Chapter 31

11.4K 843 322
                                        

Hoş geldiniz.

Satır arası yorumlarda buluşursak mutlu olurum. Yıldızı parlatmayı unutmayın. Öpüldünüz <3

Wattpad hesabıma tıklayıp beni takip ederseniz hem mutlu olurum hem de gelişmeleri takip edebilirsiniz.

Sınır: 700 oy 800 yorum

Keyifli okumalar.

Keyifli okumalar

Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.

🦋

Hepimiz küçükken yatağımızın altında bir canavarın olduğuna inanmamış mıydık? O karanlıkta saklandığı düşündüğümüz her neyse onu görmesek dahi korkusunu hep yüreğimizde taşırdık. Sonra büyüdük. O korkuların gerçek olmadığını aslında bizi ürkütenin zihnimizde yarattığımız canavar olduğunu öğrendik. Canavar kayboldu ama korkularımız hep bizimle kaldı.

Korkuyordum.

Fakat bu kez yatağımın altındaki canavardan değil canavarca düşünen bir katilden.

Gerçekten kim olduğunu bilmediğimiz Ares belki de en yakınımızdaydı. Defalarca aynı havayı teneffüs etmiş, sabahları birbirimize günaydın demiş ya da aynı sınıfta derse girmiştik. Ama kimdi? Kim olabilirdi? İşte bu kocaman bir soru işaretiydi.

Can bir süre daha oturup sonra da hasta ziyaretinin kısası makbuldür diyerek ayaklanmıştı. Feza'nın sözlerinden sonra en az benim kadar onun da şaşkınlık içinde kaldığının farkındaydım. Bizi öldürmek isteyen ruh hastası kendince acımıza son vereceğini düşünüyordu ve bunun için de korkunç bir oyun kurmuştu. Kırk yıl düşünsem aklıma gelmeyecek olan nedeni sindirmem ise epey zor olacak gibi duruyordu.

"Bu nasıl bir ruh hastalığı ya? Yası olan insanların acı çektiğini düşünerek onları öldürmek de ne demek?" diye sordum sehpanın üzerindeki bakışlarımı yanımda oturan Feza'ya çevirirken.

Maviliklere duvara dalmış bakarken düşünceli görünüyordu. Burnundan derin bir nefes verdikten sonra "İnan bilmiyorum sarışın. Polisler bile açığını yakalamayadı. Nasıl bir sistem kurduysa hâlâ kim olduğu ortaya çıkmadı şerefsizin," dedi ve bana dönerek ellerimi avuçlarının arasına aldı. "Sen bunları kafana takma. Başladığımız yerde değiliz artık. Onun hakkında bildiğimiz şeyler artık daha fazla. Kimliğininin deşifre olması da an meselesi."

Yutkunurken tedirginliğimi belli etmemek için hafifçe gülümsemiştim. Korkum kendim için değildi. Ben zaten ölüme çeyrek kalan hayatımı yaşıyordum ama Feza'ya bir şey olsaydı buna dayanamazdım.

Yüzümü buruşturduktan sonra "Tamam haklısın. O manyaktan bahsedip keyfimizi kaçırmayalım şimdi sevgilim," dedim başımı sallayarak.

Alt dudağını ısırıp bıraktı. "Senin o sevgilim diyen dilini var ya..." derken annemin salondan içeri girmesiyle cümlesini yutarak dik bir duruşa geçtiğinde ellerimizi de gönülsüzce ayırmıştı.

LAST DATE Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin