24. Mensup

144 16 13
                                        

Bölüme geçmeden önce oy vermeyi ve yorum yapmayı unutmayın lütfen ❤️



***

24. BÖLÜM




"Mensup"

Yüzü gözü kan içinde bir örgüt üyesi, Nil'in şakağına dayamıştı silahı. Gözlerinde artık korku bile kalmayan Nil boş bakışlarla, çaresizce dikiliyordu yalnızca. "Silahları atın yoksa sıkarım diyorum." Çağlar'ın kulaklığından cızırtılar duydum fazlaca yakınımda olduğu için. "Sakin ol, o tetiği çekme, indiriyoruz silahı." dedi Çağlar. Ardından arkasına doğru diğerlerine de bağırdı. "İndir silahları tim!"

Hepsi ağır hareketlerle indirmeye başlamıştı. Ne yaptıklarını biliyorlardı bu yüzden sadece Çağlar'ın koluna tutunmakla yetindim. Gözlerim Enderi aradı, çünkü acil çıkış kapısının hemen önünde olmalıydı ama gitmişti.

"Silahları ileri fırlatın şimdi de. Derhal! Tek kurşunla bitiririm kızın işini."

Nil'in gözyaşı damlası içimdeki kor alevleri harladı. "Bırakın sıksın kafama! Bu zulüm anca böyle biter, acılarım anca böyle diner benim!" Farkında olmadan her bir kelimesinde daha çok sıkmıştım Çağlar'ın kolunu. Bakışları korkakça beni buldu Çağlar'ın ama hemen ardından timine emir verdi "Silahları uzak bir yere bırakın!" diye.

Bu defa kimse hareket etmedi çünkü adamın görüş açısında olmayan acil çıkış kapısında Ender göründü. Elindeki tabancayı doğruca adamın ensesine tutup tek kurşunla ağzından kan fışkırtacak şekilde öldürdü leş herifi. Nil'in üzerine devrilmemesi için de ensesinden kavradığı gibi arkaya doğru çekti ve sesli bir şekilde düşmesini sağladı. 

Nil gözleri kapalı ağlıyordu. Yıkılmamıştı, ayaktaydı ama hareket de etmiyordu. Ender ürkekçe önüne geçti, bir şeyler söyleyip elini uzatıyordu ona. Açıkça titreyen kıza ne yapacağını o da bilememiş gibiydi. Nil'in açtığı gözleri kıpkırmızıydı ve baktığı ilk nokta Ender'in üniformasındaki Türk bayrağıydı.

Titreyen elini kaldırıp işaret parmağını Türk bayrağında gezdirirken Ender kıpırdamadı, kaskatı kesilmişti. Nil Türk bayrağına baktıkça daha da ağlıyor, titreyen elini de çekmiyordu. "Geldiniz." dediğini duyduk. "Bizim için geldiniz." Burnunu çekip içli içli ağlamaya devam ederken ayakta duramayıp neredeyse düşüyordu. Ender askeri refleksleriyle ürkekçe yakaladı Nil'i. Dokunup dokunmamakta karar veremiyor ve olabildiğince az temas ediyordu sanki.

"Nadir!" die seslendi Çağlar. "Sende."

Ender maskenin içindeki başını salladı ve ondan sonrasına bakamadım. Çağlar'ın sıkı sıkıya tuttuğum kolu beni nereye götürürse yoluma devam ettim. Merdivenleri inerken, dışarıya çıktığımızda ve diğer tüm o anlarda gözlerinin ucuyla beni süzdüğünü görebiliyordum. 

"Talih! Son aracı da çalıştır. İçeriyi üç kişi kontrole gidip kalan biri var mı bakın ve timi toplayıp gelin!"

"Emredersiniz komutanım!"

Diğerlerinin bindiği askeri aracın önüne geldik. "Komutanım, ön koltu-"

"Sen geç Şahin, ben arkadayım."

KIYAMETİ ZORLAMAKBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin