Beğenmeyi unutmayın!
Gözümden kaçan yazım yanlışları olabilir şimdiden kusura bakmayın.
***
Sadece bir an... bir an öleceğimi hissetim...
***
Evin önüne geldiğimde bizimkiler bahçede kahve ve kurabiye eşliğinde oturmuş muhabbet ediyordular. Bahçeden içeri girip yanlarına doğru ilerledim. İki tane boş olan tekli koltuklardan birisine otururken; "Hoş geldin prensesim" diyen babama öpücük atarak hoş buldum dedim.
Annem elindeki fincanı masaya koyarak ağzını araladı "Sonunda dışarı çıkabilmişsin, neler yaptın?" dediğinde arkama daha rahat yaslanarak; "Kaptan Mark geldi ve ret edemeyeceğim bir teklif yaptı. Balık tutmaya gittik." dediğim de bizimkiler kahkaha attılar. "Ah! Senin şu balık tutma aşkın" diyen anneme öpücük atarak söze tekrardan girdim:
"Balıktan sonra kiliseye gittim, sonra da eve geldim." dediğimde bizimkiler kaşlarını şaşkınca kaldırdılar; "Sen bu kilise işinde gerçekten ciddisin?" diye soran babamla kafamı sallayarak; "Evet, niye bu kadar şaşırdınız? Önceden de söylemiştim."
"Biliyorsun sen böyle şeylere umursamazdın ve bir günlük merakın filan sanmıştık bu yüzden şaşırdık. Dinle ilgilenmen bizi de mutlu eder" dediğinde babam, annem de başını sallayarak onu onaylamıştı.
"Sadece orası bana iyi geldiğini fark ettim. Bu yüzden bir süre daha gitmeyi düşünüyorum." dedim.
"İyi geldiğine sevindim prensesim ve" babam sözünü yarıda keserek anneme baktıktan sonra kafasını tekrardan bana çevirerek sözlerine devam etti; "Aslında seninle bir konu ile ilgili konuşmak istiyoruz." dedikten sonra konuşmayı annem devir aldı. "Biliyorsun ki miniğim kötü bir olayla karşılaştın ve bunu hayla atlatamadığını biliyoruz. Öbür arkadaşların doktora giderek atlatmışlar bu durumu. Biz de bu yüzden araştırarak randevusu boş olan bir doktordan randevu aldık." dedikten sonra cebinde kartvizit çıkararak masaya koydu. "Senin iyi olman bizim için her şey den çok değerli! İstersen bir görüşmeye git." dedi sözlerini tamamlayarak, bana merakla bakan aileme ne diyeceğimi şaşırdım.
En son psikolog maceramın bazı kısımlarını hatırlamasam bilene, hatırladıklarımı da unutmak isterken başka bir psikolog mu? No no! Ama hayır dersem de bizimkilerin benim için endişesi hiç gitmeyecek. Oflayarak masadaki kartviziti alıp doktorun ismini okuduğumda hızla başımı bizimkilere çevirip tekrardan kafamı kağıda cevirdim. Lara Just'mu? Bizimkilere tekrardan dönerek:
"Ben bu doktora asla gitmem! Gidersem deliyken daha deli çıkarım olmaz. Bu kadın deli deli! Kendisi gitmeli .." diyerek hızlı hızlı konuşurken babam lafımı kesti.
"Sakin, nefes al şampiyon. Hem bir kaç arkadaşımıza sorduk bölümünde iyiymiş." diyen babama kafamı olumsuzca sallayarak; "Kim demişse yalan söylemiş. Bu.. bu doktora arkadaşım gitti. Kız deli olarak çıktı! O yüzden bu doktora asla gitmem. Hem kiliseye gitmek psikologtan daha iyi geliyor bana inanın!" diyerek bizimkilere masum köpek bakışları atmaya başladım.
"Oysaki bir çok kişi öneriyordu. Neyse sana orası iyi geldiğine inanıyorsan bu konuyu kapatıyoruz ama yine de aklında bulunsun" diyen anneme sevinçli bir şekil de kafamı salladım.
Aklımda bulunmak mı? Unuttum gitti bilene!
***
Konuştuğumuz konudan sonra başka muhabbetler yaparken, bugün bir türlü yağmayan yağmur yağmaya başladığı için eve girmiştik. Şimdi ise odamdaki önünde koltuk olan penceremde oturmuş, açık camdan en iyi terapi olan yağmur sesiyle birlikte deniz çiziyordum. Dalmış bir şekilde dalgaların kalınlığını yaparken gelen gök gürültüsüyle yerimden sıçrarken elimdeki kalem yerle buluşmuştu. Küçüklüğümden beri atlatamadığım tek korkum olabilirdi, gök gürültüsü...
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Lost Light
FantasiaGöz rengi değişmişti sinirden farklı bir ton olmuştu. Olduğum yerden geri geri gitmeye başladım. Ben her gittiğimde üstüme üstüme geliyordu korkudan ağzımı zorla araladım; "Nesin sen böyle, se...n se...n sen az önce..." daha lafımı tamamlamadan sır...
