıştım. Manavın önünde o beni fark etmezken bile manavcıyla sohbetini izlemiştim ondan habersiz. Güler yüzünün hiç düşmediği, bir portakalı alırken bile sanki dünyanın en önemli şeyine kavuşuyormuş gibi olan o heyecanını hayretle izlemiştim. O portakalı alıp dünyanın en güzel kokusunu alıyormuş gibi içine çekmişti. Sonra da heyecanla manavcıya 'bundan ne güzel marmelat olur Cevdet abi.' Demişti. 'Bir Pazar kahvaltısında çıtır çıtır ekmeğin üstünde, sıcacık çayın yanında.'

Öyle ki Cevdet abinin bile ağzını sulandırmıştı. 'E yapınca bizi de çağırırsın da bakarız be tadına Leyla.' Demişti. Leyla öyleydi işte. Leyla başkaydı. Çocuk parkında bir çocukla çocuklaşır, bir terzinin önünde çiçekli kumaşlara gözleri parıldayarak bakardı... O terzi ki o kumaşlar üstünde öyle hayal kurmamıştır, o çocuk ki hiçbir çocukla bile öyle çocuklaşmamıştır.

Ona denk geldiğim her an hayatın ufak parçalarının bile ne denli büyük hislere çevirebileceğini gözlemledim. Ona karşı merakım perçinlendi. Nasıl olabilirdi de bir portakal öyle ballandıra ballandıra anlatılır, hayallere kaptırılırdı.

Leyla çok kendine has bir kadındı. Hayattaki küçücük şeyleri bile olağan seyrinde büyüterek yaşanılır kılıyordu. 'Leyla' diyordum onu her gördüğümde istemsizce. 'Leyla olduğun yerler ne şanslıdır kim bilir.'

Şimdi o şans benimleydi. Leyla benimleydi. Benim için doğru zamanda doğru kişiydi ama ben Leyla için doğru kişi olamamaktan korkuyordum. Onun kaderime denk düştüğü o andan itibaren kaybetmekten korkarak, onun her şeyi büyüterek sevdiği gibi büyüterek kabul ettim gönlüme. Çünkü Leyla çok sevilmelerin kadınıydı. Azı, eksiği, aması, galibası yakışmazdı ona. Nahifliğinin getirdiği o halinin dışında dik duruşlu asilde bir kadındı. Ne istediğini biliyordu mesela. Ona kadar, onu tanıyana kadar tanıdığım tüm kadınların bir sürü isteği olmuştu benden. En çok Gözde'yi dert etmişler, ona yaptığın her şeyin dahasını yapacaksın bana demişlerdi. Sanki söylemekle oluyormuş gibi, sipariş verirmiş gibi. Hayatın olağan akışında kendi hikayemizi yazmayı düşünmemişlerdi hiç. Sürekli başka ilişkilere verdikleri örnekler, gözlerinin dışarıda oluşu, sürekli bir kıyasla hayatlarını şekillendiriyor oluşları benim kabul göreceğim bir durum değildi. O yüzden ben Leyla'ya kadar kimseyi kabul etmemiştim. İçim çekmemiş, aklım makul görmemişti. Ama Leyla'nın adı benimle birlikte bizim evde anılınca da kalbimin değişen ritmini fark etmeden duramamıştım. Leyla'nın hayatında olanlar şanslıydı. Şimdi o şans benimleydi. Bir kere gelen o şansı da kaçırmamak için elimden geleni yapmıştım.

Şanlıydım ki Leyla'nın ilgisini çekebilmiştim. Gönlü çok geniş olduğundan mı ben kendimi onun yanına yakıştıramazken o beni kabul görmüştü yoksa ben de onun aradığı şeylere mi sahiptim bilmiyordum ama Leyla ile konuşmaya başladığım o andan itibaren hayatım daha çekilir olmuş, hayaller kurmaya başlamıştım. Beni çok sevilebileceğim, çok seveceğim o sıcak yuvanın hayaline dahil etmişti. O kadar ki ben onunla çıktığım o hayal dünyasına kadar geçen günleri sadece günü bitirmekten ibaret görürken şimdi neden yavaş aktığının derdindeydim. Ona kavuşma arzusu öyle baskındı ki küçük bir çocuğun hadi hemen olsun hallerine bürünüyordum. Leyla'ya kadar Leylasız nasıl yaşamışım onu düşünüyordum. Şimdi zamanın bizim için aktığı o dönemin başlangıcındaydık. Niyetim bugün annemle ablamdan sonra hafta sonu da ailecek ziyaret etmekti.

Elzem: Leyla GecesiBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin