29. Sabredenler

19 0 0
                                        

Yine uzun bir aradan sonra buradayım. Biliyorum çok oldu. Bekleyen herkese teşekkür ederim. Boşta kaldığım ilk anda buraya koşup artık tamamlamam gerektiğini kendime hatırlatıp durdum. 

Sonunda vakti geldiğinde bundan dört ay önceydi. Dört ayda bitireceğime kendime söz verdim. Bu yüzden artık sizlere bölümleri atabilirim. Sona yaklaşıyoruz umarım herkesin içine sinen bir sonumuz olur. Artık rüyalarıma bile girdi ayyyy anlatamammm.

Bu bölümü kısa bir geçiş bölümü olarak düşünebilirsiniz bu yüzden arka arkaya atacağım iki bölüm :))

Oy ve yorumlarınızı eksik etmeyin öptüm hepiniziiiii 



***



29. BÖLÜM

"Sabredenler"


ÇAĞLAR

Hayatım hakkındaki gerçekleri çok küçükken anlatmıştı annem. Babama olan sevgisinin ona zarar verdiğini anlamamsa yıllarımı almıştı. Hep babamı suçlarım, annemi koruyamayışı bende kaçınılmaz bir öfke yarattı. Şimdiyse ben koruyamamıştım sevdiğim kadını. Üzerimdeki o kurşuna rağmen bırakmamalıydım, o kaldırım köşesinde bir yolu olmalıydı onu tutmanın.

"Komutanım!" İki haftanın ardından Efsunsuz her geçen gün dikkatim daha da dağılıyor, düşüncelerimi toplayamıyordum. "Komutanım içeri girmeyecek misiniz?"

Askeri gerçekten birkaç denemesinden sonra duymuştum. Pek bir şey söylemeden içeri girip doğruca üslerime selam verdim. Üzerinde üniforması olan tek asker olarak boş bırakılan sandalyeye geçmek için uygun komutu bekleyip oturdum.

Baver Abi dışındaki dokuz kişi de farklı birimlerden üslerimdi. Operasyonu yöneten en üs makamlar ve Konstantinopolis'in yenden Türkleştirilmesi için görevli herkes buradaydı. Ulusal Güvenlik Danışmanı, Savunma Bakanlığından bir yetkili, Genelkurmay Başkanlığından bir yetkili, Dışişleri Temsilciliğinden bir yetkili, Kara Komutanlığından Komutan Baver, Stratejik Planlama Dairesi Başkanlığından yetkili biri ve ismen tanımadığım ama simasını çok iyi bildiğim birkaç kişi daha.

Peki ben neden buradaydım? Çünkü Beyzade bu operasyonu bizzat benim üzerimden başlatmış ve dolaylı olarak operasyon aslında benimle başlamıştı. İtalya'ya gidişim, Barış Bakanlığına sızmam ve diğer her şey Kıyamet Operasyonunun içindeydi.

"Seni dinliyoruz Dilan."

Dilan Hanım istihbaratın eski üyelerindendi. Otuzlarının sonunda ve gençliğini İstanbul'a adamıştı. "Kıyamet Operasyonu ne yazık ki sekteye uğradı. Artık devam edebilmemiz için öncelikle Beyzade ve kızını güvence altına almayı başarmamız, daha sonra da Konstantinopolis tarafının tamamen sivillerden arındırılmış olduğundan emin olmamız gerekiyor."

Yaşça büyük biri girdi söze. "Sivillerin arındırıldığını zaten tespit etmedik mi Dilan?"

"Aslında ilk olarak zengin sayılabilecek kesimi tahliye ettiler, sonrasında da yavaş yavaş kendilerince alt tabaka dedikleri halkı tahliye etmeye başladılar. Geçtiğimiz hafta şehrin neredeyse yüzde onluk kısmının kaldığı haberini aldık. Yani sadece askerler. Fakat yine de iyice kontrol ettiriyoruz çünkü herhangi bir girişimimizde masum insanlara zarar vermek bize yakışmaz."

KIYAMETİ ZORLAMAKBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin