Tuana'dan
Taksinin kapısını kapattığımda dik durdum.
Konum baya uzaktı. Ve biraz da ayağımdaki topuklulardan dolayı kendi arabamla gelmemiş olabilirim.
Şirketin kutlaması için aldığım siyah sırt dekoltesi açık ve diz üstümde kalan kollu elbisemi giymiştim. Bilmiyorum yakışıyor mu yakışmıyor mu ama elimde tek güzel elbise buydu. Okan iyi olduğunu söylemişti ilk giydiğimde
Nereye gittiğimi bilmeyerek yürümeye başlamışken bakışımı etrafta gezdirdim.
Sahile gelmiştim bu arada. Hava da çoktan kararmıştı.
Ve burayı düşuümeyerek topuklu giymem yanlış olmuştu sanırım
Görüş alanıma giren küçük süslü çardakla durdum yerimde. Sanırım oraya gitmem gerek
Yönümü değiştirerek sahile doğru yaklaşmaya başladım. Zorlanarak
Çardağın tam karşısına vardığımda durdum. Beyaz örtüler ve küçük ışıklarla süslenmişti.
Hatırladığıma göre doğum günüm değil. Geçti yani. Ama yemek masası da pek doğum günü partisi gibi göstermiyordu
* Hoşgeldin! * Diye sesinin yükseldiği gibi arkamı döndüm hemen. Ellerini arkasında bağlamışken hızla gülümseme koydu yüzüne
O da hazırlanmıştı sanırım. Beyaz tişört ve takım elbisenin siyah pantolonunu giymişti.
Bir şey demediğimde ellerini açmadan kaç metre uzaklığı bana doğru gelerek azalttı
Yüzündeki gülümsemeyle bana bakmaya başladı. Ortamda göz gezdirdim
* Hoşbuldum da, * dedim ona dönüp. Başımı " ne " anlamında salladım anlamayarak. Başını eğerek gülüş attı
* Ama çok güzel olmuş * dedim. Dilini damağına vurarak bir adım yaklaştı
* Sen daha güzel olmuşsun * dedi baştan aşağı bakarak başını sallayıp. Tebessüm ettim
* E geçsene * dedi hemen bir sandalyeyi oturmam için çekip beklerken. Gözlerimi devirip gülerek geçip oturdum.
* Teşekkür ederim *
Sonra hemen karşımdaki sandalyeye geçti
* Ye bakalım beğenecek misin * dediğinde bakışımı mumlardan alıp karşımdaki çağana verdim
* Sen mi yaptın? * Dedim elimdeki mini çantayı masanın üzerine bırakıp. Ellerini masanın üzerinde dirseklerini koyarak birleştirdi
* Hım * dedi hemen gülümsemesi büyüyerek başını salladı. * Merak ediyorum yani o yüzden ye hemen * dedi yerinde dikleşerek kendi çatalını ve bıçağını eline aldı. Gülerek ben de aldım
* Makarna? * Dedim gülüşümle
* Yani yediğin tek şey o yüzden olmazsa olmaz * dedi kendi tabağına salatadan alırken. Gülüp ilk makarnadan koydum. Yemeden önce benim beğenip beğenmediğimi bekleyerek baktı
Tadı bana o evde yaptığı makarnayı hatırlatmıştı. O kadar güzel olup bu kadar da acıtan günü
* Noldu? Kötü mü olmuş? * Demesiyle daldığım yerden bakışımı ona çevirip çiğnemeye başladım. Zorlukla gülümseyerek
* Yok. * Dedi başımı hafif sallayarak. * Çok güzel olmuş. Yine *
İçi rahatladığında mutlu olarak o da yemeye başladı.
İkimiz de konuşmuyorduk. Aslında benim aklımda bazı sorular vardı. Neden buradayız?
Ama bir türlü konuşamıyordum
* Çağan? * Dedim. Hemen başını kaldırdı tabağından. Sustum sadece bakarak. Sanki ne söyleyeceğimi anlar gibi ağzındakini hızlıca çiğneyip yuttu
Boğazını temizleyip dik oturdu
* Dans edelim mi? * Dedi birden. Yavaştan kaşlarım anlamsızca çatışmaya başlamışken aksine o gülümsedi. Sonra kaç saniye geçmeden yerinden kalkıp yanıma geldi
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Fedakarlık
Teen FictionAramıza kocaman 𝒏𝒆𝒅𝒆𝒏𝒍𝒆𝒓 girdi ama o arayı kapatan küçük bir 𝒎𝒖𝒄𝒊𝒛𝒆 oldu : )
