Oy verdiyseniz keyifle okuyun bebeklerim. Son 2 bölüm gibi duruyor ❤️🩹
Göğsümde öylesine bir ağırlık var ki sanki tüm dünyanın yükü omuzlarıma çökmüş gibi hissediyorum. Kalbim hızla çarpıyor ve ben nefes almakta zorlanıyorum. Elim istemsizce karnıma gittiğinde düşünmek istemesem de düşünmek durumunda kaldığım ve bana en kötü senaryoları yazan bir zihne sahibim. Bebeğimiz ve onsuz büyütmek zorunda kalırsam düşüncesi, geleceğin belirsizliği, Akın'ın başına ne gelecek endişesi... Hepsi üzerime çökmüş ve sanki ben altında kalmışım. Aklımdan geçen onlarca şeyin arasında Akın başrol olduğunda anlıyorum o an aile olduğumuzun gerçekliğini. Başka her şey önemsizleşiyor. Ne halde olduğu, ne düşündüğü... Öyle çok seviyorum, öyle korkuyorum, içimi sızlatan bir yanım öyle çok, şimdi, hemen onu kollarımın arasına alıp saklama hissi doğuruyor ki kıvranıyorum olduğum yerde.
Dualarım, umutlarım, kelimelerim çaresiz kalıyor. Bir umuda, sevgiyle sarılmış bir umuda ihtiyacımızın olduğunu bildiğimden geçmişten aklımda kalan çocukların duası kabul oluru düşüyor o an zihnime. Ben bebeğimize babasına dua etsin diye için için yalvarıyorum. Bir koltuğun köşesinde, herkes bir telaş halindeyken zihnim onların tüm seslerini kapatıyor. Akın belki de o demir parmaklıkların arasında ve ben yüreğimdeki bu ağırlıkla bir başımayım. Bir tan vaktinde sessizliğin içinde yankılanan düşünceler korkularımı besleyip duruyor. Yüreğimdeki yangın sessizce yanıp tükenirken umut kıvılcımlarını da yitirme korkusuyla derince bir nefes çekerek doğruluyorum olduğum yerden.
Elim boğazımda, sanki nefesim kesilmiş gibi ''Yok.'' Dedim. ''Yok olmaz. Benim gitmem lazım. Benim... Benim Akın'ı görmem lazım.''
Attığım bir adımın yeri ayaklarımın altından çeker gibi olmasıyla dengem sarsılınca ''Leyla...'' diyen o sesi işittim önce. Elif ablanın bir eli sırtımı bir eli koluma destek olduğunda anca durabildim olduğum yerde. ''Abla...'' dedim ağlamak için zor tuttuğum çenem titrerken. ''Akın...'' Etrafın bulanıklaşmaya başlamasıyla ''Benim...'' dedim ne diyeceğimi bilmeden. ''Ben bir göreyim.''
Cümleler anlamını tam bulamasa da tek bir sonuca varıyor. Akın'ı görmek. Görmezsem ayakta kalamazmışım gibi hissettiğimden bir kez daha adımımı atmak isteyişim Elif abla tarafından kesiliyor.
''Leyla sen hamilesin. Gel ablacığım şöyle.'' Diyerek beni tekrar koltuğa çekmek isteyişine çaresizce bakarak karşılık vermekten öte gidemiyorum.
''Abla lütfen.'' Dedim koluna can havliyle yapışır gibi. ''Bir kere göreyim. Ben öğrenirim ne olduğunu. Hem öyle olmamıştır belki. Akın yapmaz ki bir şey. Yapmaz. Bebeğimiz var ya bizim...' Öyle çok tutundum ki bu düşünceye umudum o kıvılcımdan alev aldı, gözlerime parıltısı düştü. ''Bebeğimiz var abla bizim. Biz konuştuk. Artık birbirimiz için adımlar atacağız dedik, bebeğimize iyi bir hayat vermek için çok güzel bir aile olacağız dedik. Yapmaz ki Akın. Yapmaz. Yapmaz değil mi abla?''
Her ne kadar inansa da insan bir onay almadığı müddetçe kendini kandırmayı bile başaramıyordu. Son cümlem, sanki cevap ondaymış gibi medet arayışım Elif ablanın birkaç damla yaşının düşmesine sebep oldu. Cevap veremedi, gözyaşları benim umudumun ateşini söndürdü, yutkunamadım. Onların tanıdığı Akın belki de yapardı ama onların tanıdığı Akın'dan başkaydı o. Artık başkaydı. Onlar tanımadığından, bilmediğinden, değiştiğini fark etmediğinden göremiyorlardı ama ben biliyordum. Yapmazdı. Bir cana kıyıp da beni de, canıma can olanı da bırakmazdı. Onların cevabı beni tatmin etmeyi geçtim, halleri tavırları daha da öfkelenmeme sebebiyet verdiğinden tekrar ve daha kararlı bir şekilde ''Ben gidiyorum.'' Diyerek ayaklandım.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Elzem: Leyla Gecesi
Romance"Leyla!" Günlerin yer değiştirdiği o saatlerde, gecenin en karasında, bir ruhun kilitli kalmış sokaklarındaydık. "Burada ne arıyorsun?" Başkası için kül olan bir yüreğin yeniden yanacağını düşünmezdim ona kadar. Sigaranın külünün düştüğü zeminde a...
