(9 EKİM 2023)
“Bazen öyle diplomalı insanlar görüyorum ki, içimden “bu kadar cehalet ancak eğitimle mümkündür” diyesim geliyor” diyor Vedat Türkali.
Bunun ne demek olduğunu etrafınızdaki “Diplomalı cahiller” çoğaldığında daha iyi anlıyorsunuz. Sahi nedir eğitim?
Her sabah diploma uğruna kalkıp, belki de çoğunun bir daha adını bile duymayacağımız formülleri ezberlemek mi?
“Mühendis olursam herkes bana saygı duyar,”
“Bir mezun olayım hayatım kurtulacak,”
“Bak doktorlar çok iyi kazanıyor, bir de ben doktor olursam var ya…”
Diye başlayan cümlelerle hayatını sadece bir diplomaya bağlayıp hayallerini heba etmek mi? Yoksa; okuyanları omuzda taşıyıp, okumayanları adam yerine bile koymayacak kadar basireti bağlanmış bir topluluk haline gelmek mi?
Eğer eğitim demek, bunlardan herhangi biri demek ise, bizler eğitmiyor yalnızca daha eğitimsiz bir topluma zemin hazırlıyoruz. Öyle bir temel ki bu; okuyan cahiller, vicdansız idareciler, adaletsiz amirler ve bunlara körü körüne bağlanan insanların olduğu, sorgulamadan itaat eden bir toplumun temeli.
“Günümüz aileleri, eğitim görmek ile diploma almanın arasındaki farkı anlamadığımız gerçeğini gözler önüne seriyor adeta.
“Büyüyünce ne olacaksın oğlum?” “hemşire olacak benim kızım” diyerek daha okula başlamadan hayat biçtiğiniz çocukların; “eğitimi” yalnızca “diploma”dan ibaret zannetmesi gayet olağan tabii ki. Unutmamamız gereken bir şey var ki; şu dünya üzerinde her şeyin başı önce okul yolundan değil “insan olmaktan” geçer. Elbette iyi bir geleceğimiz olmalı fakat bunun için öncelikle iyi bir kalbimiz olmalı. Düşünceleri kirli, niyeti kirli, kelamı kirli yetişmiş bir çocuktan ne kadar temiz bir insanlık bekleyebiliriz? Merhametten yoksun bir kalp, matematik dehası olsa ne yazar? İçten bir tebessüme bile sorgulayan gözlerle yaklaşan, insanların gülmeyi unuttuğu bir toplumda her yer üniversite olsa ne çıkar?
Yakup Kiraz’ın da dediği gibi;
“ En iyi problem çözeni doktor yaptık, içinde insan sevgisi var mı diye bakmadık.
En iyi ezber yapanı hukukçu yaptık, kalbinde adalet duygusu var mı diye sormadık.
En iyi matematik bileni mühendis yaptık, kul hakkından korkanını bulmadık.
İşte bu yüzden;
Merhametli pek çok çocuk problem çözemediği için; Adil pek çok çocuk ezber yapamadığı için; Namuslu pek çok çocuk sınavda hata yaptığı için; Doktor, hukukçu, mühendis olamadı.
Paran kadar sağlık varsa, adamına göre hukuk varsa, çöküyorsa en yeni binalar, işte bu yüzden!.. işte bu yüzden!..”
Bu ülke; evladım okusun diye elleri nasır tutan babaların, atanamayan evlatlarıyla dolu.
Bu ülke; torpili olmayan gençlerin yerle yeksan olmuş emekleriyle dolu.
Hayallerini, geçim sıkıntısına feda ederek alınan kararlarla dolu.
Kıyastan vazgeçmeyen ana babalarla dolu.
Oysa demir tavında dövülür, ağaç yaş iken eğilir, gül dalında güzeldir.
Elma ağacından portakal vermesini bekleyebilir miyiz? Ya da demir ustasından ağaç oymasını… Ne yani; öğretmen bir annenin oğlu iyi bir bahçıvan olamaz mı? İkisinin de yaptığı şey daha güzel çiçekler yetiştirmek değil mi? Emek ile, sabır ile o çiçekleri sulamak, büyütmek değil mi? İkisinin de ihtiyacı olan şey şefkatli olmaksa; insan duygularını formüllere sığdırabilir mi?
Her yıl milyon tane öğrenci bin bir zorlukla sınava girip, puan farkıyla mezuna kaldığı için depresyona giriyor. Böylece başarılı ama sağlıksız gençler yetişiyor. Öyleyse o çocukları bir kuş gibi kafese koyup, orada yaşamayı öğretmektense, özgürce gökyüzünde salınışını izleyelim. Marifet yeni roller kazandırmak değil, ondaki yeteneği ortaya çıkarmaktır. Üniversite mezunu fabrika işçisi olanla, ilkokul mezunu işletme sahibi olan arasındaki tek fark hayallerini ve yeteneklerini kendinden esirgemeyen bir çocuktur. Çocuklarımıza diplomanın adam olmaya yeterli olmadığını, “okumanın” sadece formül ezberleyip problem çözmekten, sınavlarda derece yapmaktan ibaret olmadığını öğrettiğimiz ve bunu kendimiz de öğrendiğimiz gün zeki bir diktatör değil, iyi birer idealist yetiştirmiş oluruz. İşte o gün “modernlik” uğruna kendinden geçen değil, inançlı birer nesil yetiştirmiş oluruz.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
MAVİ MANOLYA
PoesíaSizlere ne bir kurgu ile ne de yalan duygularla geldim. İnsanoğlu doğuyor, büyüyor, bir şekilde yaşayıp ölüyor. Kötü olan şu ki; bazı insanlar hiç sorgulamıyor. Hayatın içinden kesitlerle geldim size... Hüzün, mutluluk, öfke ve daha fazlası. Biraz d...
