Oy verdiysek keyifle okuyun ♥️
Beni dürten bir elle uykumu bölmek yerine arkamı döndüm. Daha sert dürtmesinden sonra o yaşlı huysuz ama beni gülümseten sesi duydum.
"Gelinlik kız böyle bir günde uyur muymuş?''
O ton ton yumuşak sesin sahibi babaannemdi ve bugün buraya gelişinin sebebi akşam Akın'ların beni istemeye gelecek olmasıydı. Bunun hissiyle uyanmak bile kalbimde sıcacık bir his yaratmıştı. Sırt üstü yatarak gözlerimi açmadan yüzüme oturan o gülümsemeyle "Babaanne." Dedim."hoş geldin."
Yarım yamalakta olsa ellerini beline koyup o çatık kaşlarıyla bana baktığını görebiliyordum.
''Geldim geldim de sen hala yatıyorsun. Hadi kalk kahvaltı yapıp işe koyulacağız."
Evde günlerdir süren bir telaş vardı. Geç saatlere kadar evin dolap içlerine kadar temizliyor, sabah erkenden de kalan yerlere devam ediyorduk. Sanki misafirler dolapların içlerine bakacaklarmış gibi.
Günlerin getirdiği o yorgunlukla homurdanarak arkamı dönmeye çalışırken "kız kalksana." Dedi tekrar çemkirerek.
Derin bir solukla kaçışımın olmayacağını anladığımda kalktım. Ayakta çatık kaşlarla bekleyen babaanneme karşı yüzüme bir gülümseme kondurarak elini öptüm.
"Hem ofla hem öp. Ah Leyla ah. Yürü hadi" beni de önüne katarak mutfağa götürdü. Çıplak ayak babaanneme zoraki adımlarla eşlik ettim. Pijamamın bir tarafı bir tarafına kaymış, saçlarım karman çormandı.
Babaannem bize sık sık gelmese de arayı da çok açmıyordu. Dedem öldükten sonra kendine bulduğu arkadaş grubuyla vakit geçiriyordu. Çok sevsem de biraz sert bir kadındı.
Mutfağa girdiğimizde annem çoktan sofrayı kurmuş, babam elinde gazete masanın başında oturuyordu. Elindeki peynir tabağını sofraya koyarken bize doğru baktı.
"Kalktın mı kızım?" Dedi güler yüzüyle. "Uyusaydın biraz daha. Kalkınca hazırlardım ben sana bir şeyler."
Başına taş mı düştü diyecektim ki çatılan kaşlarımla başımda beliren sızı sebebini yani benim düştüğümü hatırlattı.
"Neyine uyuyacak daha gelin hanım. Sen de Allah aşkına. Öğlen oldu."
Babaannem yine söylenmeye başlamıştı ki ben de masaya oturdum. Annemin cevap vermesine gerek kalmadan babam onun yerine babaannemi susturmuştu.
"Kızımı da karımı da rahat bırak anne.'' Dedi yumuşak bir sesle. ''Kız daha yakında çıktı hastaneden. Ondan diyoruz dinlensin, uyusun diye."
Babamın annemi açıklamaya çalışması bile babaannemin yüzünde huysuzca bir ifadeye sebep oldu.
"Toz kondurma sakın karına sen. Bir şey demedim ben de hoş." Babama cevap verdikten sonra bana döndü tekrar. "Nasıl düştün ki sen öyle?''
Derince bir nefes aldığımda girdiğim yalan çukurundan debelenmekte zorlandığımdan sebepti aslında bu. Annem ise babaannemden bunaldığımı düşünmüş olsa gerek ki bana bırakmadan kendisi cevapladı.
"Çocukların haylazlığı işte anne. Anlattım ya sana.''
Annemin de sofraya oturmasıyla hep beraber kahvaltı faslına geçebilmiştik. Ocağın kısık ateşinde kaynayan çay, kuş sütünün eksik olmadığı sofra, dışarıdan içeri süzülen bahar havası ve Akın ile çıkacağımız yolun başlangıcının içime saldığı o mutluluk... İçinde bulunduğum ortam çayımdan koca bir yudum almama sebep oldu.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Elzem: Leyla Gecesi
Romance"Leyla!" Günlerin yer değiştirdiği o saatlerde, gecenin en karasında, bir ruhun kilitli kalmış sokaklarındaydık. "Burada ne arıyorsun?" Başkası için kül olan bir yüreğin yeniden yanacağını düşünmezdim ona kadar. Sigaranın külünün düştüğü zeminde a...
