1.2 - GÖZÜ KARA

239 25 91
                                        

Su yüzüne çıkmak isteyen gerçekler...

"Beril çok güzel içimiz ısındı yaktın buraları tamam da bu adamlar arasından nasıl çıkacağını düşündün mü?" diye mırıldandı Fabrio. O kendinden emindi ama Beril'in yalnız başına planladığı bu çılgınlık tek başına olsaydı onu ipe götürebilirdi.

"Ya Fabriş sen raat olsana" dedi Beril. Göz kırptığında bir an için sarhoş olabileceğinden şüphelenmişti. Çünkü hiç normal gözükmüyordu. Belki de sadece zafer sarhoşuydu... "Burada olmaman gerekiyordu Fabrio."

Coşkun öfkeyle adamlarına emir verdiğinde Beril ve Fabrio'nun etrafı sarılmıştı. Dani Coşkun gelmeden önce oradan ayrıldığı için bir şansları vardı ama çok kalabalık oluşları işi zorlaştıracaktı. Buradan çatışarak çıkmak aptallık olacağı için de anlaşmaya gitmeliydi. Buna kendi kalkışmış olsaydı hiç yapacağı iş değildi ama ucunda Beril olması onu ılımlı olmaya itiyordu.

Fabrio "Nasıl böyle iyi mi?" diye sordu kinaye ile. "Eğleniyor musun?" Beril ise ona aldırış etmeden gülüyordu. Kafasını sallamakla yetindi. Fabrio artık sarhoş olduğundan emin olmuştu. Aksi taktirde ölümüne bu kadar keyifle giden birinin normal olmayacağı onun için kesindi.

"Fabrio!!" dedi Coşkun tehditkar bir tonda. "Bu iş senin mi başının altından çıktı? Bu sıska kızın işi gibi durmuyor." Duraksadı. Cevap alamayınca eli ensesinde konuşmaya devam etti. "Ne ara düşman pozisyonuna geçmiştik Bay Sala. Baban Ivan burada olsaydı bana bulaşmaman gerektiğini sana anlatırdı."

Öfkesini sindirmeye çalışan Coşkun öyle sivri konuşuyordu ki Fabrio bir hamle yapsa da buraları yerle bir etsem diyordu. Sala ailesi ile ters düşmek için ilk hamlenin ve yanlış olanın karşı tarafın olması gerekiyordu.

"Kız arkadaşım biraz üşümüş içi ısınsın istedim Coşkun. Babam burada olsaydı daha romantik bir şeyler yapmamı söylerdi. Haklısın." Fabrio'nun rahat tavırları Coşkun'un daha çok sinirini bozmuştu.

Beril "Sensin sıska.!" dedi Fabrio'yu bozarak. "Ben yaktım seni adi! Bir sorun mu var? Çok pislenmiş buralar. Bak! Tertemiz oldu."

Coşkun'un gözleri tekrar Beril'i bulduğunda 10 yıldır baktığı gözlerdeki aynı derin öfkeyi görmüştü onda. "Sen! Sen Haldun'un kızı mısın?"

Doğru tahmin etmesi Fabrio'nun canını sıkmıştı ama Beril bu durumdan keyif alarak "Onure oldum Coşkun Uluöz. Beni babama benzetmen hoşuma gitti. Ama korkma ben onun kadar vahşi değilim. Tatlı bir bal porsuğuyum" dedi. Kahkahası alevlere eşlik ederken hazırda bekleyen silahlar çekilip hedefini buldu. "Ne o beni de bir 10 yıl mahzeninde tutmayı mı planlıyorsun?"

Fabrio bu kadar yeter diyerek Beril'in bileğinden tutarak bir delilik daha yapmasına engel olmak isterken "Coşkun adamlarını çek! Zararını daha sonra oturup konuşalım" dedi.

"Yok Fabrio yok. Bu zarara değecek bir şey kazandım. Yanan malların bir önemi yok" dedi Coşkun. Tam da Fabrio'nun beklediği olmuştu. Aradığı oyuncağı bulan çocuğun mutluluğu...

İki adamına kızı almaları için işaret verdiğinde Fabrio kavradığı bileğini çekerek Beril'i arkasına aldı. Beril ise sadece gülüyordu. Fabrio onun buraya zaten çıkmamak üzere geldiğini anlamıştı... Onu bitirmek için düşmanına yakın olmayı planlıyordu. Çünkü 10 yıl öldürmediği babası gibi onu da öldürmeyecekti. "Fabrio'yu bırak seninle geleceğim" diye bağırdı Beril. Artık ciddiydi.

"Zaten başka şansın yok küçük kız!"

"Oradan bakınca senin için sıska ve aptal görünüyor olabilirim Coşkun ama unutma ben Haldun Yurter'in kızıyım" dedi Beril. İşler istediği gibi gitmeseydi yapacağı şey babasının yanına geri dönmekti.

BABA VE KIZI Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin